Ekonomide ‘milli’ endişe
Murat Sabuncu
Son Köşe Yazıları

Ekonomide ‘milli’ endişe

14.09.2015 23:24
Güncellenme:
Takip Et:

AKP’de Kongre’nin ardından yeni yönetim şekillendi. Gerek MKYK gerek MYK’de en çarpıcı değişim ekonomi kadrolarında oldu. Türkiye’de en uzun süre ekonomiyi yöneten Ali Babacan ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek parti yönetiminden çıkartıldı. Yerlerine “milli ekonomiyi savunduklarını” söyleyen bir ekip geldi. Ekibin başını Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak çekiyor. Onunla beraber yine Erdoğan’a yakın Bülent Gedikli, Nurettin Canikli ve Naci Ağbal da yönetimde. Ağbal aynı zamanda partinin ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcısı oldu. Ekibin “beyin” takımında Erdoğan’ın danışmanları Yiğit Bulut ile Cemil Ertem de bulunuyor.

Burada iki soru gündeme geliyor. Birincisi 13 yıldır iktidarda bulunan AKP “bugüne kadar uyguladığı ekonomik programı neden değiştirme ihtiyacını duydu?(Hem de kendi iktidarda olduğu dönemi de eleştirerek).... İkincisi bu değişim Türkiye’yi nereye sürükler? Dün AKP içinden ve ekonomi çevrelerinden (devlet ve özel sektör) yaptığım görüşmeleri burada aktarayım.

Konuştuğum çevrelerin ortak uyarılarından, dünyada ortaya çıkan Türkiye’yi de yakından ilgilendiren parametrelerden özetle başlayayım:

* Amerikan Merkez Bankası (FED) perşembe günü 9 yıl sonra ilk kez faiz artırımına gidebilir. Bu hafta olmasa da en geç önümüzdeki yıl başında bu durum gerçekleşecek. Dolar yükselerek Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için borç krizi yaratma riski taşıyacak.

* 3 TL’nin üstünü gördüğü şu günlerde bile dolar Türkiye’de şirketleri zorlamaya başladı. Çünkü özel sektörün döviz cinsi borcu yüksek. Bu yılın temmuz sonu itibarıyla özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu, 2014 yıl sonuna göre 10,4 milyar dolar artarak 178.2 milyar dolar düzeyinde. Kısa vadeli borçlar ise 70 milyar dolar. Yılbaşından bugüne TL’nin dolar karşısındaki değer kaybının yüzde 32 olduğu düşünülürse şirketlerin neden zorlandığı anlaşılır.

* Dünyadaki tek risk Fed değil. Dünyanın en büyük ekonomilerinden Çin’in yaşadığı sarsıntı buna bağlı olarak Brezilya’nın içine girdiği kaos da durumu zorlaştırıyor. Pazar günü Uluslararası Ödeme Bankası’nın (BIS) “Çin, Brezilya ve Türkiye’deki kredi büyümesi sadece batık borçlardan kaynaklanacak etkilere yönelik risklerin artmasına yol açmıyor, bu durum aynı zamanda bu ülkelerde ufukta bankacılık krizi olduğu işaretini veriyor” açıklaması da kaygıları artırdı. Türkiye’nin bankacılık sektörü çok güçlü olmasına rağmen dünyadaki bu olumsuz algı bile ülkenin “hangi kategoriye” sokulduğunun göstergesi.

* Ülkelerin riskini gösteren CDS’ler (kredi iflas sigortası) 294 seviyesinde. Bu oran geçen sene sonunda 150 idi. İç siyasetteki belirsizlik ve yaşanan çatışma ortamı ülkenin risklerini artırırken kredi kuruluşlarının da bu tabloya bakarak not düşürmesi muhtemel.

* Şu anki kurla bile (3.07) Türkiye halkı fakirleşti. Kişi başına milli gelir yeniden 10 bin doların altına geriledi. Kurun daha da yükseleceği de neredeyse kesin.

İşte Türkiye’nin son seçimlerinde en yüksek oyu almış partisi bu riskler eşiğinde ekonomideki duruşunu ve kadrosunu değiştiriyor. Yiğit Bulut yeni durumu dünkü yazısında “Neo-liberal teslimiyetçi sürecin sonu” olarak tarif ediyordu. Yani kendi partisinin ve bakanlarının (başta Ali Babacan) uyguladığı politikaları eleştiriyordu.

