İdeolojik yönüyle Bülent Ecevit
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İdeolojik yönüyle Bülent Ecevit

08.11.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Ecevit’in en hassas olduğu konulardan biri de Türkiye’nin ulusal birliği ve toprak bütünlüğüdür. Misak-ı Milli sınırlarını her zaman gözeten bir politika izlemiş, Musul sorunuyla yakından ilgilenmiş ve koşullar uygun olduğunda bu sorunu gündeme getirmenin Türkiye’nin hakkı olduğuna inanmıştır.

Üstün liderlik, siyaset ve devlet adamlığı nitelikleriyle Türk siyasi tarihinde müstesna bir yere sahip olan Sayın Bülent Ecevit, aramızdan ayrılışının 12. yıldönümünde çeşitli toplantılarla anılıyor.
Bülent Ecevit, Türkiye’de “demokratik sol düşünce”nin kurucusudur. Bu düşünce ideolojik olarak Avrupa sosyal demokrasisinden farklıdır. Ecevit, bu farkı bilinçli olarak yaratmıştır. Bunun nedeni Türkiye, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı ve tarihi gelişiminin Avrupa ülkelerinden farklı oluşudur. Bu nedenle Avrupa’da aynı anlamda kullanılan “sosyal demokrasi” , “demokratik sosyalizm” , “demokratik sol” kavramlarını, Türkiye’de aynı anlamda kullanmamıştır.
Sosyal demokrasi yerine, demokratik sol kavramının kullanmasının temel amacı, Avrupa solu ile kendine özgü koşulları olan Türk solunu birbirinden ayırmaktır. Avrupa merkezli sol, köylülük sonrasında, sanayi toplumunda gelişmiştir. Avrupa sanayi devrimini gerçekleştirmiş ve ayrıca dinde reform yaşamıştır. Avrupa solu bu iki önemli aşamadan sonra gelişmiş ve Marksist temelden türemiştir. Oysa Türkiye’nin böyle bir geçmişi yoktur. Dinde reform yaşamamış, sanayi devrimini zamanında yakalayamamış; bu nedenle de feodal üretim ve toplumsal ilişkileri tam olarak çözememiş, laiklik sorununu tam olarak aşamamıştır. Bu nedenlerle Ecevit’in demokratik sol anlayışı, Marksizm kökenli Avrupa merkezi solundan farklıdır.
Ecevit’in “ulusal sol” olarak da adlandırdığı demokratik sol anlayışı, katı sosyalist devletçilikten uzaklaşması, inançlara saygılı laiklik anlayışı, dindar kesime hapsolmuş yoksul toplum kesimlerine ulaşma çabası, kooperatifçilik üzerinden sermayenin tabana yayılması, solculuğun milliyetçiliğe engel olmayacağı düşünceleriyle Avrupa merkezli soldan ayrılır.

Ortanın solu
Ulusal sol anlayışı içinde Kıbrıs Barış Harekâtı, Ege Denizi’ndeki haklar ve haşhaş ekimi kararlarıyla milliyetçi tutumu hayata geçirmiş ve ulusal çıkarları korumasının solculukla bağdaşır olduğunu göstermiştir. Ecevit’in, milliyetçilik anlayışı budur.
Bu anlayış farkı nedeniyle Ecevit, henüz 1972 yılında CHP Genel Sekreteri iken, “ortanın solu” , “sosyal demokrasi” kavramları yerine “demokratik sol” kavramını kullanmaya başlamış ve 1974 yılında toplanan 22. CHP Kurultayı’nda “Cumhuriyet Halk Partisi demokratik sol bir partidir” ifadesini parti tüzüğüne koydurmuştur. Ecevit, CHP’nin “cumhuriyetçilik, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık, laiklik ve devrimcilik”ten oluşan altı okunu yeniden yorumlayarak, yeni açı vermiş ve CHP’nin programını hazırlamıştır.
Demokratik Sol Parti’nin bazı ideolojik yaklaşımlarının, stratejilerinin ve ilkelerinin temellerini, Bülent Ecevit’in CHP Genel Başkanı ve Genel Sekreteri olduğu dönemlerindeki söylemlerinde ve CHP’nin demokratik sol değişim belgelerinde bulmak mümkündür.
Bunun en belirgin örnekleri “devletçilik” ve “din ve laiklik” konularında görülmektedir.
Bülent Ecevit, 1960’larda “katı devletçi” anlayıştan uzaklaştığı, bu yaklaşımını da CHP’nin programına taşıdığı görülmektedir. CHP’nin 12 Eylül’den önceki son programında, ekonomik gücün devlet tekelinde olmasına da özel sektör tekelinde olmasına da karşı çıkıldığı, bunun yerine, ekonomik gücün, Pazar ekonomisi içinde yaygın biçimde halkın elinde olması gerektiğinin savunulduğu görülmektedir. Bu yaklaşım DSP programında da aynen korunmuştur.

