Mersin, Kılıçdaroğlu’nun adaylık işareti mi?

05 Aralık 2021 Pazar

CHP’nin Mersin mitingi, seçim havasının başladığını gösterdi. Milletin katılımı, seçmenin de sandığı beklediğini ortaya koyuyordu. 

CHP’nin meydanlara inme kararı alması bir süredir tabanın da aşağıdan yukarıya bastırdığı bir istekti. Bu tür meydana çıkmaların başlıca riski, sürdürülebilir kılmaktır. Bu yapılamazsa beklenen olumlu ilerleme tersine dönebilir. 

Mersin bu açıdan da önemliydi. Görünen o ki “milletin sesi” mitingleri devam edecek. Dünkü hava, meydanların sadece sayısal olarak değil, heyecan olarak da dolu olacağını gösteriyor. 

Mersin sadece meteorolojik değil, siyasal hava olarak da yerinde bir seçimdi. Mersin’in neredeyse bütün komşu illeri CHP’li başkanlar tarafından yönetiliyor. Adana, Hatay, Antalya’dan, öteki illerden elbet katılım olmuştur. Ancak taşıma bir yere kadar. Asıl olan yerel katılım, bunun da sağlandığı görülüyor.

***

Kemal Kılıçdaroğlu’nun hem kürsüdeki görünümünün hem konuşmasının mesajları vardı. Kürsünün arkasında şu başlıklar dikkati çekiyordu:

Milletin sesi Kılıçdaroğlu... Hemen seçim...”

Geçen hafta CHP’nin düzenlediği eğitim kurultayında da fonda sadece “Kılıçdaroğlu” vardı.

Görünen o ki Mersin mitingiyle birlikte CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Kılıçdaroğlu olacağına ilişkin yorumlar artacak. Kılıçdaroğlu’nun bir süredir, “ben” diye başlayan, birinci tekil şahıs olarak devam eden konuşmaları dikkati çekiyordu. Buna dün de tanık olduk. “Ben” diye başlayan, “dostlarımızla” diye devam eden cümleler çoğunluktaydı. Başlangıç bu olduğuna göre devam mitingleri de aynı havada sürecek. 

Kılıçdaroğlu’nun konuşması içerik olarak güçlü bir grup konuşması biçimindeydi. Mademki, “milletin sesi” mitingleri geliyor, akılda kalacak birkaç yeni slogan olabilirdi. Demirel, böylesi bir seçim havası başlayınca meydanlarda halkın ağzına laf vermek gerektiğini söylerdi. İki ya da üç kelimelik bir istem halkın diline yerleşti mi, senin uzun uzun konuşmana da gerek kalmaz. Önümüzdeki dönem için halkın geleceğe ilişkin özlemini dile getiren ve “kendisinin” tekrarlayacağı sözler gerekli. 

Mersin mitingi, Kılıçdaroğlu’nun TÜİK’in kapısına dayandığı haftanın sonuna denk geldi. Ekonominin gidişine ilişkin bütün rakamların çarpıtıldığı, TÜİK’in kapısına vurulan kilitten de anlaşılıyor. En azından Merkez Bankası Başkanı gibi TÜİK Başkanı da randevu verip usulen konuşabilirdi. 

Anlaşılan o yüz de kalmamış.

TÜİK, şöyle bir istatistik yayımlarsa şaşırmamak gerekir:

TÜİK’in önüne gelen ziyaretçi sayısı sıfırdır!

***

Kemal Kılıçdaroğlu’nun adının planlı şekilde öne çıkarılmasına dönersek...

İki olasılık var:

1- Bu durum cumhurbaşkanı adayı olacağını gösteriyor.

2- Başka adayların adının öne çıkmasıyla birlikte kendi otoritesinin sarsılmasını engellemek istiyor.

Birinci şık öne çıkarsa, Kılıçdaroğlu’nun yolun devamında bir “kadro hareketi” olarak yürümesi daha akılcı olur. Gerek CHP’ye gerekse kendisine farklı kesimlerin oy vermesi için gerekli açılımları yapıyor, söylem değişikliklerine gidiyor ama bunlar yetmeyebilir. CHP’nin çizgisine dair hiçbir soru işareti yaratmayacak bir stratejinin yanına hem kendi soluna hem sağına seslenen yelpazesi geniş bir kadro hareketi samimiyet tartışmasını da ortadan kaldıracaktır.

İktidarı vermemek için her şeyi yapmaya niyetli yönetimlere karşı şu yöntemi benimsemek gerekir:

Seçimi seçimden önce kazanmak!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Suriye çelişkileri! 11 Mayıs 2022
İmamoğlu’nun yolu! 10 Mayıs 2022