Umutsuzlar...
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Umutsuzlar...

05.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Eğer belleğimiz bizi yanıltmıyorsa ilk gençlik yıllarımızda, ünlü sinema sanatçımız Yılmaz Güney’in yazı başlığımızla örtüşen bir filmi vardı. Gençlik dönemlerimizin kahramanı, bir bakıma rol modeli olan Güney’in, hemen her filminin ismi bile topluma önemli mesajlar verirdi. Dün enflasyonla ilgili açıklanan son rakamlar, ister istemez bizde umutsuzlukla ilgili çağrışımlar yarattı.

“Umutsuzlar”ı bugünlerde anımsayıp yazı başlığı yapmamızın elbette daha birçok nedeni var. Günümüzün bol sıkıntılı ve sorunlu ortamında, insanımızı umutsuz kılacak o kadar çok neden var ki! İnsan doğrusu hangisini öne çıkaracağını şaşırıyor. Ama umutsuzluğun en yaygın olduğu kesimi, herhalde öncelikle işsizler oluşturuyor.

İŞSİZLİK SARMALI 

İşsizlik sarmalı her geçen gün daha çok insanı ve aileyi kuşatıyor. Hele hayata yeni atılan ve eğitimli olan gençler arasındaki işsizlik oranı, giderek daha da yükseliyor. Bu olumsuz durum pek çok aileyi de derinden etkiliyor. İstendiği kadar pembe tablolar çizilmeye çalışılırsa çalışılsın, gerçeklerin üstü örtülemiyor.

İşsizlikle ilgili çarpıcı veriler var. Aslında işsizlik rakamlarına, öncelikle geniş tanımlı işsizlik oranları üzerinden bakmak gerekiyor. Bu oran mart ayında yüzde 31.5’e çıktı. Bu rakamla, en son 2025 Haziran ayında görülen tarihi zirveye yeniden çıkılmış görünüyor. Dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki makas da giderek açılıyor.

UMUTSUZLAR ORDUSU 

DİSK-AR’ın açıkladığı son işsizlik raporu da durumun yakıcılığını bir başka açıdan ortaya koyuyor. Yapılan hesaplamalara göre; geniş tanımlı işsiz sayısı, son bir yılda 1 milyon 185 bin kişi artarak toplamda 12 milyon 850 bin kişiye ulaştı.

Görüldüğü gibi umutsuzlar ordusu neredeyse 13 milyona ulaşmış durumda. Bu bağlamda, her üç kişiden biri ya işsiz durumda ya da güvencesiz koşullarda çalışıyor. İşsizler ordusundaki bu büyük tırmanışın temel nedenini, iş bulmaktan umudunu kesen ancak çalışmaya hazır olan umutsuzlar oluşturuyor.

FON TALANI 

Aslında umutsuzlar ordusunun ivedi sosyal desteğe ihtiyacı var. Çünkü sosyal devlet olmak bunu gerektiriyor. Bu sosyal desteğin önemli bir aracı da doğal olarak işsizlik fonu. Son olarak fona devletin katkı payı yüzde 50 düşürüldü. İşsiz kalanlar için çıkarılmış olan bu fondan acaba işsizler yeterince faydalanabiliyor mu? Başta işsizlik acısını yaşayanlar olmak üzere pek çoğunuzun olumsuz yanıtlarını işitir gibiyiz!

Gerçekten de işsizlik fonu işsiz kalanlar için değil, başka amaçlarla kullanılıyor. İŞKUR’un Mart 2026 verilerine göre, işsizlik ödeneğinden faydalanabilenlerin sayısı yalnızca 526 bin 826 kişi oldu. Resmi işsiz sayısının 2.8 milyon kişi olduğu bir dönemde, bu ne anlama geliyor? İşsizlerin yalnızca yüzde 18.3’ünün fondan yararlanabildiğini ortaya koyuyor. Özcesi her 10 işsizden 8’i, hiçbir destek almadan yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor.

ATEŞTEN GÖMLEK!

