Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

14.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor. Bu çocukların yaş ortalamalarına bakarsak ağırlıklı olarak ilköğrenim andının okunmadığı yılların çocuklarından söz etmek mümkün. 2013’te Andımız kaldırıldı. O yıl 6 yaşında olan çocuk şimdi 19 yaşında. Suç artışının ekonomik, sosyal nedenleri var, elbette. Acaba bu olumsuz gidişatta kaldırılan Andımız’ın da payı var mı?

Elbette bu sorgulama pedagoji ile sosyal psikiyatri alanı. Ancak bu sorgu Andımız’ın kaldırılış gerekçesi olarak sunulanlardan ayrıştırılarak yapılmalıdır. Zira, Andımız basit bir milliyetçi söylem değildir.

Andın kaldırıldığı 2013’e gelinirken Reşit Galip adı daha da tartışılır oldu. Çünkü doğaçlamasıyla Andımız’ın yaratıcısıydı. Etnik ayrılıkçısı, siyasal İslamcısı her zaman yaptıkları dezenformasyonları saldırıya dönüştürdü. Aslında bu saldırı onun adadığı ömre, Türk varlığına yönelikti.

23 Nisan 1933’teki bayram açılışının son cümleleriydi Andımız: “Türküm, doğruyum, çalışkanım! Yasam; küçüklerimi korumak, Büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.”

YURTTAŞLIK VE AİDİYET DUYGUSU

Çok beğenilmişti. Böyle bir ant uluslaşma sürecinde gerekliydi. Aynı nedenle, bir benzeri Amerikan Andı 1892’den beri ABD’de okunuyordu. Ama Türk varlığından söz etmek bazıları için ırkçılıktı. Ağız birliğindeki mikro milliyetçiler, ümmet toplumu isteğindekiler faşist ve asimilasyon maksatlı buluyorlardı. Ulus devlet karşıtı diğerleri de işin içindeydiler. Oysa Türküm demek, yurttaşım demekti. Cumhuriyeti kuran halkın, milletin ferdiyim, demekti.

Andımız’ın ilk kelimesi aidiyet belirtmesiyle karşıt taraflara algı yaratmakta fırsat verir görünse de aslında Ernest Renan’ın ulus tarifindeki yurttaş olmanın vicdani bağıydı. Cumhuriyetimizin 1924’ten bu yana anayasası Renancı ilkelerle yazılmış, kayırmacı olarak tasarlanmamıştır.

Cumhuriyetin kültür temelli olduğuna işaret ederek “Kültürü uygarlıktan ayırmak güçtür ve gereksizdir” diyen Atatürk, Cumhuriyeti medeniyet oluşturma yolu olarak tayin etmiştir. Ulus devletle bireylerin aidiyet duygusuyla bütünleşmesi uygarlık oluşturmada ilk duyusal örgütlenme alanıdır.

Atatürk’ün Türk milleti tarifindeki “kurucu halkın” bir jeopolitik alanı yurt edinimi olarak baktığımızda bu duyusal bağın sürekliliği kadar o jeopolitik bütünlüğün korunması için de jeopolitik oyun gücüne sahip olmak ve sürdürmek de zorunlu bir koşuldur.

JEOPOLİTİK OYUN GÜCÜ

“Jeopolitik Rota” adlı eserinde Amiral Soner Polat, “Medeniyetler, siyasi değil, birer kültürel güç olmalarına rağmen siyasi gücü besler ve onu her türlü rekabete hazırlarlar” bilgisini verirken jeopolitik oyunda teknoloji sahibi olmanın gücünden de bahseder. Bu güce erişmenin koşullarını ise şöyle sıralar: Üretim fazlasıyla gelen zenginlik bu zenginliğin siyasi, askeri her türlü örgütlenmede rasyonel kullanımı; üretim fazlasının, nimetinin dağılımında adil davranılması, küskünler yaratılmaması ve toplumun hukuk çerçevesinde örgütlenmesi.

