Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu. BAE’nin bu kararı, OPEC kota sınırlamalarından kurtulup “ulusal çıkarları doğrultusunda” üretim miktarını artırma isteği olarak yorumlanıyor.
BAE’nin anılan kararı, İran’ın 40 gün savaşının başında Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve ardından Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), İran limanlarına yönelik deniz ablukası ile “petrol talebi ve fiyatların” arttığı döneme rast gelmektedir.
ABU DABİ-FUCAYRA PETROL BORU HATTI
OPEC’in en büyük üreticilerinden olan BAE, Abu Dabi-Fucayra petrol boru hattıyla Hürmüz Boğazını baypas edip Umman Körfezi üzerinden dünya pazarlarına ulaşma olanağına sahiptir.
Anılan petrol boru hattı, Abu Dabi’deki Habshan petrol sahalarından başlar ve Umman Körfezi kıyısındaki Fucayra Limanı’na kadar 380 kilometrelik bir güzergâhta uzanır. Günlük yaklaşık 1.8 milyon varil ham petrol taşıma kapasitesine sahiptir.
PETROL FİYATLARINA ETKİSİ
BAE’nin Hürmüz Boğazını baypas edip Fucayra Limanı üzerinden Petrol arzının, kısa vadede petrol fiyatlarında radikal bir rahatlama sağlaması beklenmemelidir. Ancak BAE’nin bu kararı, ABD başkanının artan petrol fiyatları konusunda OPEC’i eleştirmesi karşısında ABD ile uyumlu bir tavır sergilemektedir.
Trump için petrol fiyatlarının düşük olması;
- Ülkede enflasyon baskısının azalması,
- Seçim ekonomisinin rahatlaması,
- Ve İran/Rusya’nın petrol gelirlerinin sınırlanması bakımından önemlidir.
Daha basit bir anlatımla, Trump OPEC’den üretim miktarını artırarak fiyat yükselmesini önlemesini istemektedir. BAE’nin, bu aşamada, OPEC’ten çıkıp üretim artırma kararı, OPEC’in kurumsal yapısı ve birlik anlayışına yönelik bir tavır olması bakımından çok önemlidir.
OPEC VE PETRODOLAR SİSTEMİ
1973 krizi ile petrol üretimi kısılıp fiyatlar sıçradığında, petrolün yalnızca bir “emtia” olmayıp jeopolitik bir silah olduğu görüldü.
ABD bu krizi bir ulusal güvenlik meselesi olarak algıladı ve o yıllardan itibaren petrol üreticileri ile stratejik bir sistem (petrodolar) oluşturdu:
- Petrol, dolar ile fiyatlanarak alınıp satılacak,
- ABD donanması petrolün ulaştırma, sigorta ve güvenliğini sağlayacak,
- ABD askeri yeteneği ile üretici ülkelerin rejimini koruyacaktır.
Yani OPEC üretici olarak “vanayı” kontrol etmektedir. Ancak ABD “petrodolar sistemi” ile “finansal” yapıyı yönetmekte ve üretici ülkelere “koruma” sağlamaktadır.
Oluşan bu yapıda, petrol üreticisi ülkeler kendi finansal sistemlerini oluşturamadıkları için bugüne kadar ABD’ye bağımlı kalmışlardır.
OPEC İÇİ REKABET
OPEC ülkelerinin üretim miktarı/piyasa fiyatı konusunda bitmeyen tartışmaları, üretim vanasını kontrol etme konusunda sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır.
Suudi Arabistan (SA) fiyatları yüksek tutmak için üretimi sınırlamak isterken, BAE ise üretim altyapısına yatırım yaptığını vurgulayıp, üretimi artırarak pazar payını yükseltme düşüncesindeydi.
Irak daha fazla üretim, OPEC+ üyesi Rusya ise dengeli üretim ve daha fazla gelir görüşünü savunuyordu.
Son olarak BAE’nin OPEC’ten ayrılması, içerideki rekabetin dışa yansıması olmuştur.
BAE, OPEC’in üçüncü büyük üreticisidir. Toplam üretim kapasitesinin yüzde 15-20’si BAE’nindir.
Yani BAE’nin son kararı, küçük bir üye çıkışı değil, ana aktörlerden birinin ayrılmasıdır! Gelinen nokta; BAE’nin ayrılması ve üretim artışı ile OPEC’in “disiplin mimarisinin” çatlamasıdır.
SUUDİ ARABİSTAN-ÇİN İŞBİRLİĞİ
Suudi Arabistan (SA) 2023 yılında Çin ile Yuan üzerinden bir para takası antlaşması yaptı. Böylece SA, Dolar ve SWIFT yerine, Yuan ve Çin para transfer sistemi CIPS ile bir miktar ticaret yapmayı kabul etti.
Gelinen aşamada, OPEC’in lideri konumundaki SA artık daha özerk bir dış politika takip etmeye gayret ediyor. ABD güvenliği altında, Çin ile daha çok ticareti hedeflerken bölge ülkeleri ile dengeli bir alan oluşturmaya çalışıyor.
SA’nın dolar yerine kısıtlı da olsa Yuan ile ticareti kabul etmesi ve Küresel Güney’de BRICS’e ilgi duyması, ABD için bir “güvenlik meselesi” gibi algılanmış olmalıdır.
PETRODOLAR BİTİYOR MU?
Çin’in geliştirmeye başladığı finansal sistem (Yuan, CIPS), henüz petrodolar için güçlü bir seçenek değil. Ancak uluslararası ticarette Çin’in artan etkisi ile birlikte, finansal sisteminin de gelişeceği ortada.
Diğer yanda BAE’nin OPEC’ten ayrılması, vananın kontrolü ve fiyatlama konusunda, üretici ülkeleri zayıflatmaktadır.
Buna ilave olarak ABD/İsrail-İran çatışmalarında, ABD’nin petrol üreticisi ülkeleri İran füzelerinden koruyamaması ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle petrol arzının güvenliğini sağlayamaması, 1973’ten beri devam eden “petrodolar” sistemini tartışmalı hale getirmektedir.
Gazze ile başlayan, Lübnan’la gelişen ve İran’a yayılan çatışmaların, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan jeopolitik ve jeoekonomik düzenin yapıtaşlarını da vurmakta olduğu görülmeli.
DR. FİKRET BAYIR
ZAFER PARTİSİ GÜVENLİK POLİTİKALARI BAŞKANI