Taslakta işçinin adı yok - Dr. Engin ÜNSAL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Taslakta işçinin adı yok - Dr. Engin ÜNSAL

29.12.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Demokratik parlamenter sistemle yönetilen ülkelerin anayasalarında işçi hakları anayasanın temel taşlarındandır. Bu haklar yürürlükte olan 1982 Anayasası’nın 49-55. maddeleri arasında altı madde olarak düzenlenmiştir. 1982 Anayasası’nda 1987-2017 tarihleri arasında 19 defa değişiklik yapıldıysa da işçi haklarına dokunulmamıştır. Özellikle 2017 değişiklikleriyle başkanlık sistemi kurulmuş ve ülke yönetimi parlamenter sistem yerine tek adamın iradesi ile yönetilmeye bırakılmıştır ama işçi hakları anayasada saklı tutulmuştur.

Bu düzeni değiştirmek ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi yaşama geçirmek için kurulan altı partili masa henüz iktidar çalışma programını hazırlamadan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi”ni kamuoyu ile paylaşmıştır. Bu öneri bazı yönleri ile eleştirilse bile en önemli eksikliği işçi haklarının öneri kapsamına alınmamasıdır. Bu kasıtlı olmasa da inanılmaz bir unutkanlıktır ve işçi sınıfının desteğini kaybetme sonucunu bile gündeme getirebilir.

TASLAĞA EKLENMESİ GEREKENLER

Taslağa aşağıdaki hükümlerin eklenmesi işçi sınıfının geleceği ve güvenliği bakımından son derece önemlidir:

1- Sendikalar toplusözleşme görüşmelerinin akamete uğraması halinde grev hakkını dilediği zaman kullanabilmelidir. Yürürlükteki toplusözleşmenin ihlali halinde sendika hak grevi uygulayabilmelidir

2- Grev hakkı ulusal güvenlik nedeni ile ordu, milli emniyet, kolluk kuvvetleri mensupları dışında tüm memurlar için tanınmalıdır.

3- Grev hakkı ekonomik olarak güçsüz işçilerin savunma aracı olduğu için anayasada yer almalı ama işverenin güçlü olması nedeni ile lokavt bir hak olarak yer almamalıdır.

4- Grev ertelemesine hükümet değil yargı karar vermeli ve erteleme süreci sonunda yüksek hakeme gitme yerine kaldığı yerden devam etmelidir.

5- Toplusözleşme yapma yetkisi kararını gene Çalışma Bakanlığı vermeli ama bakanlık kararına karşı yargıya değil referanduma gidilmelidir.

6- İşçilerin sendika üyeliğini kolaylaştırmak ve işverenlerin sendikalaşmaya karşı direncini kırmak için yetkili sendika ile sözleşme imzalamış olan işverene süreli yüzde 5 gelir vergisi indirimi tanınmalıdır.

7- Sendikaların siyaset yapma hakkı kabul edilmeli ve bunun koşulları belirlenmelidir.

SEÇİMLERDE BELİRLEYİCİ OLABİLİR

2023 seçimlerinin sonucunun belirleyici gücü işçi sınıfı olabilir çünkü ülkemizde bugün iş sözleşmesi ile çalışan 18 milyon işçi ve 3 milyon memur vardır. Bunların bakmakla yükümlü oldukları insanlarla birlikte SGK kapsamındaki sayısı 65 milyondur. Toplumun bu kesimi 6’lı masanın anayasa ve çalışma programı önerisinin temel hedefi olmalıdır. Yolsuzluğun, yoksulluğun, işsizliğin, pahalılığın egemen olduğu ülkemiz ortamında bir düzen değişikliği, ülkenin bekası için, kaçınılmazdır ve bu bozuk düzende işçi haklarını ıskalamak büyük hatadır.

DR. ENGİN ÜNSAL

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026