Andımız’ı bu sıralananlar koşutunda ele alalım. “Türküm” bütünleyiciliğiyle yurttaşlıkta eşitliği ve ulusal çıkardaki ortaklığı gösterir. Bazılarının sandığı gibi millet/ulus bir milliyetin hükümranlığı değil, farklılıkları, etnisiteleri yurttaşlıkta bütünlemektir. Her etnisite şereftir. Yani Türklük alt ya da üst değil bütünleyici kimliğimizdir. Doğru terminoloji budur. Aidiyetin adı da tarihsel süreç içinde oluşmuştur. Bu ada itiraz etmek; mümkün olmayanı istemek, nehrin yukarıya doğru akmasını istemektir. Emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı’nın dili Türkçeyken milletin bu haktan vazgeçmesi beklenemez.

Andımız’daki “Doğruyum” vurgusunu değerlendirirsek:

Doğruluğun ilke olmadığı bir toplumda uygarlık gelişebilir mi? Sürdürülebilir mi? Zenginliğe, üretim fazlasına ulaşılabilinir mi? Ya da adil paylaşım olmadan uygarlık kurabilir misiniz? Bu sorulara olumlu yanıt vermek güç. Haksız paylaşımın olduğu bir toplumda, kendi çıkarlarını başkalarının çıkarlarından üstün tutanların egemenliği sürer, adalet dahil hiçbir alanda o toplum ileri gidemez.

“Çalışkanım” vurgusuna göz atarsak:

Sıralanan dört koşulu sağlamak için ne Türk ne de doğru olmak yeterlidir. Çalışkan olmak da gereklidir ki üretim fazlası yaratılabilsin. Çalışkanlık, sıralanan dört koşulu harekete geçiren yakıt gibidir. Emekçisinden akademisyenine, politikacısına kadar çalışkan bir toplum olma hedefi yalnızca üretim fazlası yaratmakla sınırlı değildir. Asıl amaç, sürekli ilerleyerek “başka milletlere av olmayacak” bir seviyeye yükselmek ve elde edilen bu irtifa farkını koruyacak ileri güce sahip olmaktır.

Andımız’daki “sevmeyi, saymayı ve korumayı yasa haline getirmek, ulusunu özünden sevmek” önermesi, küçüklerin korunduğu, büyüklerin sayıldığı, yurdunu ve budununu sevmenin içselleştirildiği, yasaymışçasına benimsenişi ortak vicdanın oluşturulmasıdır. Hukuktan taviz vermeyecek adil örgütlenmenin de hukuk devletin de ilk adımıdır.

NASIL BİR ÜLKÜ?

“Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir” cümlesindeki nasıl bir ülküydü? Reşit Galip’in “Dünyada en büyük emelim, Türk sanat ve ilminin uluslararası sanat ve ilim şöhretleri yetiştirecek dereceye yükselmesidir. Bunu ölmeden görmek isteği, bana yaşamak ve çalışmak için coşkun kuvvet veriyor” sözleri arasından teknoloji sahibi olma niyeti ışıldamaktadır. Söz ettiği yükselişe erişmek, jeopolitik oyun gücüne sahibi olmaktır.

AKP hükümeti eski bakanlarından Erdoğan Bayraktar, Türkiye’nin Müslüman bir ülke olduğu ve “konumu itibarıyla” mucitler çıkaramadığı, bunun için gençlerini ara eleman olarak yetiştirmesine odaklanılması gerektiğini söyleyebiliyorsa jeopolitik oyun gücü hedefinden çoktan vazgeçilmiştir.

Ara elemanlar ülkesinde sanat, bilim, dolayısıyla teknoloji hayaldir. Teknoloji sahibi olmak isteyen bir iktidar, güzel sanatların tüm dallarını, müziği, edebiyatı öteleyebilir mi? “Sanatın içine tükürülerek” teknoloji sahibi olunamaz. Teknolojinin ön tetikleyicisi sanattır. Soner Polat, gönenç toplumunda sanata gösterilen talebin bilimi tetikleyeceğini bunun da kendiliğinden teknoloji sonucunu vereceğinden söz etmektedir. Örneklersek: Mavi renk en zor bulunan renkken ressamın bilimsel arayışı, altın peşindeki simyacılardan kimya bilim ve teknolojisine uzanan yolu açmıştır.

