“Atsan atamıyorsun/ Satsan satamıyorsun.” Uzatmadan açıklayayım: Tom Barrack isimli Amerika’nın Ankara büyükelçisinden söz ediyorum.
Muhteremin diplomatik kurallara uymayan “patavatsızlıklarına” kamuoyunun dikkatini ilk çeken, deneyimli diplomatlarımızdan, eski Dışişleri Bakanlığı müsteşarı, dostum, emekli büyükelçi Onur Öymen olmuştu:
Öymen, Barrack’ın Ankara’da göreve başladıktan kısa bir süre sonra devlet yapımızla illgili olarak söylediği sözlerin diplomatik ilişkilerde ciddi sorunlar doğurabileceğine dikkat çekmişti.
Ama Barrack’ın ağzı hiç durmadı. Saygın meslektaşına da hiç kulak vermedi. Daha kötüsü, Türkiye Cumhuriyeti’ni bugün yöneten en üst düzeyde sorumlu kişilerin, sıra ABD’li yetkililere gelince hemen suspus olacaklarından emin bir fütursuzlukla konuşmaya ve “Türkiye Cumhuriyeti’ne ayar vermeye” devam etti. Aklına gelince Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ve bütün (üniter) yapısını eleştirdi. Türk ulusunu oluşturan etnik farklılıklar arasına ayrılıkçı sorunlar sokmak istercesine sözler söyledi. Türkiye’nin “ulus-devlet” yapısıyla doğan devlet modelinin yüz yıldır emperyalizmin bu bölgedeki heves ve hesapları önünde engel teşkil etmesinden yakındı. Aslında bu sözleri, hem Onur Öymen’in uyarısının ne kadar isabetli olduğunu hem de ülkemiz dahil tüm bu bölgedeki “ulus devlet”lerin bu yapılarının ne kadar çağdaş ve sağlam bir yapıya sahip olduklarını ispat etmeye “tek başına” yetiyordu.
Bu durum, Türk halkının neredeyse yarısını temsil eden Cumhuriyet Halk Partisi’nin lideri Özgür Özel’in Barrack hakkında hükümetçe “istenmeyen kişi” kararı verilmesini miting meydanında alenen istemesine ve ilan etmesine dahi neden oldu.
Hazin olan Türkiye’yi bağımsız bir devlet olarak yönetmekle görevli ve sorumlu olan siyasi kadroların tüm bunlardan habersiz gibi davranmaları, kulaklarının üstüne yatıp uyumaya devam etmeleridir.
Şunu açıkça bilmeleri yararlı olur:
Sözünü ettiğim kadrolar, Tom Barrack ve onun gibi ağzından çıkan lafın nereye gideceğini düşünmeyen veya bilmeyen yabancı görevlilerin söyledikleri nedeniyle rahatsız olmuyorlarsa bu onların kişisel sorunudur. Ama bu durum, onurlu bir geçmişe ve kimliğe sahip olan Türk ulusunu topluca rahatsız etmekte ve onuruna dokunmaktadır. Bu onursuzluğa katlanmayı kendi kimliğine yakıştıran birkaç kişi her toplumda çıkabilir ama kendi onurunu ve bağımsızlığını şanlı bir mücadeleyle yüz yılı aşkın bir süre önce kazanmış ve o tarihten beri bunlar üzerine toz kondurmamış ulusumuza yakışmaz.
Bu nedenle Tom Barrack’lara hadlerini bildirmek istisnasız hepimize düşen bir görevdir.