2010 yılında 35 olan diş hekimliği fakültesi sayısı bugün 105’e ulaşmış, bu durum başta eğitim olmak üzere çok ciddi sorunlara yol açmıştır.
Önümüzdeki beş sene içinde diş hekimi sayısında ciddi artış beklense de bugün için 45 bin civarında olan diş hekimi sayısı ile ülkemizde 1500 kişiye bir diş hekimi düşmektedir ki bu oran, AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında sayısal olarak diş hekimi eksikliğinden bahsedilebilecek bir istihdam sorunu olarak görmek için henüz vakit erkendir. Ancak diş hekimi istihdamından bahsederken ülkenin ekonomik durumu, toplumun satın alma gücü, toplum sağlık okuryazarlığı, diş hekiminin coğrafik dağılımı ve diş hekimine gitme alışkanlığı gibi kriterler gözardı edilirse konu hakkında eksik ve yanlış değerlendirmelere varma olasılığı da yükselir.
Buna ilave olarak Sağlık Bakanlığı’nın diş hekimliği sağlık hizmetlerini “uzmanlık” ve “hastane” temelli politikalar üzerinden ve tıp sağlık hizmetlerine eşdeğer bir anlayış ile yapılandırma çalışmaları, aslında bugün yaşanmaya başlanan kaosun ana nedenini oluşturmaktadır.
UZMANLIK VE DOKTORA KONUSU
Tıp hizmetlerinin hastaneler üzerinden ve sayısı 52’ye varan uzmanlık alanı ile topluma ulaştırılması dünyadaki bütün ülkelerde zorunlu uygulanan bir sistem iken diş hekimliği hizmetler; ambulant (ayakta) verilen hizmetler olup bütün ülkelerde diş hekimleri tarafından muayenehaneler üzerinden serbest meslek prensipleri ile verilmektedir. Diş hekimliği hizmetlerinin tıp benzeri "uzmanlığa"; tıbbi gerekçelerle gereksinimi olmadığı gibi, rasyonelliğini gösteren bir örnek de bulunmamaktadır. Bu temeli olmayan politikaya bir de Sağlık Bakanlığı ve YÖK’ün uluslararası standartları yok sayarak yüksek lisans programı olan “doktora” eğitimini diş hekimliği fakültelerinden kaldırması eklenmiş ve “uzmanlık” eğitimini akademik yükseltmenin temeline alarak bir büyük yanlışa daha imza atmıştır. Bu yetmiyormuş gibi gereksinim belirlemeden açtığı çok sayıda uzmanlık kadrosu ile de diş hekimliği mesleğinin kaosa sürüklenmesine neden olmuştur. Yukarıda anlatmaya çalıştığımız bu iki temel yanlış,
- Diş hekimliği fakültelerinin eğitimini zayıflatmış.
- Uzman diş hekimi ve diş hekimi ayrımını derinleştirmiş.
- Diş hekimliği hizmetlerini pahalılaştırmış ve rekabete açmış.
- Üniversitede doktora ve uzmanlık ikilemi yaratılmış, diş hekimliğini uluslararası akademiden uzaklaştırmıştır.
NE YAPMALI?
Bu durumda şu çözüme başvurulmalıdır:
- Diş hekimliği fakültesi sayısı ve kontenjanları hızla düşürülmelidir.
- Diş hekimi eğitimi güçlendirilmeli ve diş hekimine yetkinlikleri yüzde 100 kazandırılmalıdır.
- Ülkemiz koşullarında oluşan güvensizlik ortamı nedeniyle hem uzmanlık ve hem de doktora eğitimine merkezi sınav getirilmeli ve kadro sayısı YÖK ve Sağlık Bakanlığı tarafından (Ülkenin gerçek gereksinimi hesaplanarak gelecek yılların planlamasını kapsayacak şekilde) belirlenmeli ve ilan edilmeli.
- Doktora eğitimi disiplinlerarası alan adları ile hemen başlatılmalı.
- Akademisyen olarak üniversitede kalmak isteyen uzmanlara doktora fark derslerine girme hakkı verilmeli.
- Sağlık Bakanlığı “uzmanlık” ve “hastane” temelli diş hekimliği hizmet politikasında ciddi değişikliğe gitmeli.
Koruyucu temelli ağızdiş sağlığı hizmetlerinin, öncelikle çocuklar olmak üzere kamu sigorta kapsamına dahil edilerek özelden alınmasının önü açılmalıdır.
Prof. Dr. Taner Yücel
Eski Türk Diş Hekimleri Birliği Başkanı