9 Eylül’ün şanlı süvarileri - Yaşar AKSOY
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

9 Eylül’ün şanlı süvarileri - Yaşar AKSOY

09.09.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Emperyalizmin (ABD, İngiltere, Fransa, İtalya) muazzam desteği altında İzmir’i işgal eden Yunan Ordusu’nun işgal boyunca haykırdığı bir marş vardı. Megalo İdea (Büyük Hülya) takipçisi siyasilerin ve Helen Kraliyetinin militarist generallerinin isteği üzerine bu marşın kamçıladığı Yunan’ın ana kuzusu evlatları, Anadolu’ya öyle bir kin ve zulüm taşıdılar ki, Anadolu’dan kaçıp giden tüm Osmanlı Rumlarının vebali de hiç şüphesiz onların hanesine yazılmıştır. O marşı yazalım:


Şimdi füstanella* İzmir’e geldi
Fes ortadan kalkacak
Türk’ün kanı akacak!

Şimdi İzmir’e geldik
Ayasofya’ya uçalım!
Camiler yerle bir edilecek

Ve onların üzerine 
haç dikilecek!

*(Füstanella: Efzon askerinin pileli eteği)

İZMİR’İ İLK GÖREN ZABİT

Ancak Yunan saldırganlığının bir sonu vardı... 30 Ağustos 1922 öğleden sonra Murat Dağı’nın kuzey eteklerinden İzmir’e doğru kükremiş aslanlar gibi akmaya başlayan Fahrettin Altay Paşa'nın komutasındaki 5.Süvari Kolordusu’nun en uç noktasındaki süvari birlikleri, Yunanlarca yakılmış Manisa’yı gerilerinde bırakıp 8 Eylül günü hava kararırken Sabuncubeli’ne vardılar.

Sık ormanlarla kaplı, dar ve çok kavşaklı olan uzun geçidin tenhalarında düşman birliklerinin mevzilenmiş olduğunu öğrendiklerinde, güneş battıktan sonra Türk süvarileri atlarından atlayarak mevzilere girdiler ve sabahı beklediler. Gece boyunca Yunanlıların mevzilerinden ayrılarak hızlı biçimde Bornova yönüne geri çekildikleri belli olmuştu.

Türk Tarihi’nin en uzun gecelerinden biri olan ve ucunda özgürlük alevi yanan koyu karanlık saatler biterken, 20. Alay’ın 3. Bölük Keşif Komutanı Teğmen Enver Bey, Bornova ovasını seyreden sırtları düşmanın terk ettiğini ve 15 km ötedeki İzmir’i gördüğünü, gerilerdeki komuta kademesine bildirdi.

Sabahın ilk dakikaları ile birlikte Türk Süvarileri, Sabuncubeli’nin yemyeşil ve nazlı kıvrımlarına doludizgin atılacaklardı.

Nedendir bilinmez... Teğmen Enver, bozkırın ötelerindeki köyünü düşündü. Anasını, kardeşlerini, kaval çalan yaramaz çoban yeğenlerini anımsadı.. Gülümsedi biraz.. Köyün minaresinden yayılan çağrıyı duyar gibi oldu, irkildi. Yeşil tepelerden akıp gelen koyun sürülerini özledi.. Ve, yavaş yavaş köyünden akıp gelen bir su gibi, bir türkü aktı geldi. Dudaklarını yavaşça kımıldattı:

"Ankara’nın taşına bak,

Gözlerimin yaşına bak,

Şu feleğin işi ters döndü,

Yunan kaçar, Türk kovalar oldu,

Pek şanlıyız... Pek şanlıyız..."

Ağladı sanki teğmen... Ve, kısık bir fener gibi sabahı bekledi. Gece karanlık kuyularda uzayıp gitti. Bir türlü bitmek bilmedi. İstiklal Süvarileri, mevzide sabahı bekliyordu, koca bir ordu nefesini tutmuş sabahı özlüyordu.

Şafak söker sökmez, Türk ordusunun İzmir yönüne atılan rüzgârlaşmış birliklerinin en önünde “Fahrettin Altay Paşa” komutasında 5. Süvari Kolordusu bulunuyordu.

Bu kolordunun üç tane öncü süvari tümeni, yalın kılıç İzmir’e doğru doludizgin aktılar. İzmir’i yeniden Türk bayrağına kavuşturacak olan, benim “Şanlı Tümenler” dediğim bu birlikleri şu kahraman komutanlar yönetmekteydi:

1- Birinci Süvari Tümeni: Kurmay Albay Mürsel Bakü (daha sonra orgeneral) komutasındaki bu tümenin öncü kuvvetlerinin bir kısmı, hızla İzmir’e girecek ve Binbaşı Ali Reşat komutasında Kadifekale’ye Türk bayrağının çekilmesinde ana vurucu gücü oluşturacaklardır. Kadifekale’yi ele geçiren süvari birlikleri üç ayrı grubun ortak akışı ile bu işi başardılar (Hiç şüphesiz aralarında yarış halindeydiler). 