Peki, yeni model yani “milli ekonomi modeli” nedir? AKP içinde son döneme kadar ekonomi yönetimine yakın olanlar parti içinde böyle bir model ve çalışmanın olmadığını söylüyorlar. Yani Erdoğan’ın yakınındaki bir kaç kişinin kafasındaki proje. Tahminleri ise “başta Merkez Bankası ekonominin bağımsız kurullarının kontrol altına alındığı, devlet gücüyle zaman zaman piyasaya da (ricayla ya da sopayla) müdahale edildiği sistem.

Dün AKP ile koalisyon müzakeresi yapan CHP’li heyetten bir kaynakla konuştum. Ekonomi kısmı konuşulurken bu konu hiç telaffuz edilmemiş. Yani Ahmet Davutoğlu’na rağmen “yeni tanım” Saray ağırlıklı bir zorlama.

Gelelim iş dünyasına. “Milli ekonomi” kavramına ilk tepki “demode”. Yatırım anlamında yabancı ve yerli ortaklıkların büyümeye ve istihdama katkısını sıralayıp “millilik kavramı” zaten sermaye çekme konusunda zorlanan ülkeyi iyice sıkıntıya sokar. Farklı bir işadamı “milli ekonomi” kavramının yaratacağı çağrışımları şöyle sıraladı:

Yabancı sermayenin dışlandığı, kamu ihalelerinde yerli sermayeye avantajlar tanındığı, vergilendirmede farklılıkların yaratıldığı, sermayenin gitmesine sebep olabilecek endişelerin ortaya çıkabilecek durumlar.

Gelelim bürokrasiye. Endişeliler. Sebebi açık. İktidar müdahalesinin artacağı dönem geliyor. Yok muydu müdahale? Vardı. Ama Babacan araya girip iknaya çalışıyordu. Artık o da yok. En büyük sorunu Merkez Bankası yaşayacak. Erdoğan tarafından vatan hainliğiyle bile suçlandı Erdem Başçı. Gitti geldi hatta. Şimdi bir yandan dünyadan gelen riski yönetmeye çalışacak (ki kura karşı elindeki tek silah faizler onu da kullanmasına izin vermiyorlar) bir yandan bağımsızlığını korumaya çalışacak. Mümkün mü? Zor... ”milli ekonomiciler” Merkez Bankası’nın “iktidarın istediği şekilde” hareket etmesini sağlayacak bir yöntemi (baskıyla ya da yasayla) bularak özerkliğini tırpanlayacak. Bu da Türkiye’nin ekonomik anlamda güvenirliğini sarsacak. Hazine’ye 1 yılı aşkın süredir müsteşar atanamadığının altını çizelim. BDDK’den TMSF’ye kuruluşların da AKP’nin isteğiyle hareket ettiğine.

Şimdi kimileri “şu an seçim hükümeti var, 1 Kasım’da AKP yine koalisyona zorunlu kalabilir, endişe için erken değil mi” diye düşünebilir. Tam tersine dünyanın içinden geçtiği zor süreç ve Türkiye’nin dibine geldiği kriz ortamında ülkenin en yüksek oyu almış partisinin “ekonomi vizyonu” dikkatle izlenir. Ve ekonomi aktörlerindeki ilk izlenim “endişe verici”...

Son söz AKP’deki kaynaklardan. Erdoğan’ın geçen hafta Huber Köşkü’nde Dünya Bankası Başkanı’nı kabul ederken verdiği fotoğraftaki isimler (Albayrak, Bulut, Ertem) gelecek için yeterince fikir veriyor.

Yazarın Son Yazıları

Bu Babalar Günü’nde hediyeyi sen verdin

Bu Babalar Günü’nde hediyeyi sen verdin

Devamını Oku
19.06.2017
Cizre’de tuhaf şeyler oluyor

Cizre’de tuhaf şeyler oluyor

Devamını Oku
10.08.2016
CHP’liler ilk gece sokaktaydı

‘Darbe girişimi 17-25 Aralık’ı örtmek için gerekçe olamaz’ diyen Kılıçdaroğlu, ‘tek adamlığın Türkiye için felaket olacağını’ belirtti.

