Salda Gölü ve millet bahçesi - Özgün UTKU
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Salda Gölü ve millet bahçesi - Özgün UTKU

02.02.2023 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Salda Gölü, Burdur’un Yeşilova ilçesi sınırları içinde. Salda Gölü’nde hava güneşli ya da bulutluysa sabah, öğle, akşam saatine göre su renkten renge koşar. Kıyıdan başlayarak göz alabildiğine açık mavi, turkuvaz, yeşil, koyu mavi, lacivert... Gölün çevresindeki kumsal bembeyazdır. Bu eşsiz güzellik milyonlarca yılda oluşmuş.

AMAÇ NE?

Son yıllarda birden tanınırlığı artınca hiçbir altyapı, konaklama hazırlığı yapılmadan yurdun her yanından on binler, “Türkiye’nin Maldivlerine” geldi. Yeşilova’nın nüfusu 5 bin 500 civarında. Bütün altyapı bu nüfusa göre. Bir anda akın eden ziyaretçiler için yetersiz kaldı.

Mart 2019’da cumhurbaşkanlığı kararıyla “Salda Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edildi. Koruma bölgesi olarak belirlenen yer 295 km2, Salda Gölü’nün alanı ise 44 km2. Böylelikle gölün 6.7 kat büyüklüğündeki bölge koruma sınırları içine girdi. Yeşilova Belediyesi’nin ve çevre köylerin eli kolu bağlandı.

Yeşilova’nın yerleşim ve tarım alanlarının büyük bölümü koruma bölgesinin içinde. Göl ve çevresi doğal sit alanı, birinci derece koruma altında ve her türlü yapılaşmaya kapalı. Buralarda yapılaşma durduruldu. Yeşilova Belediyesi tadilat ruhsatı bile düzenleyemiyor.

Bu durumda,

- Köylülerin yaşam kaynağı olan tarlaları ne olacak?

- Alan içinde kalan köyler ve köylüler başka bir yere mi taşınacak?

“Salda Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilen bu alana millet bahçesi yapıldı. Bu büyüklükte bir millet bahçesinin yapılma amacı ne? Eğer yatırım amaçlı yapılıyorsa Yeşilova’ya yapılacak yatırım,

- Üretime dönük olmalı.

- İşsizliğe çözüm getirmeli.

- Genç nüfusun göç etmesinin önüne geçmeli.

- Halkın ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamını geliştirecek nitelikte olmalı.

BİR PIRLANTA

“Millet bahçesi yapacağız, bir çivi bile çaktırmayacağız” diyenler ilk iş olarak gölü çevreleyen ve milyonlarca yılda oluşan oksijen kaynağı hidromanyezit kumulları Salda plajından kepçe ve kamyonlarla (5 km uzağa) Akçeşme bölgesine taşıdılar. Bilim insanları, “Bu kumullar canlı hücrelerdir, ayakkabıyla bile üzerine basılsa doğal özellikleri kaybolur, orijinal bir ekosisteme sahip göl ve çevresi olduğu gibi korunmalıdır” diyor. Kazdağları’nda, Kozak Yaylası’nda, ülkemizin dört bucağında gördüğümüz bilimden, doğa sevgisinden uzak yaklaşım Salda Gölü’ne de uğradı. Türkiye’nin Maldivlerine, doğa cennetine ancak bu kadar zarar verilebilirdi, verildi. Bu kumullar eski yerlerine taşınsa bile, eski özelliklerine kavuşması için binlerce yıl gerekecek.  

Salda Gölü bir pırlantadır. Türkiye’de tek, dünyada birkaç örnekten biri. Bu mücevheri insanlık adına korumak, gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız. Günü kurtaran değil sürdürülebilirliği öne alan yaklaşımlarla dünden bize kalan ve yarınlara da aktarmamız gereken güzelliklerimiz evimize aş, yüreğimize ümit sağlar.

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026