İZMİR FATİHİ

Bayrak çekme olayında yan yana gelen üç subayın kimlikleri buna işaret etmektedir. 2. Süvari Tümeni 4. Alay Komutanı Binbaşı Ali Reşat Bey, Kafkas Tümeni Süvari Bölüğü’nden Teğmen Besim Kurter Bey, 1. Süvari Tümeni 4. Bölük Teğmeni Celil Bey birlikte Türk bayrağını Kadifekale burçlarında dalgalandırdılar.

Birinci Süvari Tümeni’nin bir kısmı ise yine yarış halinde (2. Süvari Tümeni ile yarış halindeler) Konak’a çok erken vardılar. Bu tümeni bağlı 14. Alay, 3. Bölük Kumandanı Yüzbaşı Zeki Doğan, yine aynı tümene bağlı 14. Alay, 2. Bölük Kumandanı Yüzbaşı Fikret Yüzatlı, Akıncı Süvari Müfreze Kumandanı Milis Yüzbaşısı Abdurrahman Özgen birlikte Sarı Kışla’ya bayrak çekmişlerdir. Paket Postanesi’ne bayrak çeken Süvari Muhabere Üsteğmeni Selahattin Selışık da (daha sonra orgeneral) 1. Tümen’e bağlı idi.

2- İkinci Süvari Tümeni: Kurmay Yarbay Zeki Soydemir (sonradan korgeneral) komutasındaki bu tümen, Bornova-Mersinli-Halkapınar-Alsancak-Kordonboyu-Konak yönünden kente girdi. Tümenin Binbaşı Ali Reşat komutasındaki 4. Alay’ı, İzmir’i ilk gören askeri birliktir. Ancak Ali Reşat Bey, Konak yönüne değil, Kadifekale yönüne doğru doludizgin akmıştır. 

4. Alay Komutan Muavini Yüzbaşı Şerafettin yönetimindeki iki bölük atlarının nalları Frenk Mahallesi’ni döve döve Kordonboyu’na atılan en öndeki askeri birliktir. Yüzbaşı Şerafettin Bey bir bomba ile yaralanınca Konak Meydanı’na varmaktan geri kaldı. 

Meydana ilk varan Teğmen Ali Rıza Akıncı, bir kadının verdiği elle yapılmış bayrağı aldı, hükümet konağına girdi, gönderdeki Yunan bayrağını indirdi, sonra tek başına İzmir Hükümet Konağı’na halkın yaptığı Türk bayrağını çekti. Çok az bir süre sonra konağın balkonuna gelen Yüzbaşı Şerafettin Bey, 2. Süvari Bölüğü Takım Kumandanı Teğmen Ali Rıza Akıncı ve Teğmen Hamdi Yurteri, birlikte Türk bayrağını (alay sancağını) yeniden göndere çektiler. Bu son karede yine bayrağı eliyle Teğmen Ali Rıza Akıncı göndere çekmiştir (Tüm resmi askeri protokol fotoğrafları bunu ispatlamaktadır). Göndere bayrağı çeken birliğin komutanı olduğu için Yüzbaşı Şerafettin, haklı olarak “İzmir Fatihi” olarak resmen ilan edildi.

KADIN KAHRAMANLAR 

3- 14. Süvari Tümeni: Kurmay Yarbay Suphi Kula (sonradan tümgeneral) komutasındaki bu tümen, İzmir’e kuzeyden sarkarak Menemen ve Karşıyaka’yı düşmandan temizlemiştir. Üsteğmen Zekai Kaur, Üsteğmen Zühtü Işıl, Bombacı Ali Çavuş gibi bu bölgenin kurtarılmasında ön planda olan kahramanlar, 14. Süvari Tümeni’nin en önünde savaşarak Menemen ve Karşıyaka’ya girip bayrak çektiler.

Kadın savaşçı Kara Fatma da bu tümenin öncü birliklerinin en önünde at üstünde rüzgârlaşarak akıp geçmiştir.

DÜNYADA EŞİ OLMAYAN ŞEHİR

Dünyada başka şehir yoktur ki, işgal edilmekle bir kurtuluş savaşını başlatsın, kurtulmakla da o kurtuluş savaşını sona erdirsin. Bu şehir İzmir’dir. Dünya tarihindeki tek örnektir...

Bu bakımdan İzmir’i kurtaran Türk Ordusu’nun Başkumandanı Mustafa Kemal’e ve Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Nurettin Paşa gibi üst kumandanlara, tüm subay ve neferlere şükran borçluyuz.

İzmir’i ilk giren Fahrettin Altay Paşa kumandasındaki 5. Süvari Kolordusu’nun İstiklal Süvarileri, şehrin ilk kurtarıcısıdır...

