Stephen Kinzer’in 2013 yılında yazdığı “Gizli Dünya Savaşları”(Destek Yay.) kitabı 2025 yılında Türkçeye çevrilerek basılmış. Çok kıymetli bir arkadaşımın tavsiyesiyle merak ve heyecanla okudum. Amerika Birleşik Devletleri’ni anlamak için mükemmel bir kaynak ve meraklısına ben de hararetle tavsiye ediyorum.
Kitap; 1950’li yıllarda biri ABD dışişleri bakanı, diğeri CIA başkanı olan iki kardeş üzerinden ABD’yi ve dünyayı anlatıyor.
Bu iki kardeş II. Dünya Savaşı sonrasında başlayan ve tüm dünyayı saran “Soğuk Savaş”ın 1960’ların ortalarına kadar en belirleyici aktörleri oluyor.
CIA başkanı, küçük kardeş Allen Dulles, CIA’i “Dost olmayan ülkeler için dışişleri bakanlığı” olarak tarif ettiği için bu iki kardeşin en önemli iki aktör olması şaşırtıcı değil.
Birbiriyle çok uyumlu çalışan kardeşlerin ortak paydası; tam olarak bilmedikleri ve anlamadıkları sosyalizm karşıtlığı ve korkusu. Bu ruh halleri güçlü dini inançlarından kaynaklanıyor.
KARAKTERİSTİK YAPI: İSTİSNACILIK
Her ikisi de tüm insanlık için neyin en iyisi olduğunu kendilerinin bildiğini düşünüyor, ABD’nin tanrının isteklerini yeryüzünde gerçekleştiren bir enstrümanı olduğuna inanıyor. Daha yüksek bir ahlaki düzlemde yaşadığı için ABD’nin kendi isteklerini diğer uluslara kabul ettirmeye hakkı olduğunu savunan “istisnacılık” ya da “ayrıcalıklı olmak”; onlar için küresel politikalarının düzenleyici ilkesi oluyor. Çok tanıdık değil mi?
Köklerini, Amerika’nın karakteristik yapısından alan bu ilke, Dulles kardeşlerin hikâyesini Amerika’nın hikâyesi haline getiriyor. Stephen Kinzer; “Dulles kardeşlerin ne yaptıklarını ve neden yaptıklarını anlamak ABD’nin bugün bu dünyada neden böyle hareket ettiğini anlamanın yollarından biridir” diyor. Çok haklı.
II. Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945 yılından beri, yani 80 yıldır Amerikalılar, ülkelerinin dünya üzerindeki her yerde yaşamsal çıkarları olduğuna inandıkları için aynı inancı taşıyan insanlar tarafından yönetilmeye, 80 yıl önce başlattıkları yolculukta aynı hataları tekrarlamaya devam ediyor.
‘AMERİKAN RÜYASI’, DÜNYANIN KÂBUSU
1953’te İran’da Mussadık’ı ve 1954’te Guatemala’da Arbenz’i devirmek dışında, iki kardeşin tüm yurtdışı operasyonları bozgunla sonuçlanıyor. Berlin, Macaristan, Çin, Laos, Tibet, Kongo, Tayvan, Burma, Endonezya, Mısır, Küba ve Vietnam’da başarısız oluyorlar. Özellikle Vietnam sonraki 20 yıl boyunca 1 milyon insanın yaşamına ve 100 milyar dolar zarara neden olarak tam bir bataklığa dönüşüyor. Dahası, milyonlarca insan ABD’den soğuyor ve ABD karşıtı nesiller yetişiyor.
1990’larda, Irak savaşında, sembolik de olsa 40 ülkeyi müttefik olarak yanına çekebilen ABD bugün soykırımcı, terörist İsrail dışında kimsenin desteğini alamıyor.
Özetle; yaklaşık 1.5 aydır devam eden ve Vietnam gibi bataklığa dönüşme potansiyeli taşıyan İran savaşını tek başına Trump’ın çılgınlığına, dengesizliğine bağlamak mümkün değil. Trump buz dağının görünen ucu. 80 yıldır küresel dengeler değişse de Amerika’da hiç değişmeyen kibire dayalı üstünlük anlayışı ve “ayrıcalıklı olma” inancı bu defa ABD’yi ağır hasara uğratacak bir sona sürüklüyor.
Ya ABD topyekûn bu gidişi durduracak bir irade ortaya koyacak ya da kendileriyle beraber tüm dünyayı ateşe atacak. Dulles biraderlerle başlayan ve Trump’a varan “Amerikan Rüyası”nın, dünyanın kabusuna dönüşmemesini, Amerika’nın artık uyanmasını diliyorum. Şimdilik göz kapaklarında bir kırpışma başladı. Kıyamete ramak kala ilk geri adım atıldı. Ne diyeyim, kıyamet olmasın, gelecek olsun..!
Sağlıcakla kalın...
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu,
Koğuş B/63
Buca - Kırklar
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer