‘Ortak Vatan'mış
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

‘Ortak Vatan'mış

29.06.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sözcükler “tekin” değildir yanlış kullanıldıklarında öylesine tepki gösterip öç alırlar ki adamı eşek tepmesinden beter ederler!... Bunlardan biri, Hürriyet gazetesinde yazı yazan Ahmet Hakan... 

AKP iktidarının tutsak sayıp mahpus damına attığı parti genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın bir demecini yazı konusu yapmış... Vikipedi’nin yazdığına göre Demirtaş’ın özyaşamöyküsü şöyle: 

“(d. 10 Nisan 1973), Zaza asıllı Türk siyasetçi, avukat ve yazardır. 

2010’dan 2014’e kadar Barış ve Demokrasi Partisi’nde ve 2014’ten 2018’e kadar Halkların Demokratik Partisi’nde eş genel başkan olarak görev aldı. 4 Kasım 2016’dan beri Edirne Cezaevi’nde tutukludur. Demirtaş, Mayıs 2023 seçimlerinden sonra siyaseti bıraktığını açıkladı.” 

***

Ahmet Hakan’ın yazısını aynen aktarıyorum: 

Selahattin Demirtaş’ın iç cephe manifestosu 

Şöyle diyor Selahattin Demirtaş, önceki gün verdiği mesajda: 

Bizler Türkiye toplumu olarak bu dönemde bir ve beraber olacağız. 

Olası risklere, saldırılara, provokasyonlara karşı gerektiğinde Edirne’den Hakkâri’ye kadar 86 milyonluk bir halk ordusuna dönüşeceğiz. 

Ortak vatanımızı canımız pahasına savunacağız. 

Kendi iç sorunlarımızı kendi aramızda karşılıklı güven çerçevesinde ve kardeşlik ruhuyla çözeceğiz. 

Bunun dışındaki her arayış felaket getirir. 

İç cephenin sağlam olması gerektiği bir dönemde... 

Ama demeden, hiçbir şart öne sürmeden iç cephe çıkışı yaptı 

Selahattin Demirtaş. 

Bu manifestodan benim çıkardığım asıl sonuçlar şunlardır: 

- Hapiste de vatansever olmak mümkünmüş. 

- Hapiste de ülkenin birliğini dert edinmek mümkünmüş. 

- Hapiste de milletin yararına bir duruş sergilemek mümkünmüş. 

***

Yazıma başlarken “Sözcükler tekin değildir” dedim ya, Ahmet Hakan’ın pek beğendiği “Manifesto”da bir sözcük, “ortak”, intikam almak için hemen öne çıkıyor: “Ortak”lık şirketlere özgü bir niteliktir. Örneğin: “Ali ile Ayşe ortak ana-babanın (ortak) çocuklarıdır” demezsiniz ama “Ali ile Ayşe aynı ana-babanın çocuklarıdır” dersiniz. Her sözcüğü her cümlede kullanamazsınız. 

Vatan, vatandaşların anonim, kolektif ya da komandit şirketi değildir. Türkiye bir yapı kooperatifi mi ki “iki ortağın” vatanı olsun? Üst kimliği oluşturan halk ile alt kimliği oluşturan yurttaş vatandaşların vatanıdır Türkiye. Boşnak, Arnavut, Kürt, Laz, Çerkez, Pomak, Çingene, Türk diye etnik sayım yapılmaz, yapılamaz. Tamamı vatandaştır!!! Vatandaşlık sıfatı etnisiteyi kabul etmez. 

Örneğin Fransa’da Breton, Katalan, Bask, Korsika, Alsas (Alman), Kreol (Karayip), Malenezya, Kanak, Guyan, Flaman, Oksitan, İtalyan kökenli toplulukların yaşar ve gündelik hayatta kendi dillerini konuşur ama kimliklerinde ve pasaportlarında “Fransız” oldukları yazar. Fransa ve denizaşırı topraklarında yaşayan vatandaşların resmi dili Fransızcadır. Anayasanın 2’nci maddesine göre resmi dil ve eğitim dili Fransızcadır. (La langue de la République est le français). Bizim anayasanın 3. maddesinde de şunlar yazar: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.” Buna göre Türkiye Devleti’nin sadece ülkesi değil milleti de bölünemez. Yani “Türk milleti” bir üst kimliktir. Alt kimlikler üniter ulus devlet anayasasında yer almamıştır, almazlar. 

Aynı anayasanın 3. maddesine göre Milli egemenlik Fransız halkına aittir. Halkın hiçbir parçası ve hiçbir fert milli egemenliğin kullanılmasını kendisine izafe edemez, tıpkı bizim anayasada olduğu gibi. 

Anayasanın ilk dört maddesi ile 174. maddesi değiştirilemez. 

Selahattin Demirtaş, “Bizler Türkiye toplumu olarak bu dönemde bir ve beraber olacağız”  demekte... “Türkiye toplumu” diye bir şey yoktur. Türkiye’nin anayasal toplumunun adı “Türk toplumu”dur. Anayasaya göre Türkiye adlı vatanda yaşayanlara Türk toplumu denir. Anayasanın buyruğunu bir zorunluluk saymanın şovenlikle ilgisi yoktur. Vatandaşlık bilinci “Türk toplumu” adıyla anmayı gerektirir. 

