‘Anakronik laiklik’miş! - Hamdi Yaver AKTAN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘Anakronik laiklik’miş! - Hamdi Yaver AKTAN

12.10.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Batı toplumlarında burjuvazinin mücadelesi sonucu ulus devletler doğmuş ve laiklik ilkesi yerleşmiştir. Türk devriminde ise laiklik ulus devletin temeli olmuştur. Laiklik ilkesi ulusal egemenliğin dayanağıdır. 

Süreç, bir bakıma tersine işlemiştir. Anayasal ilke olarak düzenlenmesi var olanın açıklanmasıdır. Bilindiği üzere ulus devletin taşıyıcı sütunları ulusal ordu-ulusal eğitimdir. Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere kurucu babalar bu nedenle Tevhidi Tedrisat Kanunu’nu çıkarmışlardır.

Amasya kararları ile başlayan Erzurum ve Sivas Kongreleri ve TBMM’nin açılmasıyla sonuçlanan süreçte dile getirilen ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık söyleminde egemenliğin yeryüzüne indirilmesi amaçlanmıştır. Türbe, tekke vb. kapatılması, şeyh, mürit, seyyit vb. sanların kaldırılması ve kullanılmasının yasaklanması, kadın haklarının tanınması, halifeliğe/saltanata son verilmesi vd. devrimlerin tümü laiklik ilkesinin pekiştirilmesi bağlamında düşünülmelidir.

DEVRİMİN ANLATIMI

Mustafa Kemal Paşa, 1 Mart 1924 günü TBMM’de yaptığı konuşmada, “Ulusun genel oylarında saptanan eğitim ve öğretimin birleştirilmesi ilkesinin an yitirilmeden uygulanması gerektiğini gözlemliyorum” diyor ve devam ediyordu:

“Medeni hukukta, aile hukukunda izleyeceğimiz yol, ancak uygarlık yolu olacaktır. Hukukta ‘durumu idare etmek’ ve boş inançlara bağlılık, ulusları uyandırmaktan alıkoyanın en ağır karabasandır.”

Devrimin yaptırımı için kurduğu Ankara Hukuk Mektebi’nin 5 Kasım 1925’teki açılış konuşmasında ise “devrim”in anlatımını anlatıyordu:

“Türk devrimi nedir? Bu devrim, sözcüğün ilk bakışta anlattığı ihtilal anlamından başka, ondan daha geniş bir değişimi anlatmaktadır... Ulusun ateşli devrim atılımları sırasında sinmek zorunda kalan... eski hukuk adamları, çaba gösterenlerin etkinlik ve ateşi yavaşlamaya başlanır başlanmaz hemen canlanarak devrim ilkelerini ve onun içtenliksiz izleyicilerini ve onların değerli ülkülerini mahkûm etmek için fırsat beklerler...”

KAYITSIZ KALINDI

Büyük önder devrimcilerin tutuculaşması durumunda, “sinmek” zorunda kalanların devrime saldıracaklarını bir toplumbilimci, bir siyaset bilimci gibi açıklıyordu. 

Öngörüsünün gerçek olduğu bir gerçek! Toplumun örgütlü kesimlerinde ve bağımsız aydınlardan kısmen direnç gösterilmekte. Ne var ki Mustafa Kemal Paşa’nın mukaddes- cemiyet/parti olarak tanımladığı ve kurduğu kurucu partiden, kurumsal olarak etkin bir tepki gelmediği görülmekte. Tepki şöyle dursun, bir kısım düzenlemelere sessiz kaldığı, bir kısmına ise destek verdiği ve “yol açmaya yardımcı” olduğu bilinmekte. Kurumsal olarak laiklik ilkesine sosyalist/komünist partiler ile muhafazakâr ve milliyetçi partilerin sahip çıktıkları gözlemlenmekte. Dahası Cumhuriyetçi birikimin önemine vurgu yapıldığı ve önemsendiği de kamuoyuna yansımış ve heyecan uyandırmıştır. 

CHP’nin son kurultayında İlhan Cihaner, “laikliğin cenaze namazının kılındığını” söylediğinde bir gerçeği ifade etmesine karşın aldırış edilmediğini gözlemlemiştik.