Din ve laiklik
Ecevit’in, devletçilik yerine halk girişimciliğine dayandırdığı ekonomik yaklaşımının kökenleri Mithat Paşa’nın ekonomik görüşlerine kadar dayanır. Kırsal kesimde demokratik yapılı kooperatifçiliği onun başlattığı ve bir anlamda ve Ecevit’in geliştirdiği köy kent projelerini Mithat Paşa’nın ilkel olsa ilk uygulamalarından esinlendiği söylenebilir. Ecevit, Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci çalışmasında bu konuyu işler.
Bülent Ecevit’in “din ve laiklik” konusundaki yaklaşımlarının kökenleri 1950’li yıllara kadar uzanmaktadır. Batı tipi reform hareketi geçirmemiş olan Türkiye’de din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasının sadece yukarıdan başlatılan girişimlerle değil, halkın aydınlatılması ve katılmasının sağlanmasıyla daha sağlam bir temele oturacağını savunur. Bu süreç, insanların din duygularının incitilmemesi gerektiği üzerinde hassasiyetle durmuştur. Ecevit, özellikle 27 Mayıs 1960 sonrasında CHP’ye yöneltilen “dinsizlik” suçlaması karşısında, laiklik anlayışını, hem din hem devlet işlerinin birbirinden ayrılması hem de inanç ve düşünce özgürlüğünün korunması yaklaşımıyla CHP’nin 1976 tarihli programına detaylı biçimde koydurmuştur. Ecevit’in DSP döneminde kavramlaştırdığı “inançlara saygılı laiklik” anlayışının kökeninde, CHP lideriyken programa koydurduğu bu yaklaşım yatmaktadır.
Bu yaklaşım aynı zamanda, demokrasiyi ve sosyal adaleti benimsemiş ancak toplumdaki duruşu itibarıyla sağ kesimde kalmış yurttaşlara ulaşmanın bir aracı da olmuştur. Bülent Ecevit, seçim bildirgelerinde, “DSP iktidarında bir yandan laiklik ödünsüz olarak korunurken, bir yandan da inanç, din ve ibadet özgürlüğüne içten saygı gösterir” ifadeleriyle temel bir ilke olarak yer vermiştir.

Ulusal birlik
Bülent Ecevit’in en hassas olduğu konulardan biri de Türkiye’nin ulusal birliği ve toprak bütünlüğüdür. Misak-ı Milli sınırlarını her zaman gözeten bir politika izlemiş, Musul sorunuyla yakından ilgilenmiş ve koşullar uygun olduğunda bu sorunu gündeme getirmenin Türkiye’nin hakkı olduğuna inanmıştır.
Ecevit, PKK dahil her türlü terör hareketine karşı çıkmış ve mücadele etmiştir. Hiçbir gerekçenin terörü haklı gösteremeyeceğini savunmuş, terörü isanlık suçu olarak lanetlemiştir. “Kürt sorunu” sorulduğunda, “Türk- Kürt” ayrımını kabul etmemiş, “Ben yüreğimi ikiye bölemem” demiştir. Atatürk’ün ırkçı olmayan ulus tanımı ve anlayışını savunmuştur.
Ecevit, Atatürk’ü en iyi anlamış ve uygulamış bir liderdir. Öğretisinden başta CHP olmak üzere, tam bağımsızlığa, insanca, hakça bir düzene inanan tüm siyasilerin ve siyasi partilerin yararlanmasında büyük fayda vardır.  

FİKRET BİLÂ

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026