Sevilenleri tutuklanan ülkemizde haklar savaşımının önlenemez yükselişi
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Sevilenleri tutuklanan ülkemizde haklar savaşımının önlenemez yükselişi

05.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu kaçıncısı sorgulamasının yapılmasının zamanı değil. Başımıza geldikçe bileniyor, güçleniyor, hak savaşımlarının kazanılmasında yeni yol, yöntemler öğreniyoruz. Yaşımızın tutmadığı dönemlerde yaşatılanlar, verilen savaşımlarla kazanımların yayımlanmış anıları, kitapları, tanıklıkları üzerinden dersler çıkarıyoruz. Yaşadığımız, paylaşabildiğimiz yılların, örgütlü, dayanışmalı birikimlerinden, tanıklıklarından alınabilmiş derslerden yararlanıyoruz.

“Beterin beteri varmış” diye hayıflanmanın hiçbir yararı olmuyor. Toplumsal deneyimlerimiz, birikimlerimizin tümünü birden değerlendirerek çıkarılabilmiş tüm derslerden yararlanıyor olarak kenetlenmiş, hak arama savaşımları ittifaklarını güçlendirmenin yeni yeni yollarını bulmak, üretmek gerek. Bu hafta sonunda, basın özgürlüğü ödüllerinin hepsi birden, en yaşlıları, Merdan Yanardağ simge, tutuklu gazeteci arkadaşlarımıza verilmek zorunda kalınmışsa sözün bittiği yerde değil miyiz?

***

Bir insan ömrüne sığdırılabilmiş tanıklıklarımız bile öylesine zengin, öğretici, geleceğe yönelik yapılacaklara ilişkin dersler çıkarmaya elverişli ki... Gözlerimizi kapatarak görmemek, acımasızlıkların, acısından payımıza düşenlerden kurtulmak hızla olanaksızlaşıyor. Büyük kentlerde yaşayanların, toplumun çoğunluğu için toplu taşıma araçlarını kullanmak bir zorunluluk haline geldi ya. Kendi adıma çoğunluğumuz için gerçeklerin gösterilmesinde ne kadar da çok hızlı işe yaradıklarını da gözlemlemiş oluyorum.

Hızla, çoğunlukla da hiç konuşmadan bakışlarımızla ortak tepkiler verir oluverdik. Üstüne üstlük çok da yaşam koşullarımız, kültürel ortaklıklarımızı sorgulamadan. Beni bağışlayın ama kadınlar arasında iletişim, dayanışma çok daha güçlü gelişiyor. Kültürel ayrışmalar sorgulanmadan eller kenetleniyor. Kadınlar çok dikkat çeken boyutlarda, ellerindeki torbaların ağırlığından gocunmadan, bir istasyondan diğerine, pazardan pazara koşturarak bulduklarını paylaşmaktan, yaşam kavgası, güçlüklerindeki dayanışmalarıyla onurlanıyorlar.

***

Bir insan ömrüne sığdırılabilmiş tanıklıklarımızdan sözü açmıştım ya... 1960’lar sonrası tüm örgütlenme haklarımızdaki yükselişle gelen kazanımlarımızı, algılamadan çok da hızlı 1970’ler sonrası hızla kaybedişlerimizin ardından, 1980’ler sonrası gelen ağır kayıplara 2000’ler sonrası gelenler tuz biber ekti. Nokta konulacağı da yok. Apaçık sil baştan ülkemizin yüzde doksanları aşan çoğunluğu için sil baştan haklar aranmasında buluşma zorunluluğumuz sorgulamasız kaçınılmaz boyutlarda ağırlaştı.

Üstüne üstlük, yandaş kayırmalarda ancak ekonomik getirisi olan sermaye grupları için geçerli bir noktaya gelindi. Sistemin yürütülmesinde yandaş bile kollanamaz noktaya varıldığında, ittifak yapılmış şirketlerin ayakta tutulmasındaki öncelik zorunlulukları ağır bastığından, madencilerin ölümüne direnişleriyle ortaya çıkmış gerçeklerle yüzleşiverdik. Ekonomik verilerle karşımıza çıkan hesaplar öylesine ürkütücü ki. İktidarları ittifaklarının ayakta kalabilmesi için çıkış yolu üretilebilecek gibi görünmüyor.

Şimdilik uzatmaları oynamak, olabildiğince seçimleri geciktirebilmek dışında bir çözüm üretemeyecek halleri var.