Yarbay Tatar’ın çığlığı boşlukta yankılanıyor - Ahmet TATAR
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yarbay Tatar’ın çığlığı boşlukta yankılanıyor - Ahmet TATAR

19.12.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Şiddeti azalsa, yaralar kabuk bağlasa da adalet yerini bulmadan acılar sürüp gidiyor. Göçüp giden de geride kalan da huzur bulmuyor. Yarbay Ali Tatar’ın Hak’ka yürüyüşünün 12. yılında hukuk ve adalet beklentimiz devam ediyor.

12 yıl geçmesine rağmen hâlâ onu tutamayışımızı, isyanının önüne bent olamayışımızı sorguluyoruz. O güne ilişkin her an yeni bir şey hatırlayıp “keşke” demekten kendimizi alamıyoruz. Elimizden sadece onun anısını yaşatmak ve mücadelesini diri tutmak gelebildi. Onun isyanını, hukuk ve adalet arayan binlerce masum insanın çığlığına, ışığını uygarlık ışığına katmaya, mücadelesini büyütmeye çalıştık.

Her ne kadar zamanı geri çevirmek mümkün olmasa da yaşadıklarımızın önlenebilir olduğunu, başka türlü yaşanabileceğini bugün daha iyi görebiliyoruz.

Zira Yarbay Ali Tatar bir ordu mensubu olarak devletin hizmetinde ve denetiminde olan biriydi. Sonuçta bütün vatandaşlar gibi soruşturmaya uğraması, yargılanması normal bir durumdu. 

GÜVEN TÜKETİLDİ

Ancak ülkede medya desteği ile tam bir korku iklimi yaratılmış, adeta “sürek avı” başlatılmıştı. Açıkça Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir kısmı üzerinde öyle bir “düşman hukuku” uygulanmaya başlanmıştı ki Ali’nin sorguya çağrılmasından son derece kaygı ve endişeye kapılmıştık. Nitekim bu endişelerimizin boş olmadığını içi boş tutuklama kararı ile öğrendik. 

Biz ortada görünen, bilinen bir suç olmadığını, gerçeğin kısa sürede anlaşılacağını umut ederken yaşananlar büyük bir kumpasla karşı karşıya olduğumuzu gösterdi.

Memleketin adalet ve Emniyet mekanizması neredeyse tamamen Fethullahçı çetenin kontrolüne verilmiş, ordunun içindeki işbirlikçiler harekete geçirilmiş, medyada sırf bu kumpasları domine etmek üzere özel gazeteler ve TV kanalları oluşturulmuş, bunların başına ordudan ve Atatürk Cumhuriyetinden nefreti ile tanınan tetikçiler yerleştirilmişti. 

Bununla yetinmeyen Fethullahçı çete diğer kamu kurumlarındaki militanlarını da bu kumpasları desteklemek üzere seferber etmişti. Adli Tıp’tan TÜBİTAK’a, iletişim birimlerine kadar birçok saygın kamu kurumu komplonun birer aktörü haline getirilmişti.

Bütün bunlar siyasi iktidarın desteği olmadan elbette gerçekleşemezdi. Siyasi iktidar devletin bütün imkânlarını Fethullahçı çetenin emrine sunmuştu. Devletten “ne istedilerse” almaya, kullanmaya başlamışlardı.

Yaratılan bu hukuksuz ortamda ne bizim ne de bizim yaşadıklarımızın benzerini yaşayan binlerce insanın, polise, savcılara, mahkemelere karşı güveni kalmamıştı. 

NE YAPILIYOR?

Ordu medyada neredeyse bütün kötülüklerin başı olarak gösteriliyordu. Oysa bunlar devleti ayakta tutan ve en güvenilir olması gereken kurumlardı. Kime kimi şikâyet edip kimden bu hukuksuzluğa karşı yardım talep edeceğimizi bilemez hale gelmiştik.

İşte böyle bir iklimde Yarbay Ali Tatar, “Bir daha o deliğe dönmem”, “Bu hukuksuzlukla yaşayamam” diye isyan etmiş, elimizden kayıp gitmişti. 

Biz ona engel olamadık. Önünde durmayı başaramadık. Kendimizi dönüp dönüp sorgulamamız bundandır. 

Sadece biz değil, birbirinden farklıymış gibi görünen ama aslında hepsi büyük bir kumpasın parçaları olan, davalarda yargılanıp, yakınlarını kaybeden, yaşamları altüst olan binlerce masum insan da öncelikle kendilerini sorguluyor.

Fakat bunca zaman geçmişken, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz hain darbe girişimi yaşanmışken, devlete yerleşmiş olan Fethullahçı çetenin gerçek yüzü açığa çıkmış ve yargı eliyle zulme uğrayan onca insanın masumiyetleri tescil edilmişken devletin ne yaptığına da bakıyoruz.

SÖZ BİTTİ Mİ?

Devlet, vatandaşı olarak bizlere sağlamak zorunda olduğu hukuku, adaleti maalesef sağlayamamış, yaşananlar karşısında göstermesi gereken refleksi gösterememiştir. Bunun nedenini içerden felç edilmesi ile açıklayabiliriz. 

Ancak yaşanan bunca hukuksuzluğun yarattığı mağduriyeti ortadan kaldırmamasını, adaleti sağlayamamasını; bırakın tüm bunları, gadre uğrayan bunca vatandaşının gönlünü almayışını neyle açıklayacağız?

Devletin, devleti idare edenlerin, daha dün andığımız Necip Hablemitoğlu’nun, Yarbay Ali Tatar’ın, Murat Özenalp’in, Cem Çakmak’ın ve daha binlerce acı çekmiş masum insanın ailelerine söyleyecek bir çift sözü yok mudur?

AHMET TATAR

KUMPAS MAĞDURLARI DERNEĞİ BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026