Özdemir İnce

Başörtüsü değil türban

24 Kasım 2019 Pazar

Beni bir daha dinleyin! Muhalefet, iktidarın ağzıyla, sözcükleriyle, jest ve mimikleriyle asla konuşmaz, konuşmamalıdır. Böyle bir şey yapmaz ise, iktidarla kendisi arasına mesafe koymaz ve kendisi olmaz ise iktidarı ancak rüyasında görür!


***


Türkiye’de “Başörtüsü” AKP ve siyasal İslamcıların sözcüğüdür ve muhalefet bu sözcüğü kesinlikle kullanmamalıdır. Nedenini yüz kez yazdım, bir kez daha yazıyorum:  Abdelwahab Meddeb’in yazarlarından olduğu bir kitaptan (La Plus Belle Histoire de la liberté, Edition du Seuil, 2009) bir bölüm tercüme edeceğim:

Geleneksel başörtüden ideolojik başörtüsüne geçildi. Daha önce Pakistan’daki başörtüsü sariye benziyordu. Fas’taki ise cebellaya benziyordu. Şimdi, Endonezya’dan Paris ya da Turin’in banliyölerine kadar aynı örtü - ya da hijab - zorunlu sayılmakta. Geleneksel örtü ile hiçbir ilişkisi yok, her yerde siyasal İslamın simgesi oldu. Evrensel amaçlı bir üniforma İşte bu nedenle gelenekler ya da adetlerle çatışmaktan korkmaksızın bununla mücadele edilebilir.” (s.126-127)


***


Yukarıdaki satırların yazarı, filozof, şair, romancı, Paris X-Nanterre Üniversitesi’nde karşılaştırmalı edebiyat profesörü Abdelwahab Meddeb (1946-2014) yakın dostumdu. Dertlerimiz ortaktı. “İslamcılık henüz kazanamadı ama Müslümanın aklı (mantığı) İslamcılığın etkisine girdi. Böyle bir etki son derece tehlikelidir” derdi.

Bu tehlikeyi gizlemek için İslamcılığın özel siyasal simgesi olan bu yeni ve evrensel örtüye başörtüsü diyorlar. Türkiye iki örtü arasında benzemezliği vurgulamak için siyasal İslamın örtüsüne TÜRBAN adını verdi. Ama İslamcılar kesinlikle TÜRBAN sözcüğünü kullanmıyorlar, sanki Türk kadınının yüzlerce yıllık geleneksel örtüsüymüş gibi halka yutturmaya kalkıyorlar.


***


Peki nasıl oluyor da CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Türban” demiyor da tıpkı İslamcılar gibi, İslamcıların halifesi Erdoğan gibi başörtüsü” sözcüğünü kullanıyor ve Abdülkadir Selvi’den (Hürriyet, 18.11.2019) “aferin” alıyor. Dil, sözcük (isim ve sıfat) bilinci olmadan muhalefet yapmak mümkün değildir. Kılıçdaroğlu’na bir soru: Annenizin, halanızın, teyzenizin başörtüsü ile Emine Erdoğan’ın, Semiha Yıldırım’ın, Zeynep Babacan’ın örtüleri aynı mı? Değil! O halde bu örtünün adını çekinmeden söyleyin, “Türban” deyin. Siyaset olarak “Türban” demek zorundasınız. Siyasal İslam teslim alır, onunla uzlaşamazsınız!


***


Dünyanın her yerinde siyasal hareketlerin, farklı kültürlerın, aynı ülkede farklı bölgelerin özel deyişleri, sözcükleri, deyimleri, kullandıkları sıfatlar vardır. Biz Mersin’de domatese banadura da deriz. Toroslar’da fasulyeye ülübü denir. Dağ köylerinde taka (pencere), suğluk (bıçak), güdük (gömlek), seko (ceket) gibi sözcükler vardır.

Gözünün yağını yiyim, gadalarını alıyım, vb. Doğu’da dayı önemli bir sıfattır, başka taraflarda emmi denir...

O hesap: Sağcıların son tahlilde”“sosyal (içtimai, toplumsal) adalet”, “diyalektik”, “fırsat eşitliği” dediğini hiç duydunuz mu? “Emperyalizm” diyorlar ama solcuların kullandıkları anlamda değil. Sadece siyasal anlamda. “Fıtrat” muhafazakâr bir sözcüktür.


***


Sayın” sözcüğü Bülent Ecevit’in simgesidir. “Noktasında” R.T.Erdoğan’ın simgesi. Bakıyorum muhalefet bile, herkes kullanıyor. Özenti!

Ortak (Kollektif) Akıl, R.T. Erdoğan’ın icadıdır. Dünyanın hiçbir uygar dilinde bir karşılığı yoktur. “Müşavere” ya da “danışma” yerine mi kullanılıyor, belli değil. Eğer öyle ise dilimizde birçok eşanlamlı sözcük var. Muhalefet bilinci olan bir aydın, bir siyasetçi Ortak Akıl gibi faşist ve totaliter bir deyiş kullanmaz.

Devlet aklı da bir başka bela. Devlet oruç tutmaz, hacca gitmez, âşık olmaz, işemez. Devlet, insan olmadığı için aklı da olmaz. Devlet denen şey vatan ve toplum gibi bir kendilik” (zatiyet, entité)’tir. Duygusu, beş duyusu, aklı yoktur.

Muhalif dil bu sözcükleri kullanmaz ve yazmaz. Kullandığınız sözcükler kimliğinizi ele verir!

Türban türbandır, başörtüsü değildir!


Yazarın Son Yazıları

Dövlet procesi 4 Aralık 2020
Devlet ve hükümet 1 Aralık 2020