Göçmen sorunu değil göçmen saldırısı - Av. Erol ERTUĞRUL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Göçmen sorunu değil göçmen saldırısı - Av. Erol ERTUĞRUL

13.05.2023 02:00
Güncellenme:
Takip Et:

15 Mart 2011 günü Suriye’de yönetime karşı bir başkaldırı oluştu. Yönetimin bu başkaldırıya orantısız güç kullanarak karşı çıkması üzerine başkaldırı bir ayaklanmaya dönüştü ve tüm Suriye’ye yayıldı. Özellikle IŞİD gibi, El Nusra gibi dinci grupların yer aldığı ve zaman içinde eski askerlerin katıldığı bu ayaklanmayı ABD destekledi. ABD’nin desteği üzerine Türkiye yönetimi de bu ayaklanmaya destek verdi. Suriye ile hiçbir olumsuz ilişkimiz olmadığı halde AKP yönetimi, dün dost olduğu Suriye yönetimine karşı düşman kesildi. Dün kardeşim Esad olan Suriye devlet başkanı “bugün” Eset oldu. Ayaklanmacı dinci gruplara destek verildi. Öyle ki Suriye de yaralanan dinci teröristler Türkiye’ye çok rahat girerek bizim hastanelerimizde tedavi gördüler. Onlara zaman içinde silah ve para yardımı yapıldı. Sınırlarımız yol geçen hanına döndü. Bay Erdoğan “Emevi camisinde namaz kılmak için” gün bile verdi. Suriye’deki iç savaştan kaçan milyonlarca Suriyeli, göçmen olarak Türkiye’ye girdi. Göçmenlerin bir bölümü iş kurdular ve Türkiye’ye yerleştiler. Kendilerine geçici koruma statüsü verildi. Doğal olarak ülkemize giren Suriyelilerin ne kadarının terörist ne kadarının sıradan vatandaş olduğu bilinmedi. 

DUYARSIZLIK

Suriyeliler yetmedi, bir süre sonra Afganlar da gelmeye başladı. Yanlarında kadın ve çocuk yok, yalnızca genç erkekler var. Bir bölümünün  Afganistan’daki savaşta asker oldukları söylendi. Afgan göçmenler bir yandan da ülkemize uyuşturucu taşıyorlar. Suriye ve Afgan göçmenlerin sayısı öyle arttı ki depremde ölenlerin yüzde on dördünün göçmenler olduğu açıklandı. Bu sayı bile göçmenlerin ülkemiz için nasıl bir sorun yarattıklarının kanıtıdır. Suriyelilerin, Afganların kaldıkları yerlerde güvenlik olaylarına neden oldukları saldırılar, gasplar, ölümlü güvenlik olayları yarattıkları kayıtlara geçti. Deprem sonrası Hatay’da Suriyelilerin nasıl hırsızlık ve yağma yaptıkları, Türk nüfusu nasıl korkuttukları görgü tanıklarının anlatımları ile kanıtlandı. AKP yönetimi bu olaylara karşı duyarsız kaldı. Göçmenlere önce din kardeşlerimiz, ümmet açısından yaklaşıldı.

Avrupa Birliği göçmenlerin , Avrupa’ya gönderilmemesi için yönetime para verdi. Böylece güvenliğimiz, geleceğimiz birkaç dolara satıldı. Geleceğimizi tehlikeye sokan bunca olumsuz gelişmeye nasıl gözlerimizi kapatabiliriz.

Bugün güzel yurdumuzda büyük çoğunluğu Suriyeli olan on milyondan fazla göçmen var. Suriyelilerin 140 bin kadarı, Afganların 20 bin kadarı vatandaş yapılmış ve seçimde oy kullanacaklar. Bunların çoğu rüşvetle vatandaş yapılmış. Ortada bir göçmen sorunu yok, bir insan hakları sorunu yok; bir göçmen saldırısı var. Demografik yapımız bozuluyor. Bu durum önlenmezse, on yıl sonra farklı geleneklerle farklı dillerin konuşulduğu bir ülke olacağız. 20 yıl sonra yerel yönetimleri göçmenler yönetecek. Bunları engellemek zorundayız.

AV. EROL ERTUĞRUL

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026