Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler - Onur Öymen
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler - Onur Öymen

18.04.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Son günlerde Kıbrıs konusunda yaşanan bazı beklenmedik gelişmeler, Türkiye’de ve KKTC’de üzüntüyle karşılandı. 4 Nisan 2025’te Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile Avrupa Birliği arasında Semerkant’ta düzenlenen zirve toplantısında AB, Orta Asya Ülkelerine 12 Milyar Avroluk bir yatırım taahhüdünde bulundu. Ancak bunun bir siyasi koşulu olduğu da anlaşılıyor.

Zirve ortak bildirisinde bu beş devletin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1983 ve 1984 tarihlerinde kabul ettiği ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşunu kınayan ve bu kararın geri alınmasını isteyen 541 ve 550 sayılı kararlarına güçlü biçimde bağlı olduklarını vurgulayan bir hüküm yer almaktadır. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nin bu kararlarına o günden beri karşı çıkmaktaydı. Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleri de KKTC’ye desteklerini ortaya koymuşlar ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı 6 Kasım 2024’te Bişkek’te toplanan Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine KKTC cumhurbaşkanı sıfatıyla davet etmişlerdi.

Öte yandan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin izlediği katı ve uzlaşmaz tutuma bazı yabancı şahsiyetlerin de tepki göstermeye başladıkları görülmektedir. 28 Haziran-7 Temmuz 2017 tarihlerinde Crans Montana’da yapılan görüşmeler, Rum tarafının Türkiye’nin garantörlük hakkının sona erdirilmesini ve Ada’daki bütün Türk askerlerinin geri çekilmesini istemesi üzerine sonuçsuz kalmıştı.

RUMLARIN ADADAKİ TUTUMU

Altı yıl İngiltere’nin dışişleri bakanlığını yapan Jack Straw 1 Ekim 2017’de The Independent gazetesinde yayımlanan makalesinde özetle şöyle diyordu:

“Kıbrıslı Türklerle Rumlar arasında bir antlaşmaya varılması amacıyla sarf edilen çabalar, daha önceki girişimlerde olduğu gibi, Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedildi. İçerikleri ne olursa olsun bundan sonraki ve ondan sonrakiler de böyle olacak. Artık müzakerelerle ileride iki bölgeli ve iki toplumlu bir hükümetin kurulmasıyla adanın birleştirileceği yolundaki maskaralığa son verilmelidir. Çözüm, kuzeydeki Kıbrıs Türk Devletinin uluslararası alanda tanınmasıyla adanın taksimidir.”

Rumların yıllardan beri sürdürdükleri uzlaşmaz tutum nedeniyle Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs’ta iki egemen devletin var olduğu görüşünü savunmaktadır.

17-18 Mart 2025 tarihlerinde Cenevre’de, Türkiye, Yunanistan, İngiltere ile KKTC, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) ve Birleşmiş Milletler temsilcisinin katılımıyla yapılan görüşmelerde sadece ayrıntı sayılabilecek bazı konularda çalışmalar yapılması kararlaştırılmış, Jack Straw’un tahmin ettiği gibi, öze ilişkin herhangi bir ilerleme sağlanamamıştır.

Uluslararası antlaşmalara aykırı olarak ve ünlü hukukçuların karşı yöndeki görüşleri hiçe sayılarak Yunanistan’ın, Kıbrıs Rum kesimi üye yapılmadığı takdirde, AB’ye üye olmak isteyen Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini boykot edeceği yolundaki tehdidine boyun eğilmesi sonucunda GKRY, topluluğa kabul edilmişti.

17 Aralık 2004’te, Türkiye ile AB arasında müzakerelere 3 Ekim 2005’te başlanmasına karar verilmiş ancak Türkiye’nin üyelik süreci ile Kıbrıs sorunu arasında bir bağ kurulması AB tarafından ısrarla istenmişti. Bu amaçla hazırlanan ek protokol 3 Ekim 2005’te imzalanmış ancak ve bu protokol, GKRY Kıbrıs devleti olarak kabulüne yol açacağı anlaşılarak Türkiye tarafından onaylanmamıştı. Bunun üzerine, Türkiye’yi tam üyeliğe götürecek 36 müzakere başlığından 19’u, bir kısmı AB Konseyi, diğerleri ise Fransa ve GKRY tarafından engellenmiştir.

KIBRIS’TA GERİ ADIM ATILMAMALI

Kıbrıs’la ilgili kaygı verici gelişmeler bunlardan ibaret de değildir. 1-12 Nisan tarihlerinde Yunanistan’da Amerika, İngiltere, İsrail, Fransa, İtalya, İspanya, Hindistan ve İngiltere ile Kıbrıs Rum Kesimi’nin katılımıyla gerçekleştirilen hava tatbikatına Birleşik Arap Emirliği’nin yanı sıra Türkiye’nin bölgedeki en yakın dostlarından biri olarak kabul edilen Katar’ın da katılması şaşırtıcı olmuştur.

Bu arada, Türkiye’ye sıcak dostluk mesajları veren Amerika’nın önce Kıbrıs Rum Yönetimi’ne koyduğu silah ambargosunu kaldırması, daha sonra GKRY ile askeri işbirliği antlaşması yapması, şimdi de Güney Kıbrıs’ta bir askeri helikopter üssü kurma çalışmalarına başlaması Amerika’nın Kıbrıs’taki geleceğe yönelik hedefleri hakkında soru işaretleri uyandırmıştır.

Bütün bu gelişmeler İngiltere’nin Başbakanlarından Lord Palmerston’un 1848’de Avam Kamarasında söylediği “İngiltere’nin ebedi dost ve düşmanları yoktur, değişmez menfaatleri vardır” sözünü hatırlatmakta ve bu sözün hâlâ uluslararası ilişkilerde geçer akçe olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir.

Ancak bütün bu olumsuz gelişmeler şimdiye kadar Türkiye’nin Kıbrıs konusunda izlediği tutumdan geri adım atmasına yol açmamalıdır. Türkiye’nin KKTC’nin egemenliğine ve bağımsızlığına verdiği desteği sürdürmek, hatta daha da güçlendirmek atılacak en doğru adım olacaktır.

ONUR ÖYMEN

EMEKLİ BÜYÜKELÇİ

Yazarın Son Yazıları

Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026