DEM Partisi, yeni bir anayasa yapılmasını istiyor ama çocukların “Dondurma isterim” diye tutturmasına benzemez anayasa işi. Birkaç gün işinde bu konuyla ilgili iki yazı yayımladım. Yazıyı uzatmanın gereği yok. Son söz: Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında Türk kimliğinden başka bir kimlik yer alamaz. Bunu zaten anayasamızın 3. maddesi söylüyor: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.” Veee Türkiye herhangi bir etnisiteler şirketinin ortak vatanı değildir. Ahmet Hakan da “Vatan”ı şirket saymıyorsa, bu doğru gerçeği Selahattin Demirtaş’a uygun bir dille anlatmak zorundadır. Ortakların kurduğu şirketler bir süre sonra bozulup dağılabilir. Türkiye bir şirket değil, anayasalı bir devlettir. 

Selahattin Demirtaş sıradan bir siyasetçi değil... Ürünlerini okumadım ama kendisinin yazınsal (edebi) bir niteliği de var. Bilmesi gerekir ki: Türkçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili olduğu kadar, aynı zamanda bir lingua franca’dır yani ortak dildir. Devletin resmi dili ve ortak dili Türkçedir; Türkiye’de konuşulan öteki dillere yerel dil denir ki Kürtçe bu dillerden biridir. 

Selahattin Demirtaş yazınsal dil olarak Türkçeyi kullandığı sürece, evrensel yazın toplumunda şöyle tanımlanır: “Kürt kökenli Türk yazar.” Ayrıca, “Türkiye toplumu” demek terminoloji olarak da yanlıştır; doğrusu “Türk toplumu”dur. 

Selahattin Demirtaş’ın kimlik ve pasaportunda her TC vatandaşı gibi “Türkiyeli” yazmıyor “Türk” yazıyor. “Türk” olmak istemiyorsanız vatandaşlıktan istifa edersiniz. Çünkü “Türkiyeli” deyişi TC vatandaşlığının anlamdaşı ve dengi değildir. İsterseniz Fransa’ya vatandaş olursunuz ancak Fransız vatandaşlarının kimliğinde Fransalı değil “Fransız” yazıyor, tıpkı Bröton kökenli Yann’ınkinde “Fransız” yazdığı gibi.

İlgili Konular: #Selahattin Demirtaş

Yazarın Son Yazıları

Laikçi

Kimileri “kayıkçı” der gibi, “laikçi” diye tanımlayarak aklı sıra beni sarakaya almakta.

Devamını Oku
12.04.2026
Ne mutlu Türküm diyene!

Vikipedi’de okudum: “Rum asıllı Türk şarkıcı Fedon, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nde şehit düşen dedesi Kleanti Kalyoncu’yu anarken ‘Vatan sağ olsun, ne mutlu Türküm diyene’ ifadelerini kullanmıştır.

Devamını Oku
10.04.2026
Özrü kabahatinden büyük

Saygı Öztürk’ün 3 Nisan 2026 tarihli ve “Sandığa Gitmeyenler ve Barajı Aşamayanlar Partisi” başlıklı yazısından aktarıyorum...

Devamını Oku
07.04.2026
‘Kavun Acısı’, ‘Elmanın Tarihi’

Değerli okur! Ben önce şair, sonra yazar, daha sonra da gazete yazarıyım.

Devamını Oku
05.04.2026
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
03.04.2026
Devri sabık yaratmak (1)

Önce yazının adındaki üç sözcüğün anlamını yazalım, sonra 1946- 1950 dönemindeki anlamını açalım, daha sonra da günümüze getirip orada irdeleyelim.

Devamını Oku
31.03.2026
Müslümanların büyük sorunu

Müslümanların en büyük sorunu İslamın son din, Hz. Muhammed’in son peygamber, Kuran’ın son kutsal kitap olması inanç ve iddiasından kaynaklanır.

Devamını Oku
29.03.2026
Falakalık herifler!

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözü, Ziya Paşa’nın meşhur bir beyitidir ki buna edebiyat sanatında metafor denir.

Devamını Oku
27.03.2026
Laiklik nedir?

Laiklik kavramını, konusunu, evrensel ve yerel uygulamasını tekrar ele almak istiyorum.

Devamını Oku
24.03.2026
Ahmet Hakan'ın zırvaları

Ahmet Hakan'ın zırvaları

Devamını Oku
22.03.2026
Ebedi Kemalizm

20-25 yıl kadar oluyor... Bir zamane genç ökesi (dâhisi) bize meydan okurcasına, damdan düşercesine “Eh artık Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi” demez mi?

Devamını Oku
20.03.2026
Televizyon ve ben (2)

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım.

Devamını Oku
17.03.2026
Televizyon ve ben (1)

Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim...

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum.

Devamını Oku
13.03.2026
Türkolog Orhan Tümen

Bu yazının adı “Yazar ve Okur” olacaktı ama özel bir teşhir nedeniyle “Türkolog Orhan Tümen” oldu.

Devamını Oku
10.03.2026
Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026