Eskimeyen yanlış
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Eskimeyen yanlış

08.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bilgisayarda “kimlik” konusunda araştırma yaparken dönemin başbakanı R.T. Erdoğan’ın, 2 Aralık 2005 günü gittiği Yeni Zelanda’da yaptığı konuşma çıktı karşıma. Aradan 20 yıl geçmiş ama söyledikleri, sanki konuşmayı dün yapmış gibi yepyeni. Bülent Aydemir’in gazetede yayımlanan haberi şöyle: 

Christchurch kentinde, ‘Ulusal Avrupa Etütleri Merkezi’ tarafından düzenlenen konferansa katılan Erdoğan’a, ‘Kürtlerin durumu düşünüldüğünde AB sürecini yaşayan Türkiye yeterince demokratik midir’ sorusu yöneltildi. Bu soru üzerine açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türkiye’de 30’a yakın etnik unsur bulunduğunu vurguladı ve şunları söyledi: ‘Türkiye’de Türkü vardır, Kürt’ü vardır, Lazı vardır, Çerkesi vardır, Gürcüsü vardır, Abhazı vardır, aklınıza ne gelirse. Bizdeki etnik unsurları birbirine bağlayan önemli bir din bağı vardır. Çünkü Türkiye’nin yüzde 99’u Müslümandır. Bizdeki etnik unsurları birbirinden ayıran ya da bağlayan bağ, Yugoslavya’daki gibi Hırvat, Boşnak, Sırp gibi değildir. Yugoslavya’da savaşlar başladığı zaman birbirlerinden boşanmışlardır, ayrılmışlardır. Türkiye’de Kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunu, Türk vatandaşın sorunu kadardır, Laz kökenli vatandaşımın sorunu ne kadarsa Kürt kökenli vatandaşımın sorunu da o kadardır.’” 

Dönemin Başbakanı R.T. Erdoğan konuşmasını şöyle tamamlıyor: 

“Bu ülkede 36 etnik unsur var. Bu etnik unsurun, hepsi birdir, beraberdir, bütündür. Bunun da şemsiyesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Bu vatandaşlık bilincinde el ele olacağız. Diğerleri bizim zenginliğimizdir. Türkü ile Kürt’ü ile Lazı ile Çerkesi ile Boşnak’ı ile Arnavutu ile hepsi bunlar zenginliktir. Bundan kimse gücenmemeli, gocunmamalıdır. Ortak paydamız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımızdır. Bundan kimse gocunmasın, aksine iftihar etsin. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bir mensubiyet duygusudur. Bu duygunun hazzına hepimiz varmalıyız, hepimiz buna ulaşmalıyız. Zaten buna ulaştığımız anda herhangi bir sıkıntı kalmıyor, hepsini aşmış oluyoruz. Bunu bir yerlere saptırma gayreti içinde olanlar da bilsinler ki hem anayasa ile ters düşerler hem bu ülkenin geleceği ile ters düşerler hem bu ülkede ayrımcılık yaparlar. Bu ayrımcılığa da hiç kimse girmesin.” 

R.T. Erdoğan konuşmasının bu bölümünde “Ortak paydamız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımızdır. Bundan kimse gocunmasın, aksine iftihar etsin. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bir mensubiyet duygusudur. Bu duygunun hazzına hepimiz varmalıyız, hepimiz buna ulaşmalıyız” diyor. 

Bir yerde “Bizdeki etnik unsurları birbirine bağlayan önemli bir din bağı vardır” dedikten sonra başka bir yerde “Ortak paydamız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımızdır” demekte. 

“Bizdeki etnik unsurları birbirine bağlayan önemli bir din bağı vardır. Çünkü Türkiye’nin yüzde 99’u Müslümandır. Bizdeki etnik unsurları birbirinden ayıran ya da bağlayan bağ, Yugoslavya’daki gibi Hırvat, Boşnak, Sırp gibi değildir. Yugoslavya’da savaşlar başladığı zaman birbirlerinden boşanmışlardır, ayrılmışlardır” demekte. 

Ancak Boşnaklar Müslüman ama Hırvatlar da Sırplar da Hıristiyan. Ama Hıristiyanlık iki halkın Hırvatistan ve Sırbistan diye iki devlet kurmasına engel olmamış. 