İSTİKLAL SÜVARİLERİ, HEPSİ GERÇEK KAHRAMAN

İstiklal Süvarilerinin hepsinin özgeçmişinden destanlar gizlidir... Hatıratlar böylece devam edip gitmekte... Balkan Savaşlarında dağ tepe demeden vahşi çetelerle boğuşanlar... Çanakkale’de kanını dökenler... Galiçya’da,  Gazze’de, Kudüs’te, Kafkasya’da bayraklarının yere düşmemesi için kendilerini feda edenler...

İzmir’in işgalinde ölüm yürüyüşünden sağ kurtulanlar... Esaretten kaçıp Milli Mücadele’ye katılanlar.. Çetecilikten vazgeçip milli orduya geçenler... Hapishane müdürü iken mahkumlarıyla birlikte istiklal mücadelesine katılanlar..

Çarşafa bürünüp kadın kılığında Anadolu’ya geçip silaha sarılanlar... Dört yerinden yaralanmasına rağmen yine cepheye ön önde koşanlar.. Cephede at üstünde topuğundan vurulduğu halde bunu saatlerce fark etmeyenler... İzmir kaldırımlarında bomba ile vücudu parçalananlar.. Yine atını ileri sürenler..

Özgeçmişlerini okursanız, Emperyalizm’e karşı savaşan halkımızın ordusu İzmir’i 9 Eylül 1922 günü kurtarırken, şehrin önemli noktalarına Türk bayrağını çeken kahramanların geçmişinde bu notlar var..

Onlar, gerçekten birer destansı kahraman... Onların içinden birini, Fikret Yüzatlı’yı tanıyalım; Atatürk ile İsmet Paşa’nın kendilerine yaver almak için paylaşamadıkları bir İstiklal Süvarisi’ni anlatalım...

ÜNLÜ SÜVARİ FİKRET YÜZATLI KİMDİR?

Türk süvari tarihinin en önde gelen isimlerinden Fikret Yüzatlı, 1896’da İstanbul’da doğdu. Babası Mehmet Rifat, annesi ise Fatma Memnune Hanım idi. İtibarlı bir meslek olduğundan asker, atlara olan coşkun sevgisinden dolayı süvari olmak istedi. Kuleli Askeri Lisesi’ni yaz ve kış aralıksız okuyarak bir buçuk senede bitirdi.

1915 yılında orduya katıldı ve hemen Filistin Cephesi’ne gönderildi. Burada süvari bölüğünde Teğmen rütbesi ile savaştı. Daha sonra yaverliğini yapacağı İsmet İnönü ile bu cephede tanıştı. Ricat emri ile büyük fedakarlıklarla savunulan cepheden İstanbul’a geri döndü. İşgal kuvvetlerinin bayrakları her yere asılmıştı.

Altından geçilirken boyun eğilerek geçilmesi için özellikle alçak asılan yabancı bayrağı eliyle iterek boyun eğmeden geçmesi üzerine, işgalci askerler tarafından tutuklanmak istenmesine karşı silahına davranıp kalabalığın arasına karıştı ve izini kaybettirdi. Bu olay Mustafa Kemal ve İsmet İnönü tarafından duyuldu. 

Kurtuluş Savaşı’na katılarak 1. Süvari Tümeni, 14. Alay, 2. Bölük Komutanlığı’nda teğmen ve üsteğmen rütbelerinde, Anzavur isyanı ve takibatı, Lefke katliamı, Çerkez Ethem’in geri püskürtülmesinde özel görevlerle parladı. Birinci İnönü, İkinci İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz ile Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda üstün yararlılıklarda bulundu ve dört kez yaralandı. İkinci İnönü Savaşı’nda çok ağır yaralandı, subay arkadaşlarının “Yazık şu Fikret çok kahramandı, ama sabaha çıkmaz” dediklerini yaralı yatağında duydu.. Daha iyileşmeden birliğinin başına geçmesi ile takdir topladı.

Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Hava Kuvvetleri Komutanı olacak, aynı alayın 3. Bölük Komutanı Süvari Yüzbaşı Zekin Doğan ile birlikte İzmir’e ilk giren öncü birliklerin en önünde yer aldı. İzmir Konak Meydanı’nda bulunan Sarı Kışla’da dalgalanan Yunan bayrağını indirip yerine birlikte Türk bayrağını çektiler. Askerlikte ve sivil hayatında daima Türk süvariliğinin ve biniciliğin gelişimi için uğraş verdi.

Fikret Yüzatlı, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kendisini yaver olarak Mustafa Kemal Paşa’nın istemesine rağmen bu konuda ısrar eden İsmet İnönü’nün yaveri oldu. Malulen emekli olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti ulus devletinin ilk dönemlerinde önemli sivil görevler üstlendi. 6, 7 ve 8. Dönem CHP Giresun Milletvekili olarak TBMM’de çalıştı.

1968 senesinde vefat etti. Hayatının sonuna kadar dostluklarının devam ettiği İsmet İnönü, 21 Temmuz 1968 tarihli günlüğüne şu notu düştü: “Fikret Yüzatlı ölmüş, çok pek çok yandım.”

YAŞAR AKSOY

GAZETECİ-YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025