Atatürk’ün “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözü kültürel olduğu gibi stratejik oyuncu olabilmenin de ifadesidir. Sanatla, bilimle çatışmanın olduğu bir devlette teknoloji rüyadır.

YENER ORUÇ

YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Çürümeye alışmak - Mehmet Utku Şentürk

Şükrü Erbaş birkaç dizeyle bazen sayfalar dolusu sosyoloji metninin anlatamadığını anlatıyor.

Devamını Oku
09.10.2026
Nispi temsil ve geri çağırma hakkı - Yüksel Işık

İlk değildi Cemil Tugay, belki son da olmayacak.

Devamını Oku
09.10.2026
Türkiye, ABD ve ‘stratejik ortaklık’ - Doğu Silahçıoğlu

Türk-ABD ilişkilerinde politik altyapı oluşturmak ve kamuoyu desteği sağlamak amacıyla siyasi çevrelerce sıklıkla “stratejik ortak” tanımı kullanılmaktadır.

Devamını Oku
08.10.2026
Endüstriyel demokrasi - Engin Ünsal

Yurttaşların seçmen olarak ülkenin yönetimine katılmasına siyasal demokrasi, işçilerin sendikaları aracılığı ile işyerlerinde ve ülke çapında ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesine katılmalarına endüstriyel demokrasi diyoruz.

Devamını Oku
08.10.2026
Birlikte yaşamın hukukunu kurmak - Cem Alptekin

Toplumsal yaşamda düşünce, inanç ve dünya görüşü farklılıklarının bulunması yaşamın doğal bir sonucudur.

Devamını Oku
07.10.2026
Bir devrin inceliği: Göksel Arsoy - Aybars Kuday

Bazı sanatçılar, oynadıkları rollerin ötesinde bir dönemin belleğinde yer edinir.

Devamını Oku
07.10.2026
Türkiye’nin Ezopları - Ülkü Sarıtaş

“Türkiye’nin Ezopları”nın sonuncusu İoanna Kuçuradi’ydi.

Devamını Oku
07.10.2026
'İyi ana' İoanna Kuçuradi - Mucize Özünal

İoanna Kuçuradi’nin adını anarken insan olmanın onuru ve sorumluluğunun bilgisiyle insanı insan etmeye adanmış bir ömürden söz etmeliyiz.

Devamını Oku
06.10.2026
İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu - Atilla Can Akarcalı

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonrası yurdumuz işgal edilmiş, işgallere karşılık çok geçmeden bölgesel direniş örgütleri kurulmuştu.

Devamını Oku
06.10.2026
Planlı ekonomiden ‘nas ekonomisi’ne - Mehmet Tomanbay

Cumhuriyetle şekillenen ekonomi yönetimi anlayışı; bilimin ve aklın yol göstericiliğinde, kamunun rolünü ve planlamayı önemseyen, güçlü kurumlara ve hukuka dayanan, yaratılan refahın toplum kesimleri arasında adil paylaşılmasını amaçlayan kurumsal bir yapıya dayanıyordu

Devamını Oku
05.10.2026
Londra yeniden Avrupa’ya mı dönüyor? - Göktürk Tüysüzoğlu

İngiltere Başbakanı Andy Burnham geçen temmuz ayında Keir Starmer’ın yerine geçtiğinde Brexit tartışmasının yeniden alevleneceği öngörülebiliyordu.

Devamını Oku
05.10.2026
Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz? - Gülay Ertürk

Yarın 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.

