Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir. Bu süreç, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinin zorluklarını içinde barındırır.
Milliyetçilikten/İttihat ve Terakki’den Sosyalizme/TKP’ye, Turancılıktan/ Kafkasya Cephesi’nde çarpışıp yaralanmasından Anadolu gerçeği ile yüzleşmesine, devletçi kalkınmadan Kemalizme evrilen yaşam yolculuğunda; Kemalizmi ideolojik açıdan sosyalizm ve milliyetçiliğin bir sentezi olarak benimsemiş ve düşünsel bir bakışla Türkiye’nin modernleşme, kalkınma sürecine önemli katkılar sunmuştur.
Aydemir, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte ardı ardına yapılan devrimler sürecinde yeni Türk devletinin ideolojisi olarak ortaya çıkan Kemalizmin halk tarafından benimsenmesi için çalışmalarda bulunmuştur.
KADRO VE YÖN HAREKETLERİ
Kadro hareketinin öncülerinden biri olarak Kemalizmi yalnızca bir siyasi proje olarak değil, ekonomik bağımsızlık ve toplumsal kalkınmaya dayalı bir modernleşme ideolojisi olarak ele alır. Kadro dergisinde yazdığı yazılarla, Kemalist ilkeleri halk kitlelerine yaymaya çalışırken, “toplumsal eşitlik”, “bağımsız kalkınma” gibi kavramların altını çizer, ekonomik anlamda da tam bağımsızlığın “halkçılık” ve “devletçilik” ilkeleri ile sağlanacağını öne sürer.
Kemalizmin sistematik bir ideoloji olarak tanımlanması ve halk tarafından benimsenmesi için fikirler öne sürerken siyasi bir doktrinden öte toplumsal dönüşümü hedefleyen bir yenilik hareketi olduğunu da vurgulamıştır. Bu doğrultuda; “Kemalizm”i alternatif bir kalkınma modeli olarak yalnızca ulusal çizgide değil, uluslararası alanda da tanıtmayı hedeflemiştir. Özellikle “Kadro” ve “Yön” hareketlerindeki halkçı yaklaşımları toplumsal yaşamda karşılık bulmuş, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yapılan devrimlere katkı sunmanın yanında sonraki süreçte çalışmaları/eserleri ile toplumsal aydınlanmaya da önemli katkılar sunmuştur.
KURTULUŞTAN KURULUŞA
Sonuç olarak Aydemir’in yaşamı, çalışmalarıyla, yapıtlarıyla yalnızca entelektüel bir yapıda kalmamış, Türkiye’nin modernleşme/kalkınma projelerine devrimci bir çizgide eylemlilik/ mücadele içerisinde katkı koymuş, adanmış bir yaşamdır.
Meşrutiyet’ten Milli Mücadele’ye ve Cumhuriyete, kurtuluştan kuruluşa tarihin dönüşümüne, Türk toplumunun geçirdiği tarihsel değişimleri, yaşanan olayları, Türkiye’nin yakın tarihinde rol alan şahsiyetleri biyografik çerçevede ele alan ve kültleşen “Tek Adam” ve “İkinci Adam” tanımlamalarının mimarı olarak “Enver Paşa”, “Menderes’in Dramı” gibi tarihe önemli notlar düşen “Suyu Arayan Adam”ı; Kadro hareketinin Türk Devrimi’ni ilmek ilmek işleyen bir eğitimci, iktisatçı, tarihçi, yazar, düşün insanı olarak aramızdan ayrılışının 50. yılında Cumhuriyet çınarı Şevket Süreyya Aydemir’i minnet ve saygıyla anıyoruz.
Onun aydınlara, yazarlara olan, “Kaynaktan önce kaynakları değerlendirme. Toplumu tarihi/vatanı içinde değerlendirme. Yani jeopolitik, coğrafi, tarihi koşullar etüt edilmedikçe ve derinliğine durulmadıkça, kaynakları ele alarak yalnız bu toplumun ürünü olan bir kahramana rengini vermek ve onu gerçek kimliğiyle aksettirebilmek mümkün olmuyor. Şimdi aydına /yazara düşen görev; devrimi yeni bir açıdan ele almak, bizden sonraki nesle hissi unsurlardan temizlenmiş gerçek hazineler şeklinde bırakmaktır” çağrısı günümüzde daha da önem kazanmıştır.