‘Yine Akşam’

01 Aralık 2013 Pazar

Yaşamak üzerine çok yazı yazdım. Oysa daha önce yaşamamak konusunu yazacaktım. Bir türlü olmadı. Yazacağım dedim ama olmadı. Bir de yaşayamamak var. Onu nasıl yazmalı? Yılların eylülünde, şubatında duyduğum yepyeni duygulanmaları neden bir türlü edebiyata kazandıramadım? Korkuyor muyum yaşamaktan, yaşayamamaktan?
Yılbaşı yaklaştı, kaç gün kaldı ki? O da gelecek ve gidecek. Sen ağzın açık bütün bu doğa olaylarını insana uygun bir durum gibi yaşayacaksın.
Yaşlılık mı? Kendini başka türlü duymak mı? Bunca zamandır hep yazdın, her birinde o zamanların tadını duymak istedin. Ayıp bu kişinin yaşamak isteği, bir gün daha, bir hafta daha. Bir de bakıyorsun, yıllar sen farkında bile olmadan uçup gitmiş. Nereye mi? Senden uzaklara. Bir daha geri dönülmez bir düşünce olmuş.
Takvimin yaprakları teker teker kopup düştükçe biz insanoğullarının içinde bir şeyler kopar. Bir tel, ama ince yerinden. Sanki bir usta kemancı odana gelmiş, önce dertlerini dinlemiş, sonra da kemanını konuşturmuş. Öyledir müzik aletleri, konuşkandır. Bir keman, bir ut, bir piyano, bir tek telli saz bile yeter insanlığın sohbetine...
Resimler karalamışım. Karmakarışık çizgiler... Değişik biçimler yaratmak istemişim. Bir yanlardan bir şiir çıkmaz mı diye. Her yerden çıkar şiir. Becerebilirsen. Her şey ustalığa bağlı. Kaç yaşında olursan ol, derinden gelen bir keman sesi alır götürür seni uzaklara. Hiç gitmediğin, gidemeyeceğin o yerler gözlerimizin önündedir ama görmek bir beceridir.
Bu akşam neden bu biçim tatsızlıkları anımsıyorum. Okurlarımı renkli dünyalara götürmek istiyorum. Olabilirmiş gibi. Buna yazı denmez, kendi kendine içlenmek denir. İçlenmek unutulan bir söz, hüzün vardır. Keder vardır, cana sıkıntı veren her şey vardır. Kop onlardan, at kafandan hepsini. Bak yaşadın, yaşıyorsun, yaşayacaksın. İlerde bir gün bu satırları okuyacak olan sen misin?
Can sıkıntısı yapışkan bir şeydir. Al kitaplar oku, filmler seyret demişim, bir şey yok. Sen birkaç sözcüğün peşine takılmışsın... Nereye götürürlerse götürsünler razısın. Hiç değilse şu kasım akşamının tadını tat, güzelliği varsa onu ara bul. Bul da hep birlikte değişik yaşam tadı duyalım.
Yine akşam, yine akşam... Boşuna mı demiş Haşim..
Kurtuluş yok.  


Yazarın Son Yazıları

Yağmurda Bir Gün 20 Mart 2014
Seçimlere Doğru 18 Mart 2014
Öykü Gibi 16 Mart 2014
‘Gizli Kalanlar’ 13 Mart 2014
‘Susacak mısın?’ 11 Mart 2014
Gerçekten Yana... 9 Mart 2014
Sözler ve Gerçekler 6 Mart 2014
Dön Dolap Dön! 4 Mart 2014
Pazar Günleri... 2 Mart 2014
Yaşamanın İçinden... 27 Şubat 2014
Güz, Şiirlerle 23 Şubat 2014
Bir Başlarsam 20 Şubat 2014
Özgürlüğü Beklerken 18 Şubat 2014