Türkiye operasyona açık mı?

05 Nisan 2024 Cuma

Türkiye’nin zayıf konularından birisi ekonomi ise bir diğeri demokrasi, özgürlükler konusu... Seçimin ardından Van’da gelişen durum, il seçim kurulunun mazbata konusunda takındığı tavır, YSK’nin aldığı karar, sokağa yansıyan ve yansımayan tepkiler, kaygılar...

Van’da yaşananlar, ülkenin üzerinde durduğu toplumsal-siyasi fay hatlarından birini de temsil ediyor. Uzun süredir Türkiye’nin yaşadığı terör sorunuyla da ilintilendirilince içinden on yıllardır çıkılamıyor.

Aslında yaşanan her şey, bir bölümüyle devletteki özgüven eksikliği, siyasetteki sorun çözme kapasitesinin yetersizliğini ortaya koyuyor.

Siyasi partiler, çeşitli önermeler getirmek ve toplumda yaşanan sorunları en geniş katılımla çözmek için politika geliştirebilmeli. Daha önemlisi kadim bir devlet geleneğine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti, sınırları, tüm halkı, siyasi çıkarlara alet edilmemeli, korunmalı. Van özeline inersek Abdullah Zeydan’ın mazbatasının önce verilmemesi ardından verilmesiyle yaşananlar, hukuk sistemimizin nasıl çökertildiğini ortaya koyuyor.

Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, son seçimde, CHP’den bir beklenti içinde olduklarının işaretini verdiler. Ekonomiyi, bile isteye çökerten iktidara ise ders verildiğini herkes kabul ediyor.

CHP, özgürlük ve demokrasiyi hukuk yoluyla savunmalı. Bunu yaparken ülkeyi de açıktan ve net olarak savunmalı. Biraz açalım. Bu ülkede yaşayan Kürt yurttaşların eşitlik, özgürlük ve kardeşlik beklentilerine kesinlikle akılla, mantıkla tutarlı bir şekilde yanıt verilmeli. İşte bu alan hem CHP’ye hem de Türkiye’ye operasyon yapılmasına çok açık bir alan. Siyasi çıkarlar için “ülkenin yakılabileceği” bir alan olma riskine sahip. Eşitlik, özgürlük, kardeşlik beklentilerini karşılayan CHP’nin, aynı zamanda, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını, varlığını, güvenliğini aynı tutarlılıkla savunması ve politika geliştirmesi gerekiyor. Biraz daha açalım; kendisine son seçimde oy verenlerin de içerisinde bulunduğu büyük çoğunluğun güvenlik kaygılarını da gidermesi gerekiyor. Afyonlu, Manisalı, Konyalı yurttaşların askerlik görevi yapan çocuklarının güvenliği, ülkenin güvenlik geleceği konusunda toplumun benimseyebileceği bir yaklaşım geliştirilmeli.

Bu sorun, yalnızca CHP’nin değil, DEM Parti’nin de sorumluluğudur. Yalnızca, “Ben sokağa çıkarım” mantığıyla en fazla bugün yaşadıklarımızı yaşarız, bir santim ileri gitme şansımız olmaz. Siyasetin bu güveni üretmesi kaçınılmaz. Yoksa işini yapmamış olur.

Ancak uzun yıllardır, Türk siyasetinin zorlandığı nokta, kapasite sorunu olarak ön plana çıkıyor. Örneğin küresel ekonomiye eklemlenmiş ama küresel ekonominin kuralları tam bilinmiyor. Örneğin küresel ve bölgesel gelişmeler tam algılanamıyor. Siyasi öngörü neredeyse sıfır. Bu da beka sorunu oluşturuyor, demokrasi kalmıyor, ekonomi kalmıyor. 

CHP, kurucu babalarının bakış açısına, dış borca dayanmayan bir ekonomiye, Türkiye’nin varlığının bölgesinde ve dünyadaki güvence noktalarına kafa yormalı. Halk hazır, CHP’den, benimseyeceği, güveneceği eylem ve söylemi bekliyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Öldüren eğitim 10 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları