Bir kez daha bireyin özgür seçimi
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Bir kez daha bireyin özgür seçimi

04.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

2 Ocak 2009, Cuma günü Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazım1 şöyle bitiyordu:

Halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede bir genç kızın başını örtmesi elbette özgür seçim sayılamaz. Ama buna karşın Hıristiyanların çoğunluk olduğu bir ülkede Hırisyanlıktan dönme bir Müslümanın başına türban geçirmesi özgür seçim sayılabilir.

Çünkü birinde gelenek ve görenekler, dinsel referanslar arkada, ikincisinde ise karşıdadır. Referansları ve gelenekleri arkasına alan kişinin yaptığı seçime özgür seçim denemez. O aslında sürüye, çoğunluğa katılmıştır.

***

Cemaatin seçimi=Geleneğin ve göreneğin seçimi! Ama bireyin değil! Bireyin, cemaatin seçimine uymasını bir özgür seçim olarak tanımlamamız olanaksız. Birey ancak cemaatin, gelenek ve göreneğin hazır modelini reddederse özgür bir seçim yapmış olur.

Seçimin özgür olması için tercih ile ekolojik ortam arasında bir uyuşmazlık, bir çelişki, bir zıtlık olması gerekir. Örneğin bir genç kızın, görücü usulü evliliklerin egemen olduğu bir cemaatte eşini kendisinin seçmesi özgür seçimdir.

Üç kuşaktır doktor ya da avukat çıkan bir aileden gelen bir delikanlının aile geleneğine karşın matematikçi ya da davulcu olmayı seçmesi de özgür seçimdir.

Ülker İnce bugünler Slavoj Žižek okuyor. Žižek’e pek kanım ısınmasa da söyledikleri bana ilginç ve zekice geliyor. Örneğin “Bir Çin köylüsünün Çin yemeği yemesi özgür seçim değildir” diyormuş. “Ama bir Adanalının New York’ta bir Çin lokantasına gidip ender bilinen bir Çin yemeği ısmarlaması Adanalı deyişiyle ‘Özgür seçimin Allah’ıdır!’”

***

Örneğin cumhurbaşkanı ya da başbakanın muhterem refikalarından birinin 2009 yılında başını açması geç kalmış bir özgür seçim sayılabilir.

Cumhurbaşkanının oğullarından birinin başını örtmeyen, mini etekli bir Cumhuriyet kızı ile evlenmesi özgür seçimdir. Ama ekolojik tutsaklık nedeniyle onların böyle bir şey yapması balığın kavağa çıkması gibi bir şey olur. Çünkü oğlan tarafı mini eteğin uzamasını, başın sıkı sıkı örtülmesini; kayınvalidenin örnek alınmasını isteyecektir.

Tanıdığım bir Alevi kızı var, tiyatro ve sinema oyuncusu. Ailesine karşın mı tiyatro ve sinema oyuncusu oldu sormadım. Ama Ankara Devlet Konservatuvarı’nda okuduğuna göre bir aile baskısı söz konusu değil.

Şöyle bir örnek düşünelim: Annesi ve babası hacca gitmiş, annesinin başı türbanlı bir kızın balerin, buz patencisi, jimnastikçi, tenasül hastalıkları uzmanı hekim ya da pilot olma şansı yüzde kaçtır?

***

Çağdaşlaşma ve çağcıllaşmanın lokomotifi, motoru gelenek ve göreneği reddeden, geri püskürten özgür seçimdir. İnsanların, gelenek ve göreneğin düdüksüz “düdüklü tenceresi”nden kendiliğinden kurtulması olanaksız. Bir devrim gerekir. Cumhuriyet Devrimi gibi. Düdüklü tencere patlamadan olmaz böyle şeyler!

Üniversite kapısına türbanla dayanan hanım kızlarımızın başındaki türbanın özgür seçim olduğunu ileri süren sosyologlarımız bile var. Ancak anlamadığım şu: 18 yaşına kadar başını açıp okula gelen bu kızların dört yıl daha sabredip daha sonra tesettüre girmeleri akıl kârı değil mi? Nasıl olsa yüzde 99’u çalışmayacak. Neden maraza çıkartıyorlar böyle?

