Otomotiv sektörü sadece yerel vergi oranlarıyla değil, küresel tedarik zinciri ve jeopolitik gelişmelerle de şekilleniyor. Son dönemde küresel lojistik rotalarında yaşanan dalgalanmalar, navlun fiyatlarında yeniden bir yukarı yönlü baskı oluşturmaya başladı. Teslimat sürelerinin uzaması ve lojistik maliyetlerinin artması, en çok da üretim üsleri Uzak Doğu'da olan markaları düşündürüyor.
Özellikle son yıllarda Türkiye pazarında ciddi bir ağırlık kazanan Çinli markalar için bu durum stratejik bir sınava dönüşmüş durumda. Geçtiğimiz dönemde devreye alınan ek gümrük vergileri ve servis ağı düzenlemeleriyle zaten rekabet şartları zorlaşan bu markalar, pazar paylarını korumak adına agresif fiyatlama stratejilerine devam ediyorlar. Avrupa pazarında daralma yaşayan Avrupalı üreticiler ise Türkiye gibi dinamik pazarlara daha fazla araç tahsis ederek rekabete karşılık veriyor. Tüm bu küresel satranç oyunu, Türkiye'deki tüketicinin karşılaştığı fiyat etiketini doğrudan etkiliyor. Dünya genelindeki ekonomik belirsizlikler sürerken, bir otomobil alırken sadece yerel faiz oranlarını değil, küresel üretim ve lojistik maliyetlerini de yakından takip etmek zorunda kaldığımız bir dönemdeyiz.