Otomotiv pazarında yeni yılın ilk ayı yarılanırken, sektörün gözü kulağı Ankara'dan gelebilecek olası düzenlemelerde ve döviz kurlarındaki seyirde. Önceki yıllarda otomobil, bir ulaşım aracı olmaktan çok enflasyona karşı bir "korunma aracı" veya yatırım enstrümanı olarak görülmüştü. Ancak 2026 ile birlikte bu rüzgârın yavaş yavaş şekil değiştirdiğini gözlemliyoruz. Sıfır araç tedarikindeki sıkıntıların aşılması ve bayilerde araç bulunabilirliğinin artması piyasayı bir nebze rahatlattı.
Markalar, yüksek seyreden kredi faizleri nedeniyle alım yapamayan tüketiciyi bayilere çekebilmek için kendi bünyelerinde finansman çözümleri ve takas destekleri sunmaya gayret ediyorlar. Buna rağmen, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) matrah limitlerinin güncel araç fiyatlarının çok gerisinde kalması, tüketicinin sırtındaki en büyük yük olmaya devam ediyor. Bugün piyasadaki en ulaşılabilir B segmenti veya C segmenti bir otomobil bile en üst vergi dilimine giriyor.
Vergiyi vergilendiren (ÖTV üzerinden KDV) bu sistem değişmedikçe, fiyatların tüketici lehine anlamlı bir şekilde düşmesini beklemek hayalperestlik olur. Kampanyalar kısa vadeli can suları olsa da pazarın gerçek potansiyeline ulaşması için yapısal ve tüketiciyi koruyan vergi reformlarına ihtiyaç var.