19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

23.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

AV. MUSTAFA KÖROĞLU

ANKARA BAROSU BAŞKANI

Mükemmel bir yaşam yoktur. Mükemmel fikri çoğu zaman olanaklıyı imkânsız kılar. Asıl mesele, yaşamı olanaklı ve yaşanabilir kılacak bir düzen kurabilmektir. Cumhuriyet de böyle doğdu. Mükemmel bir dünyanın düşüyle değil; olanaklı olanı kurma iradesiyle.

Savaşların, yoklukların ve imkânsızlıkların içinden bir ülke kuran o irade, aslında basit ama güçlü bir fikre dayanıyordu: İnsan onurunu güvence altına alan bir hukuk düzeni...

Cumhuriyet yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda büyük bir zihniyet dönüşümünün adıdır. Ümmetten yurttaşa, kulluktan hak sahibi bireye; nakle dayalı bir dünyadan akla dayalı bir düzene geçme iradesidir.

Image

İKTİDARIN SINIRI 

Bu dönüşümün kalbinde tek bir ilke yer alır: İktidarın sınırlandırılması. Çünkü modern devlet fikrinin en temel sorusu, “İktidar nasıl kurulur?” değil, “İktidar nasıl sınırlandırılır” sorusudur.

Cumhuriyetin 100 yıllık öyküsüne bu gözle baktığımızda tartışma yalnızca siyasi iktidarların değişmesi konusu değildir. Asıl konu şudur: Siyasi iktidarların gücü mü belirleyici olacak yoksa hukukun çizdiği sınırlar mı?

Türkiye için 19 Mart, bu sorunun yeniden sorulduğu bir tarihe dönüştü. Bazı tarihler yalnızca takvimde bir gün değildir. Bir kırılmayı, bir yön değişikliğini işaret eder.

O günden sonra mesele artık tek bir dosya, tek bir soruşturma ya da tek bir siyasetçi değildir. 19 Mart da böyle bir eşikti.

O gün başlayan tartışma, aslında çok daha büyük bir sorunun etrafında şekillendi:

Hukuk devleti ne zaman ve nasıl korunur?

Bir hukuk devletinde yargı, bağımsız ve tarafsız olduğu ölçüde adalet dağıtır. Ama yargı siyasetin gölgesinde şekillenmeye başladığında hukuk güvence olmaktan çıkar; bir araca dönüşür. Türkiye’de bugün yaşanan tartışmanın özü tam da budur.

KUMPAS DAVALAR HAFIZALARDA... 

Bugün, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanıp uygulanmayacağı tartışılıyor. Soruşturma dosyaları savunmadan gizlenirken kamuoyuna servis ediliyor. Gizli tanık beyanlarına dayalı soruşturmalar ve özgürlüğü bağlayıcı önlemler giderek olağanlaşıyor.

Böyle bir ortamda mesele yalnızca bir dava değildir. Konu, hukukun kendisinin nasıl işlediğidir. İsimlerden ve güncel siyasi aidiyetlerden bağımsız olarak her yurttaş için hukuk güvenliğinin korunmasıdır.

Türkiye bu tür kırılmaları daha önce de yaşadı. Balyoz ve Ergenekon davalarının yarattığı ağır tahribat, hukuk tarihimizin en acı sayfalarından biri olarak hâlâ hafızalarda.

Tarih bize şunu gösterdi: Hukuk bir kez siyasetin aparatı haline geldiğinde ortaya çıkan zarar yalnızca bugünü değil, geleceği de etkiler. Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında kurulan bir düzen değildir. Adalet, bir toplumun kendine duyduğu güvenin adıdır.

Adaletin eridiği yerde kurallar çözülür. Kurallar çözüldüğünde haklar güvence olmaktan çıkar; bir ihtimale dönüşür. Tesadüflerin üzerine ise insana yaraşır bir yaşam kurulamaz.

HUKUKA SAHİP ÇIKMA İRADESİ

Yüzyıllar önce Sofokles’in yazdığı Antigone tragedyasında genç bir kadın, kralın buyruğuna karşı şöyle haykırıyordu: “Ben senin emrini değil, değişmez yasayı dinledim.”

Antigone’nin bu sözü bize basit ama temel bir gerçeği hatırlatır: Gerçek hukuk yalnızca iktidarın buyruğu değildir. Hukuk, siyasal gücün sınırlarını çizen bir ilkedir.

Tam da bu nedenle hukuk devletleri en çok kriz zamanlarında kendilerini sınar.

O sınavın sonucu yalnızca mahkeme kararlarında değil, toplumun hukuka sahip çıkma iradesinde ortaya çıkar.

Böyle dönemlerde mesele yalnızca kurumlar arasındaki gerilim değildir. Hukuk güvenliği zayıfladığında bunun ilk etkisi savunma makamında görülür. Avukata saldırılar artar, mesleğin itibarı aşınır, genç hukukçunun geleceğe güveni azalır. Bu nedenle hukuk devleti tartışması, bizim için yalnızca anayasal bir tartışma değil; doğrudan mesleki egemenlik konusudur.

Savunma mesleğinin rolü de tam burada ortaya çıkar. Avukatlık yalnızca bir meslek değildir. Hak ve özgürlüklerin tehdit altında olduğu dönemlerde avukat olmak, bir mesleği icra etmekten çok daha fazlasını ifade eder. Çünkü savunma, adalet mekanizmasının yalnızca bir parçası değil, onun vicdanıdır.

‘KİMSESİZLERİN KİMSESİ’ OLMAK 

Mustafa Kemal Atatürk “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” derken aslında adaletin özünü tarif ediyordu. Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değildir. Cumhuriyet, hukukun üstünlüğüne dayanan bir siyasal ahlaktır. Bu ahlakın ayakta kalabilmesi ise ancak bağımsız yargı, güçlü savunma ve hukuka inanan yurttaşlarla olanaklıdır.

Bugün geriye dönüp baktığımızda 19 Mart’ın bize bıraktığı soru hâlâ önümüzde duruyor:

Siyasi iktidarların gücü mü belirleyici olacak, yoksa hukukun çizdiği sınırlar mı?

Bu soru yalnızca hukukçuların sorusu değildir. Bu soru, bu ülkede yaşayan herkesin geleceğine ilişkindir. Çünkü hukuk devleti dediğimiz şey yalnızca mahkeme salonlarında kurulan bir düzen değildir. Hukuk devleti, yurttaşın devlete bakarken duyduğu güvendir.

O güven kaybolduğunda geriye yalnızca güç kalır. Gücün olduğu yerde ise hukuk değil, keyfilik hüküm sürer. Cumhuriyet tam da bu yüzden kuruldu: Gücün değil hukukun üstün olması için...

Bugün mesele yalnızca bir dava değildir. Mesele, Türkiye’nin nasıl bir devlet olacağıdır.

Ve bu sorunun yanıtı bir gün değil, tam da böyle günlerde yazılır. Çünkü “Hukuk devletleri kriz yaşamaz” demek doğru değildir. Ama hukuk devletleri krizleri hukukla aşar. Bir ülkenin kaderi, tam da böyle zamanlarda yazılır. Ve o kader, hukukun üstünlüğüne sahip çıkanların iradesiyle şekillenir.

Yazarın Son Yazıları

19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026