Ankara’da 1 Mayıs baharı!
Mustafa Balbay
Son Köşe Yazıları

Ankara’da 1 Mayıs baharı!

02.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Başkentte toplumsal buluşmanın ana adresi Tandoğan Meydanı dün özlemini çektiğimiz bir bayram buluşmasına tanık oldu.

Gözümüz kulağımız 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın sembol yeri Taksim’deydi. İstanbul’dan gelen haberler gerilimliydi ama Tandoğan solun bütün renklerini içinde barındıran bir ahenk içindeydi.

ODTÜ ve Hacettepe öğrenci grupları Ankara Üniversitesi tarafında kendi aralarında kurdukları dayanışma ile dikkat çekiyordu. Platformu arkamıza alıp alana bakınca bir çırpıda 20’den fazla grup, örgüt, parti adı saydık. Kimileri uzun yılların birikimini bugüne taşımış emektar örgütlerdi. Devrimci grupların militan duruşu “bütün” içindeki dalgalanmalarda en hareketli bölümdü. 

Böylesi buluşmalarda bizim de anılarımız yakın geçmişin sayfalarından çıkagelir! 1990’lı yıllarda haftada bir buluştuğumuz üniversite gruplarından iki kişi o günlerin gülüşüyle karşımıza çıktı.

***

Tandoğan’a damgasını doğal olarak maden işçileri vurdu. Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi işçiler Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüp dokuz günlük açlık grevinin ardından haklarını almış olmanın haklı gururu içindeydi.

Her biri baretlerini başlarına bir madalya gibi geçirmiş, onurla taşıyorlardı. “Emek en yüce değerdir” sözünün ete kemiğe bürünmüş haliydiler. İnsanlar böylesi başarılara susamış. Onları gören soluğu yanlarında alıyordu. Onlardan biri de bizdik. Yüzlerine tarifsiz bir gülümseme yerleşmiş. Konuşurken de dinlerken de aynı ifade şekli bir bayrak gibi dalgalanıyordu. 

Beş altı kişilik bir madenci grubunun arasında en kıdemli olan 66 yaşındaki Nazım Çetin’di. Yüzü Kurtuluş Parkı’ndan tanıdıktı. Gülüşü ve bakışları gepegençti. Nazım, Cumhuriyet gazetesiyle tanış olduğunu söyleyip okuduğu yazarlardan söz edince sohbetimiz biraz daha derinleşti. İhtiyatlı bir iyimserlik içinde... Şöyle dedi: “Madenciliğe devlette başladım. Pek çok dönüşüme tanık oldum. Madenlere teknolojinin girişini sağlayan kuşağım. Elbet teknoloji daha da gelişecek ama emek hepsinin üstünde. Yine de emek gerek. Gücümüzün farkındayız. Direndik, kazandık. Bizim işimiz üretim. Şimdi onu bekliyoruz.”

Vedalaşma 40 yıllık dost gibi olunca madenci Nazım’a takıldım:

“Adın Nazım, soyadın Çetin. Sen mücadele için doğmuşsun.”

Madenciler Türkiye’nin dört bir yanından kutlama ve destek mesajları alıyormuş. “Bir tek ‘Haksızsınız’ diyene rastlamadık. Keşke düzen sağlıklı işlese de en doğal haklarımızı bu kadar zorlama ile almak durumunda kalmasak” diyorlar.  

Miting ortamı bayram gibi olunca polisler de havaya uygun davranış içindeydi. Alandan ayrılırken saat 16.00’ya geliyordu. Göreve 07.00’de başlamışlar.

***

Emeğin bayramı elbette güzel ama bir İşçi Bayramı’nı daha çalışma yaşamının sorunlarının düğümlendiği süreçte kutladık.

Her şeyden önce çalışma yaşamı kadar “çalışmama” yaşamı da var! İş bulabilmek bir sorun, bulamamak başka sorun! 

İktidar sendikaları bile ne okulda ne işte olan genç sayısının giderek arttığını ortaya koyan veriler yayımlıyor

İş bulmaktan umudunu kesen, o nedenle iş aramayı bırakmış olanlar da hesaba katıldığında işsiz oranı yüzde 30’u buluyor.

Gayrisafi milli hasılada alın terinin payı yüzde 30’un üstündeyken şimdi yüzde 20’nin altına indi.

Aynı paylaşımda emekliye ayrılan yüzde 5’in üzerindeyken şimdi yüzde 3 civarında.

Verilen emeğin ve emeklinin gerçek gelirinin giderek azaldığını gösteriyor.

Bütün bu sorunları aşmak için ne yapmak gerektiğini maden işçileri gösterdi:

Mücadele!