Dün akşam saatlerinde bölge adliye mahkemesinin (BAM) 36. hukuk dairesi Türkiye demokrasisi için çok vahim bir karara imza attı.
CHP’nin 4-5 Kasım 2023’teki 38. olağan kurultayının iptaline, parti yönetiminin kurultay öncesi kadroya devrine karar verdi.
Gelinen noktada sorun artık sadece CHP sorunu olmaktan çıkmıştır. Demokrasimizin sorunu haline gelmiştir.
Asırlık Cumhuriyet darbe dönemlerinden olağanüstü hallere, siyasetin yargı eliyle dizaynından parti kapatmalara pek çok darboğazdan, uçurum kıyısından geçti.
Şimdi öncekilerden farklı ama özü “hukukun dışına çıkmak” olarak özetlenebilecek bir süreçteyiz.
***
2 Eylül 2025’te CHP İstanbul İl Kongresi iptal edilmiş, Gürsel Tekin kayyum olarak atanmıştı. 8 Eylül’de 5 bin polisle il binasına girmeye çalışmıştı. İl başkanı Özgür Çelik, parti örgütüyle birlikte buna direnmişti. Çelik’e göre bu, genel merkeze yönelik olası butlan kararının provasıydı. “İl binasında ne yaşandıysa genel merkezde de o olur” değerlendirmesi yapmıştı.
Dün butlan kararından hemen sonra CHP Genel Merkezi’nde olağanüstü bir hareketlilik başladı. Ankara il örgütünün üyelere yönelik çağrısına karşılık kimi partililer sormuş:
“Valizlerimizi de getirelim mi?”
Dün akşam başlayan hareketliliğin bugün Anadolu’dan Ankara’ya akınla devam edeceği anlaşılıyordu.
Bu aşamadan sonra ne olur?
Demokrasi rafa kalktığı için her şey olur!
Özgür Özel böyle bir karar beklemediğini ancak alınırsa da tepkilerini herkesin göreceğini söylemişti. Partinin kapatılması halinde seçim için yedek bir partinin hazır tutulduğunu vurgulamıştı. CHP açısından bütün seçenekler masada.
CHP’nin tutumunu netleştirebilmesi için neyle karşılaşacağını en azından tahmin etmesi gerekir. Şu aşamada bu da zor. İstanbul il kongresi sürecinde YSK hukuktan yana tavır almıştı. Bu nedenle mücadele bir nebze hukuksal zeminde sürdürülebilmişti. YSK yapısı değişti. Yeni yapının öncekine benzemediği değerlendirmeleri var!
İktidarın tek seçeneğinin şu olduğunu defalarca vurguladık:
Seçeneğini yok etmek!
Bunu yaşıyoruz.
Erdoğan 13 Nisan’da şu “saptamayı” yapmıştı:
- Türk demokrasisi önümüzdeki dönemde hak ettiği ana muhalefete kavuşacak!
Demek ki o gün bu gün!
***
Baskın seçime gidiyoruz!
İktidar seçeneğini ortadan kaldırmanın yanı sıra yeneceği rakibini de belirlemek için düğmeye bastı.
İktidarın hesabı tutar mı?
Bize göre tutmaz. 19 Mayıs Çarşamba günü bu köşenin başlığı şöyleydi:
Yolun sonu görünüyor!
Bugünün olasılıklarını dikkate alarak kaleme aldığımız o yazıda Özgür Özel’in g-üçlü sacayağı kurması gerektiğini vurgulamıştık:
1- Partinin bütünlüğü
2- Millette çoğalmak
3- Tüm demokrasi güçleriyle bir araya gelmek.
Bu üç madde daha elzem hale geldi.
İktidarın daha da serleşeceği anlaşılıyor. Şu üçlü saldırı birbirini tamamladı:
Tutuklama, rozetleme, butlanlama!
BAM kararında temyiz anlamsız hale getirildiği için hukuk yolları tükendi. Elde birbiriyle bağlaşık iki unsur kaldı:
Milletle bütünleşme, demokrasi güçleriyle bütünleşme!
Dün borsanın anında yüzde 6 değer kaybettiği dikkate alınırsa bugün “kara cuma” olabilir. Ancak demokrasi için daha farklı bir mücadele dönemi başlayacak.
Şimdi provokasyona gelmeden, toplumsal meşruiyeti gözeterek en geniş ittifakla demokrasi mücadelesi verme zamanı!
Enseyi karartmayın.
Türkiye bu süreci de aşacak.