Devamını Oku
03.10.2026
Bir zihniyetin iflası - Ayşe Atalay

Günlerdir tüm Türkiye’yi derinden sarsan fon krizi aslında bir zihniyetin, bir dünya görüşünün iflasıdır.

Devamını Oku
02.10.2026
Mekke Anlaşması - Cihangir Dumanlı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta Riyad’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması basında ve kamuoyunda gereken ilgiyi görmemiş, yeteri kadar tartışılmamıştır.

Devamını Oku
02.10.2026
Çocuklar iş cinayetlerinde neden ölüyor? - Özgür Hüseyin Akış

Aslında başlıktaki sorunun kendisi bile başlı başına bir toplumsal itirazdır.

Devamını Oku
02.10.2026
Çin’in silahı: Zaman - Nejat Eslen

Çin’in siyasetini uzun vadeli, küresel jeopolitik vizyonu yönlendirir.

Devamını Oku
01.10.2026
İş kazasının görünmeyen ortakları - Mehmet Altınkaynak

Bir iş kazası olduğunda ilk yaptığımız şey genellikle bir neden aramak oluyor.

Devamını Oku
01.10.2026
Eriyen bütçenin faturası vatandaşa... - Mehmet Özdağ

Bütçe açığının asıl kaynağı halka verilen enerji desteği değil faiz ödemeleridir; çözüm faturaya yeni zam yapmakta değil, enerji verimliliğinde aranmalıdır.

Devamını Oku
30.09.2026
Siyasetin sonu mu? - Utku Yapıcı

Siyasetin sonunun geldiği iddiası, ilk duyduğunuzda kulağa gerçeklikle açıkça çelişen bir iddia olarak gelebilir.

Devamını Oku
30.09.2026
Bilgiyi koruyan kim? - Ömür Tanyel

2001’de ortaya çıkan Vikipedi’nin fikri cesurdu...

Devamını Oku
30.09.2026
Sosyal devlet olmayınca... - Şafak Yüca

Sabah 6’da çıkıyorlar yola.

Devamını Oku
29.09.2026
Dünya Kuduz Günü - Gülay Ertürk

Kuduzdan insan ölümü kader değildir.

Devamını Oku
28.09.2026
Kavganın da hukuku var - Abdullah Dörtlemez

İnsanların aynı şeyi düşünmesi, aynı şeyi istemesi, aynı yerden bakması beklenebilir mi?

Devamını Oku
28.09.2026
Yapay zekâ eylem planı ne söylüyor? - Tayfun İşbilen

18 Ağustos 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan bir genelgeyle Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026- 2030) yürürlüğe girdi

Devamını Oku
26.09.2026
Kapitalizmin sonsuz sonu- Kaan Eroğuz

İngiltere’de tarımsal üretim ilişkilerinin dönüşmesi ve kırsal alandaki nüfusun geçimini sağlamak için pazara bağımlı (market dependence) duruma gelmesiyle ortaya çıkan kapitalizm, genel itibarıyla 16. yüzyıldan bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yaşantımızı şekillendirmektedir.

Devamını Oku
25.09.2026
Siyaset sahnesi ve Özgür Özel - Gani Aşık

Özgür Özel’in parti genel başkanı olarak siyaset sahnesine çıktığı dönem, siyasal İslamcı iktidarın 24 yıldan bu yana Atatürk Cumhuriyeti’nin burçlarına ortaçağ topları ile saldırdığı, temellerini Vahdettin salvoları ile sarstığı bir devreye denk geldi.

Devamını Oku
25.09.2026
Okulda şiddet tırmanıyor - İsmail Doğan

Son yıllarda toplum olarak içimizi yakan olaylara tanıklık ediyoruz.

Devamını Oku
24.09.2026
Sanatın metalaşması - Hüseyin Yıldırım

İş dünyası veya yerel yönetimlerin “konaklama ve ağırlama” karşılığında eser toplama modeli giderek yaygınlaşıyor.

Devamını Oku
24.09.2026
Dil, tarih, eğitim ve ‘Kürtçe’ - Ahmet Küçükşahin

Kürtlerin dili “Kürtçe” midir?

