Tarih ve Sınıf Bilinci
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Tarih ve Sınıf Bilinci

07.05.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

György Lukács’ın Tarih ve Sınıf Bilinci’ni (*) 1998’de okumuştum. Ne yazık ki tamamen unutmuşum. Sayfalarda notlarım olmasa okumadığıma inanacağım. Üçüncü baskısını (2014) tekrar okuyorum. Neden tekrar okuyorum?

***

Gençliğimde, Georges Politzer’in kitaplarını (**) okurken, sömürülen sınıfın kendi bilincine ve sınıf bilincine eriştiği zaman iktidarı değiştirme gücüne sahip olacağına inanırdım. İnanırdık. Tıpkı bir elektrik düğmesine basılmış gibi. Sanki bir döviz bürosuna gidiyorsun, heybeni boşaltıyorsun, sana verdiğin malzemeye eşdeğerde sınıf bilinci veriyorlar. Hayat kazın ayağının böyle olmadığını gösterdi ve kanıtladı.

***

Ülker anlattı. Bir televizyon için sokak röportajı yapıyorlar. Televizyoncu, bir kadına seçim sonrasında vaziyetin durumunu (!) soruyor. Durumdan şikâyetçi olan kadın, “Kılıçdaroğlu geldi fiyatlar yükseldi, fiyatları yükseltti. Rica ederim, başımızdan gitsin, düzenimizi bozmasın” diyor. Acaba düzmece bir sahne mi diye düşünüyorum. Olabilir ama gerçek olması düzmece olmasından çok daha kuvvetli.

***

Bütün kurumlaşan (teşkilat kuran) dinler sınıf bilincinin oluşmasına engel oldu. Bütün dinlerin teşkilat memurları olan rahipler (hocalar), siyasal ve ekonomik iktidarların ajanlığını yaptı. Hıristiyanlıkta papalık; bizde Şeyhülislamlık ve Diyanet İşleri Başkanlığı.
Hıristiyanlık yoksulların diniydi ve İsa, Matta İncili’nde (19:16- 23) ve Markos’ta “Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği’ne girmesinden daha kolaydır” diyordu.
Ama sonra ne oldu? Rakibiyle savaşa giren Roma İmparatoru I. Konstantin (MS 272-337) Hıristiyan Sancağı’nı açıp savaşı kazandıktan sonra bu dini resmen kabul etti ve böylece Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun resmi dini oldu. Ardından bütün soylu sınıf ve zenginler bu dini kabul ettiler. Böylece devenin geçemediği iğne deliğinden geçerek yoksullar üzerindeki egemenliklerini sürdürdüler. Sonuçta, Hıristiyanlık egemenlerin dini oldu ve bütün Hıristiyanlar kardeşleşti. Ama eşitlik olmadan kardeşlik mümkün mü?

***

Hz. Muhammed de başlangıçta “Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız” (A’raf Suresi, 40. ayet) diyordu. Kuran’da İncil’deki gibi açıkça yoksul savunusu olmasa da İslama ilkin yoksullar ve köleler inanmıştı. Ancak, başta Kureyş kabilesi olmak üzere ileri gelen kabile reisleri İslamı kabul edince toplumsal adaletin dengesi bozuldu. Sonuç olarak siyasi ve ekonomik iktidarlar İslam öncesinde olduğu gibi bir kez daha birleşti. Bu birleşme sonunda Allah’ın vekili halife hem devletin hem de dinin reisi oldu.
(Kureyş, İslam peygamberi Muhammed’in mensup olduğu Arap kabilesi. Mekke’nin en güçlü kabilesiydi. İslam peygamberinin kabilesi olmakla beraber aynı zamanda Müslümanların en çok savaştığı kabiledir. Muhammed, Kureyş kabilesinin Haşimoğulları sülalesine mensuptur. Günümüzde Ürdün’ü Haşimî hanedanı yönetmektedir.)

***

Hırıstiyan ülkeler önce Rönesans ve dinsel Reform, sonra Aydınlanma ve Fransız devrimi sayesinde Devlet Kurumunu Din Kurumu’ndan ayırarak laikleştiler. Böylece “Sınıf Bilinci” oluşmaya başladı. Arap ülkelerinin diktatörlükten ve yoksulluktan kurtulamamasının nedeni ise bu ayrılmanın gerçekleşememesinden kaynaklanmaktadır.
Türkiye’ye gelecek olursak: Tek çare, demokratik yolla Erdoğan’dan kurtulmak.

(*) Belge Yayınları, 1998. Çev: Yılmaz Öner
(**) Felsefenin Başlangıç İlkeleri; Felsefenin Temel İlkeleri  

Yazarın Son Yazıları

Otoritesiz otorite

“Derin devlet” belasının iyi bir tanımını bulmak için araştırma yaparken Erol Mütercimler’in bu konuda verdiği fetvaya takıldım.

Devamını Oku
21.06.2026
Devletin aklı yoktur, sahibi vardır

“Yapay zekâ”ya “Devlet aklı üzerine Özdemir İnce tarzı bir yazı yaz” diye talimat vermişler. Makine talimatı yerine getirmiş ve okumanıza sunduğum yazıyı gunnamış.

Devamını Oku
19.06.2026
Zevzeklik

“Zevzeklik” bir kişinin gerek konuşmalarıyla gerek yersiz davranışlarıyla insanları bunaltması, sıkması veya ciddiyetsiz bir şekilde boşboğazlık yapması durumudur.

Devamını Oku
16.06.2026
Efsane mavalı

Efsane, dilden dile dolaşarak kuşaktan kuşağa aktarılan, genellikle olağanüstü olaylar ve kahramanlıklar barındıran anonim bir halk anlatısı veya bir kişinin, bir nesnenin ya da olayın herkes tarafından bilinen, dillerden düşmeyen meşhur durumunu ifade eden bir kavramdır.

Devamını Oku
14.06.2026
Arrabal ve babası

Okuyacağınız metnin Fransızcası Les Lettres Françaises adlı derginin Temmuz-Ağustos-Eylül 1967 sayısında yayımlanmıştı.

Devamını Oku
12.06.2026
Hikmetinden sual olunmaz

“Hikmetinden sual olunmaz” bir olayın ya da durumun mantığının veya ardındaki gizli sebebin sorgulanamayacağını, tartışılamayacağını ve mutlaka daha yüksek bir amaç veya plan barındırdığını ifade etmek için kullanılan kalıplaşmış bir sözdür.

Devamını Oku
09.06.2026