Bilmem kaç yıldır “Kendi devletimizi, kendi ulus oluşumuzu başkalarıyla karşılaştırılması yanlıştır” diye yazdım. Sırası gelmişken sorayım: Araplar neden bir tek devletin bayrağı altında toplanamadılar; günümüz Orta Asya üç Türk devleti (Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan) neden tek bir devlet değil? 

Demek ki ne etnik birlik ne de din birliği insanları tek bir kazanda kaynamaya, kaynatmaya yetiyor. Daha önce de yazdım insanları bir araya getiren ve bir arada tutan şey adı vatan olan toprak parçasıdır ve vatan denen o toprak parçasında yaşayan insanların ortak vatandaşlık bilincidir. Bu bilinç varsa, oluşmuşsa, devletin verdiği kimlik denen belge insanların dinsel inancından, etnik kökeninden çok daha kutsaldır. Etnik köken ve dinsel inanç kimseye kimlik ve pasaport veremez. Bu ilişkiyi anlamayan, hissetmeyen bir kimse bir “varlık” bir “birey” değildir. 

Bir yerde okudum: Bir ülkede yaşayan bir grubun etnik grup olabilmesi için uluslararası kabule göre o etnik grubun ülke toplam nüfusuna oranının yüzde 35 olması gerekmekte. Türkiye’de ise böyle bir oran bulunmamaktadır. 

Etnik grup öteki etnik toplulukları dışları oysa ulus bütün toplulukları kapsar. “Ulus” sporda takım oyununa benzer. Sporun özelliğine göre oyuncu sayısı 11, 7, 6 değişir ama hepsi birden bir takım oluşturur.

İlgili Konular: #Recep Tayyip Erdoğan

Yazarın Son Yazıları

Laikçi

Kimileri “kayıkçı” der gibi, “laikçi” diye tanımlayarak aklı sıra beni sarakaya almakta.

Devamını Oku
12.04.2026
Ne mutlu Türküm diyene!

Vikipedi’de okudum: “Rum asıllı Türk şarkıcı Fedon, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nde şehit düşen dedesi Kleanti Kalyoncu’yu anarken ‘Vatan sağ olsun, ne mutlu Türküm diyene’ ifadelerini kullanmıştır.

Devamını Oku
10.04.2026
Özrü kabahatinden büyük

Saygı Öztürk’ün 3 Nisan 2026 tarihli ve “Sandığa Gitmeyenler ve Barajı Aşamayanlar Partisi” başlıklı yazısından aktarıyorum...

Devamını Oku
07.04.2026
‘Kavun Acısı’, ‘Elmanın Tarihi’

Değerli okur! Ben önce şair, sonra yazar, daha sonra da gazete yazarıyım.

Devamını Oku
05.04.2026
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
03.04.2026
Devri sabık yaratmak (1)

Önce yazının adındaki üç sözcüğün anlamını yazalım, sonra 1946- 1950 dönemindeki anlamını açalım, daha sonra da günümüze getirip orada irdeleyelim.

Devamını Oku
31.03.2026
Müslümanların büyük sorunu

Müslümanların en büyük sorunu İslamın son din, Hz. Muhammed’in son peygamber, Kuran’ın son kutsal kitap olması inanç ve iddiasından kaynaklanır.

Devamını Oku
29.03.2026
Falakalık herifler!

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözü, Ziya Paşa’nın meşhur bir beyitidir ki buna edebiyat sanatında metafor denir.

Devamını Oku
27.03.2026
Laiklik nedir?

Laiklik kavramını, konusunu, evrensel ve yerel uygulamasını tekrar ele almak istiyorum.

Devamını Oku
24.03.2026
Ahmet Hakan'ın zırvaları

Ahmet Hakan'ın zırvaları

Devamını Oku
22.03.2026
Ebedi Kemalizm

20-25 yıl kadar oluyor... Bir zamane genç ökesi (dâhisi) bize meydan okurcasına, damdan düşercesine “Eh artık Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi” demez mi?

Devamını Oku
20.03.2026
Televizyon ve ben (2)

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım.

Devamını Oku
17.03.2026
Televizyon ve ben (1)

Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim...

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum.

Devamını Oku
13.03.2026
Türkolog Orhan Tümen

Bu yazının adı “Yazar ve Okur” olacaktı ama özel bir teşhir nedeniyle “Türkolog Orhan Tümen” oldu.

Devamını Oku
10.03.2026
Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026