***

Şimdi, aradan 16 yıl 5 ay 17 gün geçtikten sonra 24 Haziran 2025 günü Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan, “Akkiraz: İsteyen istediğini giyer” başlıklı bir haber şöyle:

“YKS’ye girmek için güvenlik kontrolünde bulunan genç kızın küpesini çıkaramaması nedeniyle sınava alınmaması gündem olurken bazı kesimler de adayın kıyafetini hedef aldı. Sosyal medyadaki yorumlarda tutucu bir tavır öne çıkıp kadınların nasıl giyinmesi gerektiğine yönelik bir tartışma yaratılınca birçok isim bu tutuma tepki gösterdi. Eski CHP İstanbul milletvekili ve Türk halk müziği sanatçısı Sabahat Akkiraz da bu tartışmalara tepki gösterdi. Akkiraz; ‘Bir genç kızımızın sınava nasıl giyinip gideceğine kimsenin karışamayacağı özgürlüğü savunacağız. İster türbanla, ister şortla gidecek’ ifadelerini kullandı.”

Sabahat Akkiraz kardeşimiz çok haklı. Sınava giremeyen genç kızın bir ailesi var, aile büyükleri var, giyimi, takıları yasalara uygunsa size ne, sizin çağdışı gelenek ve görenekleriniz varsa bize ne!... İnsanın kafasını attırmayın bre! 2025 yılında bu ülkede hoşgörü kıtlığı var, karaborsaya düştü. Ama baskın yapan Cumhuriyet, laiklik ve Atatürk düşmanlığı ise hükümetin, yargı ve polisin bol keseden hoşgörüsü var!

---

1 Hürriyet gazetesi, “Mahalle baskısının ötesi berisi”.

İlgili Konular: #Cemaat #müslüman

Yazarın Son Yazıları

Laikçi

Kimileri “kayıkçı” der gibi, “laikçi” diye tanımlayarak aklı sıra beni sarakaya almakta.

Devamını Oku
12.04.2026
Ne mutlu Türküm diyene!

Vikipedi’de okudum: “Rum asıllı Türk şarkıcı Fedon, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nde şehit düşen dedesi Kleanti Kalyoncu’yu anarken ‘Vatan sağ olsun, ne mutlu Türküm diyene’ ifadelerini kullanmıştır.

Devamını Oku
10.04.2026
Özrü kabahatinden büyük

Saygı Öztürk’ün 3 Nisan 2026 tarihli ve “Sandığa Gitmeyenler ve Barajı Aşamayanlar Partisi” başlıklı yazısından aktarıyorum...

Devamını Oku
07.04.2026
‘Kavun Acısı’, ‘Elmanın Tarihi’

Değerli okur! Ben önce şair, sonra yazar, daha sonra da gazete yazarıyım.

Devamını Oku
05.04.2026
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
03.04.2026
Devri sabık yaratmak (1)

Önce yazının adındaki üç sözcüğün anlamını yazalım, sonra 1946- 1950 dönemindeki anlamını açalım, daha sonra da günümüze getirip orada irdeleyelim.

Devamını Oku
31.03.2026
Müslümanların büyük sorunu

Müslümanların en büyük sorunu İslamın son din, Hz. Muhammed’in son peygamber, Kuran’ın son kutsal kitap olması inanç ve iddiasından kaynaklanır.

Devamını Oku
29.03.2026
Falakalık herifler!

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözü, Ziya Paşa’nın meşhur bir beyitidir ki buna edebiyat sanatında metafor denir.

Devamını Oku
27.03.2026
Laiklik nedir?

Laiklik kavramını, konusunu, evrensel ve yerel uygulamasını tekrar ele almak istiyorum.

Devamını Oku
24.03.2026
Ahmet Hakan'ın zırvaları

Ahmet Hakan'ın zırvaları

Devamını Oku
22.03.2026
Ebedi Kemalizm

20-25 yıl kadar oluyor... Bir zamane genç ökesi (dâhisi) bize meydan okurcasına, damdan düşercesine “Eh artık Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi” demez mi?

Devamını Oku
20.03.2026
Televizyon ve ben (2)

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım.

Devamını Oku
17.03.2026
Televizyon ve ben (1)

Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim...

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum.

Devamını Oku
13.03.2026
Türkolog Orhan Tümen

Bu yazının adı “Yazar ve Okur” olacaktı ama özel bir teşhir nedeniyle “Türkolog Orhan Tümen” oldu.

Devamını Oku
10.03.2026
Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026