Önümüzdeki kurultayda genel başkanlığa aday olması beklenen Örsan Öymen de CHP yönetiminin genel başkanlık seviyesinde “... eğitimin, siyasetin, devlette kadrolaşmanın dinselleşmesine ve köktendinci yaşam tarzının herkese dayatılmasına...” etkili ve yeterli bir tepki verilmediğine ve laiklik ilkesinden uzaklaşıldığına, haklı olarak eleştiri getirmiştir.

ÖNEMLİ HATIRLATMA

Türk Eğitim Vakfı’ndaki konuşmasında Ömer Koç’un laik eğitimin vazgeçilmezliğini ve önemini vurguladıktan sonra “Atatürk’ün Türkiye için çizdiği yol hâlâ tek geçerli yoldur; zira aklın ve bilimin yoludur. Gençlerimiz okusunlar, iyi yetişsinler ve laik Cumhuriyet ve onun devrimlerine sahip çıksınlar istiyoruz. Cumhuriyet cehalete, yobazlığa, şekilciliğe ve bağnazlığa başkaldırıdır” dediği, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan’ın da “Cumhuriyeti cumhuriyet yapan değerleri parlatmalıyız. Demokrasi, eşit yurttaşlık, laiklik, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, adil yargılanma ve 21. yüzyıla uygun bir eğitim, ihtiyacımız olan temeli sağlayacaktır” açıklamasını yaptığı bir ortamda CHP’nin de katılması ve laikliği savunması beklenirken “laikliğe anakronik yaklaşım doğru değil” denilmektedir; hem de kurumsal olarak, genel merkezin görüşü olarak basına yansımıştır.

Bu söylemin Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun laik anlayışını içselleştirenlere ve savunanlara yönelik olduğu kuşkusuzdur. 

Yazık!...

Atatürk devrimi ne kadüktür ne de çağdışıdır!

Kurucu partiye hatırlatılır!...

Bu yazı yüz yıllık CHP’li olan bir ailenin bireyi olarak üzülerek yazılmıştır. Bu sayfadaki üçüncü yazıdır. Dördüncüyü yazmak istemiyorum; yazarsam da altı ay sonraya bırakıyorum!...

HAMDİ YAVER AKTAN

YARGITAY ONURSAL DAİRE BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

Andımız erdemli nesiller yetiştirdi - Fikret Şahin

Son zamanlarda meydana gelen okul saldırıları hepimizi derinden üzdü.

Devamını Oku
16.05.2026
Demokratik Türkiye özlemi - Hüseyin Özkahraman

Tarihiyle, kültürüyle ve milyonları aşan nüfusuyla yalnızca ülkemizin değil, dünyanın en önemli şehirlerinden İstanbul’u yönetme sorumluluğunu taşıyan; tüm baskılara rağmen üç kez seçim kazanmış bir belediye başkanı aylardır Silivri’de, 15 metrekarelik bir odada özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumdadır.

Devamını Oku
16.05.2026
MHRS çözüm mü, sorun mu? - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

TC Anayasası 56. maddesine göre, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”

Devamını Oku
15.05.2026
Türk Eczacılık Günü - Avni Kurtuldu

14 Mayıs 1839 tarihinde “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” bünyesinde açılan eczacılık sınıfı, bilimsel eczacılık eğitiminin başlangıcı olarak kabul görmüş ve 14 Mayıs Türk Eczacılık Günü ilan edilmiştir.

Devamını Oku
14.05.2026
Karanlığa doğan yıldızlar - Gani Işık

Dinler tarihi ve kutsal kitaplar halkların zor dönemlerinde onları sahiplenen ve kendilerine yol gösteren peygamber gönderildiğini anlatır, örnek de verir.

Devamını Oku
13.05.2026
Milletvekili ara seçimleri - Erol Tuncer

Milletvekili ara seçimler; istifa, ölüm ya da başka nedenlerle milletvekilliklerin boşalması durumunda boşalan sandalyelere yeni üyelerin seçilebilmesi için yapılmaktadır.

Devamını Oku
13.05.2026