Bunun adı çadır devletidir

06 Ocak 2024 Cumartesi

Akıl almayacak kadar saçma bir olayla karşılaşırsanız ya “sözün bittiği” yerde hissedersiniz kendinizi veya “Tuz koktu” dersiniz. 

Türkiye kaç gündür, bunu yaşıyor.

Bilindiği gibi Can Atalay meselesinden söz ediyorum.

Anayasanın açık hükümlerini hiçe sayan bir yüksek mahkeme (bir Yargıtay) söz konusu.

Üstelik sadece hiçe saymıyor. Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) savaş açmışçasına saldırıyor. Onu, -ortada hiçbir sebep veya iddia yokken- “Cumhurbaşkanını bile gayri meşru ilan edebilecek” bir organ gibi tanımlıyor. Böylece anayasal sistemin en yüksek yargı makamını cumhurbaşkanına jurnal ediyor. 

Anayasamızda bir “hukuk devleti” olduğumuz yazılı değil mi? 

Bu kafaların “adalet (?) dağıttığı” bir ülkenin devleti olsa olsa bir “çadır devleti” olarak anılmaya layık olur.

Daha önce de yazdık: 

Bu yaşadığımız AYM’nin başını yemek için kurulmuş bir tuzaktır. Yoksa kurulalı beri geçen 63 yıl boyunca Yargıtay dahil hiçbir yüksek mahkemenin yetkilerini tartışmadığı AYM’ye bunca yıldan sonra durup dururken -üstelik incir çekirdeğini doldurmayan gerekçelerle- itiraz -daha doğrusu isyan- etmenin başka bir açıklaması olamaz.

Özellikle Cumhur İttifakı’nın etkili ortağı Devlet Bahçeli’nin kaç aydır -hiçbir gerekçeye dayanmadan- “Anayasa Mahkemesi kapatılmalıdır” diye nara attığını dikkate alırsak bu mahkemenin “Suyu ısındı” diye düşünmek kaçınılmaz olur.

Hoş “AKP iktidarı döneminde çürütülmeyen hangi kurum hangi kural kaldı ki, Anayasa Mahkemesi bundan nasibini almasın” demek belki de en gerçekçi yaklaşımdır.

Bakınız eğitim dünyamıza. Bakınız Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri’nin Cumhuriyet boyunca üstlendiği role ve yaptıklarına, bakınız bir de Ali Erbaş döneminin Diyanet İşleri’ne... Hangi imam ağzını açsa, büyük Atatürk’e saldırmayı görev sayıyor. Laik Cumhuriyetin sinir uçlarıyla oynamayı bu tür din görevlileri, neredeyse yarış haline getirdiler. Hiçbirine etkili bir şekilde “Dur!” dendiğine tanık oluyor muyuz?

Sadullah Ergin, Bekir Bozdağ, Yılmaz Tunç döneminde yargımızın ne hale geldiğini görmüyor muyuz?

Cumhurbaşkanının pek başarılı bulduğu için yedi yıl aynı makamda tuttuğu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminde Türkiye’nin yabancı mafya liderlerinin ve soygun çetelerinin cenneti haline geldiğine, her gün yapılan polis operasyonları sayesinde tanık olmuyor muyuz?

Merhum Turgut Özal, “Anayasayı bir kere ihlal etmekle bir şey olmaz” dedi diye kıyameti koparan aydınlar, hukukçular, üniversiteler, medya organları nerede?

Üstelik anayasa bir değil bin defa ihlal edildiği halde...

2007 yılında Ankara, İstanbul, İzmir meydanlarını doldurarak laikliği savunanlar buhar mı oldu?

Bunca hukuk katliamına ses çıkaran bir hukuk fakültesi var da biz mi göremiyoruz?

Türkiye’nin geleceğini, Galatasaray ve Fenerbahçe spor kulüplerinin iki onurlu başkanının Suudi Arabistan’a “Bize Atatürk’ü ve onun ilkelerini yok saydıramazsınız” anlamına gelen değerli jestleriyle veya önemli günlerde Anıtkabir’e koşup büyük Atatürk’e saygı duruşunda bulunanların her gün artan sayısı ile kurtaracağımızı sanıyorsak daha çoook bekleriz.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir başka açıdan... 6 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları