Değişirken aynı kalan toplumsal yapı - Av. Ali Yılmaz Gürkan
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Değişirken aynı kalan toplumsal yapı - Av. Ali Yılmaz Gürkan

04.02.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkemiz, bir felaketi geride bırakırken bir yenisini yaşar duruma geldi. İnsanımız depremden kurtulsa selden, selden kurtulsa yangından, yangından kurtulsa trafik kazasından, trafikten kazasından kurtulsa sokakta kaza kurşununa kurban gitmekte ya da enkaz altında kalarak can vermekte...

Dünya değişirken ülkemizin de değiştiği düşüncesini dile getiren kimi kesimler, değişen dünyamızla birlikte bu tür olayların gerilerde kaldığı izlenimini öne sürmekte ve topluma güven vermeye çalışmaktadırlar. Bu maksatla sık sık yasalarda yapılan değişiklikler paketler halinde Meclis’e sunuluyor ve bu şekilde olayların önlenebileceği, toplumsal dönüşümün sağlanabileceği umuluyor.

Oysa zaman geçtikçe değişen bir şeyin olmadığını, felaketlerin can almaya devam ettiği gerçeğini görüyoruz. Bir toplumsal yapının oluşumu ve devamlılığı için gerekli olan olumlu yöndeki değişim, yapıldığı söylenen değişiklikler de sorunlara çare olamıyor.

Esasen günümüzde değişimin olmadığı bir toplum yoktur. Ülkemizde her felaketten sonra o konuda her türlü önlemi alınacağı gerekirse yasal düzenlemelerin yapılacağı, değiştirileceği ve bunların yaşama geçirileceği topluma duyurulur. Oysa bunlar genellikle orta ölçekli değişimler olup kurumlarla ilgilidir.

TOPLUMSAL NORMLAR

Değişim belirli bir sosyal yapının zamanla yaşadığı farklılaşmalar olduğuna göre bizde eksik olan nedir? Günümüzde, ülkemizde sosyal yapının değiştirilmesi konusunda atılan adımlar aynen Osmanlı’da yapılmak istenen değişiklikler gibidir. Osmanlı’da ordu yenilendi, Yeniçeri Ocağı kaldırıldı veya Tıphane (Mektebi Tıbbıyei Şahane) açıldı toplum değişti denirken sahip olduğu düşünce tarzı buydu. Aslında değişirken aynı kalma prensibi Osmanlı’dan günümüze kadar gelen ve bize miras kalan bir düşünce tembelliğidir. Toplumsal değişme, “toplumsal yapının kurumların, toplumsal ilişkiler ağının, davranış kalıplarının, toplumsal norm ve değerlerin zaman içinde geçirdiği dönüşümler” olarak açıklanır.

Bir bakıma toplumsal değişim sosyolojinin esas konusudur. Batı bütün ve olguları insan iradesi dışındaki etkenlere bağlayan çağı geride bıraktı. Bugün insanlık kendi iradesi ile gerçekleştirdiği değişimleri önemser duruma geldi. Bu doğrultuda hareket eden insanlık oluşturduğu toplumun temeline insanın yaşam hakkını yerleştirmiş ve bunu başlıca amaç edinmiştir. Aydınlanma düşüncesi ilerlemeye inanan insanlığın giderek daha fazla ve yetkin bir bilgiye ve mutluluğa ulaşacağı insan bilgisinin giderek gelişeceği, insanın doğaya egemen olup insan gibi yaşayabileceği inancını da içerir.

BİLİMSEL DÜŞÜNCE

Bu düşünce dünyanın batıl inançlarla veya doğaüstü güçlerle açıklanamayacağı inancına dayanır. Ülkemizde sıklıkla yaşanan felaketlerin oluşumuna bakıldığında bu düşünce temelinde hareket edilmediği hemen görülür. Bu tür felaketlerin sıklıkla yaşanmadığı gelişmiş ülkelere bakıldığında ise bilimsel düşünce temelinde hareket edildiği ve liyakate de özen gösterildiği anlaşılmaktadır.

Bu tür gelişmelerin kaynağı üzerine düşünüldüğünde ise çoğu zaman olayların gerisinde çağdaş zihniyeti şekillendiren etkinin hiç şüphesiz laik düşünce olduğu görülür. Bu, toplumların seküler esaslara göre örgütlenmesinde özellikle siyasi kurumların, bürokrasinin ve ekonomik faaliyetlerin ve dolayısıyla toplumların Aydınlanma döneminden beri temel olan akılcı uygulamalarının yaşama geçirilmesinin önemi çoktur. Kurulu düzende akılcı bir yapılanma yoksa (devlet böyle bir yapılanma benimseyip ortaya koyamamışsa) bu nesnel düzende bugün dahi aklın afetleri önleme olanağı yoktur. Bilimsel düşünce ve laiklik temelinde olay ve olgular değerlendirilmedikçe ve liyakat gözetilmedikçe yurdumuzda olup bitenlere şaşırmamak gerekir.

AV. ALİ YILMAZ GÜRKAN

Yazarın Son Yazıları

Kente değer katan yönetim anlayışı - Melih Yıldız

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, kültür sanat etkinliklerinin afişlerini her yerde görmeye başladık; festivallerin, konserlerin, kitap fuarlarının, dinletilerin...

Devamını Oku
27.06.2026
Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026
Dünya Denizciler Günü - Hakan Ercan

Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir.

Devamını Oku
25.06.2026
Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026