Devamını Oku
30.07.2016
Erdoğan topluma ‘baldıran zehiri’ içirdi

Erdoğan topluma ‘baldıran zehiri’ içirdi

Devamını Oku
01.07.2016
Türkiye demokrasi çıpasını kaybetti

Türkiye demokrasi çıpasını kaybetti

Devamını Oku
25.06.2016
Erdoğan’a kırmızı kart

Bharara’nın Washington’dan yeşil ışık alarak Erdoğan ismini dilekçeye kolayca koyduğu anlaşılıyor. Amerikan Özel Kuvvetleri’nin Rakka’da YPG armasıyla savaşması ABD için yeni müttefikin Kürtler olduğunu gösteriyor.

Devamını Oku
27.05.2016
Ülkücülerin ‘devletle’ imtihanı

Ülkücülerin ‘devletle’ imtihanı

Devamını Oku
16.05.2016
Savaşa, ölüme, acıya duyarsızlaşıyoruz

Savaşa, ölüme, acıya duyarsızlaşıyoruz

Devamını Oku
14.05.2016
Dost modern darbe

Dost modern darbe

Devamını Oku
06.05.2016
Başkanlık ve erken seçimin yolu açıldı

Başkanlık ve erken seçimin yolu açıldı

Devamını Oku
05.05.2016
EXPO açılışı kutlanabilir, 23 Nisan kutlanamaz

EXPO açılışı kutlanabilir, 23 Nisan kutlanamaz

Devamını Oku
24.04.2016
Erdoğan'ın Gazze ayıbı

Erdoğan'ın Gazze ayıbı

Devamını Oku
20.04.2016
HDP’li vekillerin dokunulmazlığı fiilen kalkmış durumda

HDP’li vekillerin dokunulmazlığı fiilen kalkmış durumda

Devamını Oku
23.03.2016
Kürtler barışa çağırıyor, duyuyor musunuz?

Kürtler barışa çağırıyor, duyuyor musunuz?

Devamını Oku
22.03.2016
Diyarbakır’da göremediğim gökkuşağı

Diyarbakır’da göremediğim gökkuşağı

Devamını Oku
21.03.2016
'Dubleks' vicdansızlık

Tecridin ne anlama geldiğini bilmeyen kafa... “Yalnızlaştırmanın”, “insansızlaştırmanın”... Oturmuş ders vermeye kalkıyor. Hem de Can Dündar’a... 2000 yılında “Hayata Dönüş Operasyonu” diye bilinen katliamın öncesinde Can, bir grup aydınla birlikte Bayrampaşa Cezaevi’nde açlık grevlerini önlemek için çaba harcıyordu.

Devamını Oku
23.02.2016
Bir üvey evlat Tarlabaşı

Yıkık ya da yıkılmaya yüz tutmuş binalarda sürdürülmeye çalışılan hayatlar... Sağırlar ülkesi Türkiye’de bir üvey evlat Tarlabaşı...

Devamını Oku
19.02.2016
Erdoğan ‘kükrüyor’ Türkiye zora giriyor

Erdoğan ‘kükrüyor’ Türkiye zora giriyor

Devamını Oku
08.02.2016
Can Dündar imzalı iddianame!

Can Dündar imzalı iddianame!

Devamını Oku
28.01.2016
Vehbi Bey’den Mustafa’ya 60 ihtilalinden Gezi’ye...

Vehbi Bey’den Mustafa’ya 60 ihtilalinden Gezi’ye...

Devamını Oku
22.01.2016
Davutoğlu masaya dönmek istiyor

“Barış İsteyenler Grubu”nun Davutoğlu ile toplantısına katılan bir isim, Başbakan’ın “çözüme odaklanmada” istekli olduğunu belirtti.

Devamını Oku
08.01.2016
Paşa da olsan aşk küçültmez

Galibiyet umudu büyük yenilgilerle sonuçlanan bir asker Enver Paşa. 27 yaşında 1908’de hürriyet kahramanı, 14 yıl sonra Pamir Dağı eteklerinde bir kurşunla sonlanmış bir hayat. Kaybedilen savaşlar, muhaliflere yaşatılan acılar ve aşk. Deli gibi âşık olduğu, karşısında diz çöktüğü kadın Naciye Sultan. Enver Paşa’nın a.b.c’si...