Bütün bu rakamsal veriler, işsizliğin nasıl bir ateşten gömlek olduğunu ortaya koyuyor. Hele resmi kayıtlara girmeyen, bu rakamsal verilerde yer almayanları da düşündüğünüzde işsizlik sorununun büyüklüğü ve boyutları daha iyi anlaşılıyor.

Tabii bu sorunla doğrudan yüz yüze gelenler, ailelerinde ya da yakın çevrelerinde bu sorunu sıcak biçimde yaşayanlar; bu ateşten gömleği giyiyor ve tüm hücreleriyle alabildiğine duyumsuyorlar! İş aramaktan bitap düşüp çevreden yardım bekleyenlerin derdine derman olamamak da doğrusu pek çok insanımızı üzüyor ve yaralıyor.

EĞİTİMLİ İŞSİZLER

Hele işsizlik ateşini çok daha fazla yaşayan bir kesim var ki onlar eğitimli işsizler. Büyük umutlarla ve ailelerin özverili desteği ile yüksek okullarda okuyup diplomalar almış bu kesimin işsizliği, adeta yürekleri dağlıyor! Bu durum gençleri umutsuzluğa itiyor. Aynı zamanda yeni arayışlara yöneltiyor. Ülkenin geleceği demek olan bu kesim, gözünü yurtdışına dikiyor. Oralarda fırsatlar yakalamaya, kendisine yeni gelecekler yaratmaya çalışıyor.

Bu görünüm ülkemiz, halkımız ve geleceğimiz adına üzücü bir durumdur. İşsizlik sorunu üzerinde derinlemesine durulmalıdır. İşsizler özellikle de genç ve eğitimli işsizler, giderek bir “kayıp kuşak” haline gelmemeli-getirilmemelidir. Onların enerjisinden ve potansiyelinden olabildiğince yararlanılmalıdır. Özellikle muhalefet işsizlere sahip çıkmalı; umutsuzluk umuda dönüştürülmelidir.

Yazarın Son Yazıları

Umutsuzlar...

Eğer belleğimiz bizi yanıltmıyorsa ilk gençlik yıllarımızda, ünlü sinema sanatçımız Yılmaz Güney’in yazı başlığımızla örtüşen bir filmi vardı.

Devamını Oku
05.05.2026
Emeğin bayramı, emekçinin mücadele günü

İnsan yaratıcıdır, üretkendir; emek anlamlıdır, kutsaldır. İnsan ve insan emeği/üretkenliği/yaratıcılığı; hayatın olduğu gibi ekonominin de temelidir, olmazsa olmazıdır. Bilişimde ve teknolojide yaşanan onca gelişmeye ve yeniliğe karşın, işlevini ve önemini korumaktadır.

Devamını Oku
01.05.2026
Mutsuzlar ülkesi

Mutluluk konusunu önemseyenler tarafından her yıl ilgiyle karşılanan “mutluluk sıralaması”, bizi mutsuzlar ülkesi olduğumuz gerçeği ile yüz yüze getirdi.

Devamını Oku
28.04.2026
Çocuk bayramı ve çocuk yoksulluğu

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde önemli bir yeri olan meclisin açılış günü 23 Nisan 2020 tarihi, sonraki yıllarda bayram olarak kutlandı.

Devamını Oku
24.04.2026
İlerici seferberlik

Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi ve İlerici İttifak’ın işbirliğiyle İspanya’da düzenlenen toplantı; dünyanın ilerici güçlerini bir araya getirdi.

Devamını Oku
21.04.2026
Anadolu Aydınlanması ve Köy Enstitüleri

17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümüdür. Bu yıl, Köy Enstitüleri’nin 86’ncı yaşını kutluyoruz. Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, 17 Nisan 1940 tarihinde, 3808 Sayılı Köy Enstitüleri Yasası’nın çıkarılmasıyla başlayan enstitülerin tarihçesi; tam anlamıyla tarihsel bir Aydınlanma seferberliğidir.

Devamını Oku
17.04.2026