Telefçilik darbesi
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Telefçilik darbesi

05.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bakalım cumhurbaşkanlığı hevesi yolunda daha kaç CHP’li telef olup gidecek” biçimindeki açıklaması, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir siyasetçinin yaptığı en vahim açıklamalardan birisidir.

Bu açıklama darbeciliğin ilanıdır; demokrasi, seçme ve seçilme özgürlüğü, serbest ve özgür seçim karşıtlığının itirafıdır!

Bu açıklama şu anlama gelen bir tehdittir:

“CHP kazanabilecek bir cumhurbaşkanı adayı çıkartırsa, Ekrem İmamoğlu’na ne yaptıysak, ona da aynısını yaparız. Seçim olsa da, karşımda kaybedecek adaylarla göstermelik bir seçim olur.”

Bu açıklama, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik de bir tehdittir.

Bu açıklama aynı zamanda, İmamoğlu’na yönelik operasyonun kumpas olduğunun, hukukla ilgisinin olmadığının itirafıdır!

Erdoğan’ın bu konuşmayı, önceden hazırlanmış yazılı bir metini okuyarak yapması ve bu sözlerin anlık bir heyecanla ve öfkeyle söylenmemiş olması daha da vahimdir.

Bu açıklama, Erdoğan’ın kendisini padişah, memleketi de babasının çiftliği veya kendi tapulu malı olarak gördüğünün, milleti umursamadığının göstergesidir!

Erdoğan’ın, “Erken seçim yok, seçimler zamanında yapılacaktır” demek yerine, CHP’nin cumhurbaşkanı adaylarını tehdit etmesi, saf bir biçimde geçiştirilecek bir konu değildir.

***

Erdoğan, kendisini ve AKP’yi devletle özdeşleştirerek, devlet ile milleti karşı karşıya getirmektedir!

Devlet, milletle bütünleşmesi gereken bir araçtır. Devlet millet için vardır, millet devlet için yoktur. Milletin devletin hizmetçisi, kulu, kölesi, uşağı haline geldiği veya devletle milletin karşı karşıya geldiği bir ülke, yok olmaya mahkûmdur. Tarihte aksine dair hiçbir örnek yoktur!

Erdoğan devlet değildir! AKP devlet değildir! AKP hükümette olan bir siyasi partidir. Erdoğan da geçici olarak bu hükümeti yöneten kişidir! Devlet başka bir şeydir, hükümet başka bir şeydir.

Hem ülkeyi yöneten siyasetçilerin hem de devlette görevli olanların, kamu görevlilerinin öncelikle anlaması gerek şey budur!

Ayrıca Erdoğan ve AKP, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu da değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür! Atatürk de bu devleti kendi şahsı veya başka bir şahıs için değil, millet için kurmuştur!

***

Devletin omurgası ve hukuki temeli ise anayasadır!

Erdoğan’ın bu açıklaması, anayasal düzenin yıkıldığının ilanı anlamına gelir!

Bu aynı zamanda devletin yıkılması anlamına gelir! Çünkü devlet anayasadan bağımsız olarak var olamaz! Olursa, devlet olmaz!

Anayasanın 6. maddesine göre, “Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz”.

Anayasanın 8. maddesine göre, “Yürütme yetkisi ve görevi, cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir”.

Anayasanın 11. maddesine göre, “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır”.

Anayasanın 138. maddesine göre, “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz”.

Erdoğan, milletin desteğiyle değil, sözde “savcıların”, sözde “hâkimlerin”, polislerin, kolluk kuvvetlerinin, gardiyanların kaba gücüyle iktidarda kalırsa, meşruiyetini tamamıyla kaybetmiş olur!

***

Türkiye, birkaç yıllık darbe dönemleri hariç, 1950’den beri serbest ve özgür seçimlerle yönetilmektedir. O nedenle Türkiye’nin, tarihinde serbest ve özgür seçim deneyimi olmayan Rusya ve Orta Asya ülkeleri gibi yönetilmesi olanaksızdır!

Bir hakkın alınması uzun yıllar sürebilir; ancak o hakkın, alındıktan sonra gasp edilmesi, tarihin akışına ve toplumun doğasına aykırıdır!

Yazarın Son Yazıları

Tutsak kent

Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizme karşı yürüttüğü Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp Cumhuriyeti kurduktan sonra, Ankara’yı Türkiye’nin başkenti yaptı.

Devamını Oku
06.07.2026
NATO’dan çıkış

1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne karşı emperyalist amaçlarla kurulan NATO adlı askeri ittifak örgütü, SSCB ve NATO’ya karşı bir tepki olarak kurulan “Varşova Paktı” yıkıldıktan sonra da varlığını sürdürdü.

Devamını Oku
04.07.2026
NATO

NATO adlı askeri ittifak örgütü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1949 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dünyadaki etkisini kırmak için kuruldu.

Devamını Oku
29.06.2026
Ne yapmalı?

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

Devamını Oku
27.06.2026
Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.

Devamını Oku
22.06.2026
Genel manzara ve yeni parti

AKP’nin “mutlak butlan” darbesiyle işbaşına gelen CHP’nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, “göreve” atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel’in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP’de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi.

Devamını Oku
20.06.2026