Devamını Oku
12.12.2015
Kıdemli bir görüşmecinin Silivri notları...

Kıdemli bir görüşmecinin Silivri notları...

Devamını Oku
09.12.2015
Bizi hep öldürdüler

Bizi hep öldürdüler

Devamını Oku
29.11.2015
Savaş kabinesi

Savaş kabinesi

Devamını Oku
25.11.2015
Her şey ‘bacılar ayrıştığında’ başladı

Her şey ‘bacılar ayrıştığında’ başladı

Devamını Oku
12.11.2015
"Erdoğan’ın rol modeli Putin’di"

“Dünyayı karıştıran adam” Soros, üç günlük bir ziyaret için Türkiye’deydi. Soros, “Bir süre önce Türkiye-Rusya ilişkileri çok yakındı. Erdoğan, Putin’i rol modeli olarak kabul ediyordu. Bu ilişkiyi Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi bozdu” dedi.

Devamını Oku
09.11.2015
Penguen geri döndü

Penguen geri döndü

Devamını Oku
28.10.2015
Seçim değil, yas havası

Her ilde partililerle de işadamlarıyla da buluştum. Acılar, endişeler döküldü kelimelere. Buralarda seçim değil yas havası var. Ölümler hem bölgedeki hem Ankara’daki, yasaklar, çatışmalar... Seçimlerden çok bu olaylar insanların gündeminde. Çoğunluk, seçim sonrası ile ilgili de umutsuz...

Devamını Oku
23.10.2015
‘Başbakan yardımcısı medya patronlarını tehdit etti’

‘Başbakan yardımcısı medya patronlarını tehdit etti’

Devamını Oku
21.10.2015
Digiturk sansürcüsü TMSF çıktı

yedi televizyon kanalını yargı kararı olmadan sansürleyen Digiturk’ün Katarlı beIN Media Group’a devredilmediği ve TMSF’nin kontrolünde olduğu öğrenildi. TMSF’nin platformu ne zaman ve hangi fiyata satacağı ise hâlâ sır.

Devamını Oku
16.10.2015
AKP artık popülist bir partidir

AKP artık popülist bir partidir

Devamını Oku
05.10.2015
MHP; AKP ile yan yana olmayı hayal edebildi

MHP; AKP ile yan yana olmayı hayal edebildi

Devamını Oku
04.10.2015
Böldürtmeyeceğiz, öldürtmeyeceğiz

Böldürtmeyeceğiz, öldürtmeyeceğiz

Devamını Oku
03.10.2015
Gezi’yi hatırlayıp, Cizre’yi unutmak

Gezi’yi hatırlayıp, Cizre’yi unutmak

Devamını Oku
01.10.2015
Milli kavga

Milli kavga

Devamını Oku
22.09.2015
3 merkezden Boydak operasyonu

3 merkezden Boydak operasyonu

Devamını Oku
17.09.2015
Ekonomide ‘milli’ endişe

AKP’de sadece Erdoğan’ın yakınındaki birkaç kişinin kafasında olduğu öğrenilen yeni ‘milli ekonomi modeli’ kavramına iş dünyasından gelen ilk tepki ‘demode’ oldu. Bürokrasi de iktidar müdahalesi artacağı için endişeli.

Devamını Oku
14.09.2015
Ekonomi damada emanet

Ekonomide iki ciddi isim Ali Babacan ve Mehmet Şimşek artık AKP’nin yönetiminde değiller. Onun yerine “Yiğit Bulut” ile ekonomi çözümlemelerinde uyuşan bir kafa yapısıyla damat Berat Albayrak var.

Devamını Oku
13.09.2015
Darbe: Bir MİT güzellemesi

Adı “Darbe”... Bu bir “film”... 7 Şubat krizini merkez alan bir önceki KOZ filminin amatörlüğünde değil karşımızdaki. Oyunculuklardan metne “ikna edici”. Aslında MİT merkezli “halkla ilişkiler” çalışması ya da “bir dönemin MİT ağzından belgeseli” diyebileceğimiz görsel propaganda.

Devamını Oku
31.07.2015