Devamını Oku
23.09.2026
Türkiye’de sosyal politikaların aşınması - Halit Payza

Sosyal devlet kavramı, yurttaşlarına asgari bir yaşam standardı sağlamayı, gelir eşitsizliklerini azaltmayı ve eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere herkesin ulaşabilmesini amaçlayan bir anlayışı ifade eder.

Devamını Oku
23.09.2026
Siyasal projeler ve Aleviler - Mahmut Aslan

Türkiye, 40 yıla yayılan Kürt meselesini çözme olanağını arıyor.

Devamını Oku
22.09.2026
İmamoğlu’na hapis ve siyasi yasak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) 19 Mart 2025’ten bu yana kanıtlanmamış birtakım suçlamalarla tutuklu olan, o nedenle İçişleri Bakanlığı’nca anayasanın 127., Belediye Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca “geçici bir tedbir olarak” görevinden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu, 25 Ekim 2022 günü Tuzla İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 3. Kademesi’nin açılışında Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın yaptığı konuşma üzerine kendi konuşmasında “kamu görevlisine hakaret” ettiği iddiasıyla yargılandığı İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde iki kez beraat ettikten sonra istinaf yoluyla başvurulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, bozma kararıyla dosyayı yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderdi.

Devamını Oku
21.09.2026
‘Sanayinin musikisi’ susarken... - İbrahim Berksoy

Cumhuriyetin iktisadi kalkınmaya dayalı “atılım dönemi”nin ilk yıllarından beri ülkemizde dokuma sanayisi öncelikli sektörlerin başında gelmiştir.

Devamını Oku
19.09.2026
Birleşik Krallık’ta ayrılık sınavı - Göktürk Tüysüzoğlu

İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki bağımsızlık yanlısı siyasi liderlerin Cardiff’te imzaladığı mutabakat zaptı, Birleşik Krallık’ın anayasal mimarisini yeniden tartışmaya açtı.

Devamını Oku
19.09.2026
Kıbrıs’ta değişmeyen denklem - Ahmet Göksan

Kıbrıs adasının uluslararası gündemden hiç düşmemesinin temelinde, adanın iki halkı arasındaki siyasi anlaşmazlığın yanı sıra, 1960’ta kurulan ortaklık düzeninin kısa sürede bozulması ve bugün de devam eden statü tartışması bulunuyor.

Devamını Oku
18.09.2026
Emeklinin örgütlenme hakkı ve sendika - Musa Kocaman

Emekli olmak, toplumdan emekli olmak değildir.

Devamını Oku
18.09.2026
Yargı kurumlarının anayasayı ihlali - Doğan Soyaslan

Anayasaların temel amaçlarından bir kişinin hak ve özgürlüklerini devlet iktidarı karşısında korumaktır.

Devamını Oku
17.09.2026
Cam tavanları kırmak - Suna Türkoğlu

A Milli Kadın Voleybol Takımı bir kez daha başardı ve 2023’ten sonra 6 Eylül’de tarihinde üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olarak hepimize çok büyük bir gurur ve mutluluk yaşattı.

Devamını Oku
17.09.2026
Halktan daha güçlü ne olabilir? - Halil Sarıgöz

Bazı tarihler yalnızca takvimde kalmaz, bir ülkenin belleğine kazınır.

Devamını Oku
16.09.2026
Siyasi Dava - Hukuki Dava - Ahmet Akgül

Butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu, “Ekrem İmamoğlu, siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir kişi değil, önseçimde kendisine oy verdim, YENI Parti’yle İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına adaylığı konusunda işbirliğine açık olduğunu, kişinin her kör kuruşun hesabını vermesi gerektiği” yönünde deyim yerindeyse “hem nalına hem mıhına” nitelikli bir demeç vermiş; bu konu, kamuoyunda tartışmalara neden olmuştur.

Devamını Oku
16.09.2026