Saray - Soylu - sürgün!

09 Haziran 2021 Çarşamba

İlginç bir sacayağı oluştu. Buna piramit denemezdi. Üsttekiler - alttakiler gibi bir hiyerarşi yok. En üstteki bazen alçalabiliyor, en altta bilinen en üsttekinin üstüne çıkabiliyor. Arada olmadık bağlantılar var. Resmi görevi ile sacayağındaki görevi farklı olanlar var. 

Kamuoyu her şeyi, ortada bir devlet varmış, kurumlar-kurallar varmış gibi algılamaya, yorumlamaya çalışıyor. Tabii oturmuyor.

Ortaya atılan iddialar demokrasisi az çok işleyen bir ülkede olsa hükümet düşer. 

Bizde düşmez! 

Çünkü hükümet yok.

Olmayan şey nasıl düşsün? 

Sadece Saray’ın verdiği görevleri yapan bakanlık sekreterleri var.

***

10. videoyu beklerken gelinen nokta şöyle özetlenebilir:

Bir uçta Saray var. O olmadan kuruş uçması mümkün değil. Eskiden memleketi yönetenlerin bir sözü vardı:

Fırat kıyısında bir koyun kaybolsa, bundan biz sorumluyuz!

Bu söz, şu hale geldi:

Fırat kıyısında bir koyun bulunsa sahibinin kim olacağına biz karar veririz.

Saray’dan sızan bilgilere göre İçişleri Bakanı Süleymen Soylu’nun ve suç örgütü lideri Sedat Peker’in açıklamalarını masaya yatıran bir ekip oluşturuldu. Bu ekibin şu bulgulara varmaması mümkün değil:

- Peker’le hâlâ pazarlık yapılabilir. 

- Peker’i bilgi - belge olarak besleyen devlet çarkı içinde bir yapı var.

- Soylu’nun açıklamaları bakanlık olanaklarını kullanarak arşiv oluşturduğunu gösteriyor.

- Süreç aleyhte gelişiyor ama ne yapıp edip lehe çevirmenin yolunu bulmak gerekir.

İşin öteki ucundaki Soylu, Saray’ın bildiği gibi çok ama çok bilgi - belge biriktirmiş görünüyor. Soylu, televizyon açıklamalarında daha derin bilgi sahibi olduğunu hissettirdiği üç ipucu verdi:

- Açılım sürecinde Türkiye’ye anlatılamayacak sözler verildi. Buna Öcalan’ın serbest bırakılması, Suriye’nin kuzeyinde devlet kurulması dahil!

- AKP, her türlü dinleme - takip işini partinin içinde de yapıyor. Muhalifleri susturmanın yanı sıra parti içinde olanları bilmenin de önemi var! 

- 17/25 Aralık baştan sona gerçekti. Bunun kanıtları var. Şimdilik sadece para sayma makineleri ile yetinildi.

Bunlar Soylu’yu dokunulmaz kılar mı?

Bugüne kadar kıldı. Video açılımının 23’üncü gününde Bahçeli’nin Soylu’ya sahip çıkmasından sonra, 24’üncü günde de Erdoğan sahip çıktı. Sahip çıkmak elbet bakanlıktan almamayı gerektirmez. Yükselterek kenara çekme diye bir sistem de var. 

Şahsımrasi rejiminde MİT’teki bazı kurumlar İçişleri Bakanlığı’na alındı. Genelkurmay’ın kimi yetkileri de yine İçişleri Bakanlığı’na geçti.

Sözün özü Soylu polisten jandarmaya, sahil güvenlikten bekçiye 800 bin kişilik bir güvenlik gücünün başında. Asıl ipler yukarıda olsa bile görünüm Soylu’nun kendine yer ettiğini gösteriyor. Erdoğan’ın böyle bir bakanlığın başına parti çizgisinden gelmeyen, geçmişte DYP içinde Ağar’la her türlü kavgayı vermiş bir kişiyi getirmesi ayrı yazı konusu. Türkiye’nin güvenliğinin sigortası olarak görülen İçişleri Bakanı’nın sigorta şirketi kurması, 57 kat büyümesi de apayrı bir yazı konusu. Soylu, bu bilginin Peker’de olduğunu biliyor olmalı ki ondan önce kendisi açıkladı!

Öteki uçtaki Peker’i tek bir kişi olarak değerlendirmemek, sürgündeki bir güç olarak görmek uygun düşüyor. Videolardaki cilt cilt bilgiler tek kişinin toplayıp kıymetlendireceği cinsten değil.

***

Bütün tarafların durumuna, açıklamalarına, susmalarına bakınca tablo şöyle görünüyor:

Biri neredeyse hepsi orada!

Biri neye bulaştıysa hepsi bulaşmış.

Biri neyi gizlediyse hepsinin haberi olmuş.

Biri neden pay aldıysa hepsi aynı oranda başka bir şeyden pay almış.

Biri ötekini ne için kullandıysa, öteki de berikini benzer şey için kullanmış.

Bu üçlü tahterevallide haklı haksız taraf aramak aptallık olur.

Bu sacayağı, suç ayağına dönmüş.

Bu yapıya mahkûm değiliz.

İktidar ve çevresi; ekonomide mutlu azınlık, siyasette azgın azınlık haline geldi.

Türkiye’ye yeni bir yön, yeni bir yöntem, yeni bir yönetim gerek...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tayyiban... 25 Temmuz 2021
Kıbrıs defteri... 21 Temmuz 2021