Bir asırlık hesaplaşma davası - Gani Aşık
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bir asırlık hesaplaşma davası - Gani Aşık

31.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kuran’da Yusuf peygamberin adını taşıyan surenin üçüncü ayetinde Hz. Muhammed’e hitaben “daha önce bilmediği güzel bir hikâye anlatılacağı” vurgulanır. Üvey kardeşleri, babaları Yakup peygamberin Yusuf’u kendilerinden daha çok sevmesini kıskanmaktan doğan kin ve haset sarmalında onu kör kuyuya atma planı üzerinde anlaşırlar ve bunu uygularlar.

Daha sonra Yusuf’un yoldan geçen kervancıların su için kuyuya indirdikleri bakraca tutunarak buradan çıktığını gören kardeşleri onu kervancılara satarlar, onlar da Yusuf’u Mısır sarayında önemli bir konumda olan Potifar’a (Züleyha’nın eşi) hediye ederler. Potifar’ın ailenin evlatlığı olarak düşündüğü Yusuf’un dillere destan yakışıklılığı Mısır’ın efsane güzeli Züleyha’yı umarsız bir aşkın potasında eritir ama karşılık bulamayınca “Yusuf beni taciz etti” iftirasında bulunur ve asırlar boyu konuşulan renkli ve dramatik olay, Yusuf’un hapse atılması ile sonuçlanır. (Yusuf Suresi)

Kuran yorumcuları şiirsel bir okunuş tarzına sahip ve bütüncül bir bakışla kederle sevincin, kölelikle sultanlığın, iftira ile aklanmanın kodlarını taşıyan Yusuf suresini haset edenle edilen, zilletle izzet, nobranlıkla hikmet, gaddarlıkla merhamet, özlemle kavuşma ve akılla duygu temelinde değerlendirmişlerdir.

YAZGI BENZERLİĞİ 

Yusuf serüveninin temelindeki kıskançlık, haset, iftira ve zalimlikle Ekrem İmamoğlu’nun fıtratından süzülen sevecenliği ve kitleleri derinlemesine etkileyen karizmasının, karşı mahallede korku, kin ve öfke kabarmasına neden olması yüzünden günümüzün Bekirağa Bölüğü’ne (Silivri) kapatılması arasındaki benzerlik çarpıcıdır.

Yusuf’un kader çizgisi, kardeşlerinin kendisine kurdukları iblis tuzağından Mısır sultanlığına evrilmesi ile sınırlı kaldığı halde; İmamoğlu olayı, barındırdığı gizli ajandalarla Yusuf öyküsünden farklı olarak çok kapsamlı ve tehlikeli hedeflere yöneliktir.

Vurdumduymazlar kendilerine gelsinler, nemelazımcılar toparlansınlar, uyuyanlar uyansınlar, gaflet ve dalalet içinde olanlar bilsinler ki, dört bin sayfalık İBB dosyası, görünürde İmamoğlu ve bürokratlarının davası gibi bilinse de gerçekte, zamanının geldiğini düşünenlerin bir asırlık hesaplaşma davasıdır: Her şeyin, FETÖ yargılama yöntemini çağrıştırdığı duruşmalarda; Jöntürkler, Kuvayı Milliciler, Cumhuriyet, demokrasi ve devrimlerle, ortadan kaldırılmak istenen CHP, İngilizlerle işbirliği yapanları sorgulayan İstiklal Mahkemeleri ve bütünüyle 103 yıllık “parantez” ve çağdaşlık yargılanıyor.

100 YILLIK KAVGA

100 yıllık kavga sonucu tutundukları mevzileri terk etmek istemiyorlar. Kuvvetler ayrılığını kuvvetler birliğine çevirerek anayasayı ortadan kaldırdıklarını, rejimi temelinden sarsan 2017 cumhurbaşkanlığı seçiminde geçersiz oyları “geçerli” saydırarak sivil darbe yaptıklarını, saf halkı Allah ile, peygamber ile uyutarak ülkeyi doyumsuzca ve merhametsizce soyduklarını ve ortaklarına soydurduklarını çok iyi biliyorlar. Kabul etmek zorundayız ki bugünlere çok çalışarak geldiler ve Atatürk’ü asla kabullenmeyen, Türklerin uygarlıkta Arapların önüne geçerek Ortadoğu’da örnek olmasını tehlikeli bulan emperyalizmden kesintisiz destek alarak bu güce ulaştılar. Yüz yıllık karşıdevrim hareketi çok partili siyasi yaşamın açtığı iğne deliğinden deveyi geçirdi ve CHP’nin “Eshabı kehf” uykusuna yattığı 13 yılı (2010- 2023) iyi değerlendirdi.

“Proje” gereği bilinçli olarak uyutulduğunu düşündüğüm CHP’nin o yıllarını devlet yıkıcılarının özlemle anmaları sebepsiz değildir.

GANİ AŞIK

E. MÜFTÜ VE MİLLETVEKİLİ