Cumhuriyet’in Yunus Nadi’den günümüze, altını çizdiği değerleriyle, okur desteğinde yaşam savaşı
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Cumhuriyet’in Yunus Nadi’den günümüze, altını çizdiği değerleriyle, okur desteğinde yaşam savaşı

07.05.2023 10:36
Güncellenme:
Takip Et:

*Bu yazı gazetemizin 99'uncu yıldönümü için hazırlanan ekte yayımlanmıştır.

Geleneksel eklerimizde, ilkelerini yayımlanmış ilk sayısındaki makalesinde o kadar açık özetlemiş ki, yayımlanış ilkelerinin Fransız dilinden alıntı manifestosu için çok uzun cümleler kurmak gerekli değil. İstanbul’un mandacı gazeteciliğinin içinde, Cumhuriyet değerlerinin halka ulaştırılabilmesi için yayın yaşamını sürdürürken öncelikle savunmayı amaçladığı Cumhuriyeti temsil eden iktidara karşı bile bağımsız kalacak. Elbette sermaye güçlerine teslim olmamaya dönük olarak da asla bankalar başta, gündemde olabilecek finans kurumlarına borçlanma söz konusu olmıyacaktır.

Okurunun, elbette günümüz teknoloji koşullarında iletişim yayınlarının tümünü kapsar biçimde, elde edilen geliri ile yaşayacak. Yunus Nadi ailesi, simgesel anlamı da olan İttihat Teraki’nin binasının içinde bulunduğu Cağaloğlu’ndaki pafta içinde; üçüncü katı evleri, orta katı yazıişleri, birinci katı teknolojinin gerekli kıldığı basımı ağırlıklı yerleşimini koruyacaktır. Cumhuriyet, Yunus Nadi döneminde, Atatürk’ün öncülüğünde devrimcilik kimliğinin pekişmesi yolunda atılan adımlarda, öncülük yapan kimliği ile sadece ülkemiz değil, dünya ölçeğinde gazetecilik başarılarında öncü örneklerin oluşturulmasında başı çekecektir.

Yunus Nadi’nin kendisi de aralarında, Doğan Nadi, Nadir Nadi içlerinde alanlarının en başarılıları; habercileri, yazarları, röportajları ile gerek ülke içine, gerekse dünyaya dönük yayınları ile başı çekecektir. Lozan gelişmelerinin izlenmesiyle başlayan süreçte, dünya dengeleri üzerindeki önemli gelişmelerin izlenmesi, ülke içindeki yaşama dönük dönemeç taşlarının adımları, toplumsal işlevleri ile doğru orantılı olarak Cumhuriyet’in sayfaları içinde paylaşılacaktır. Gereken gelişmelerle doğrudan bağlantılı etkin izlemelerde, uçak kaldırılacak, haberlerin, devrimlerin işlevleri ile doğru orantılı sayfaların içindeki yerlerini almaları sağlanacaktır.

AYRILIK SÜRECİ

Gazete yönetim kadroları ile yayın kadroları için geçerli ölçü, uzmanlık olunca, sayfaların içindeki içeriklerin dengeleri de toplumsal katkıları ile bütünleşecektir. 1966 yılının ders yılı bitiminde çalışmaya başladığım Cumhuriyet gazetesinde, çoklu çalışma kültürüyle, çok sıcak olan meslek örgütleri ile ilişkiler kapsamında, İstanbul planlaması, yapılaşma sorunları, tarihi yapıların korunması konularına da bulaşmış olmam nedeniyle, Pembe Konak’ın 1.dereceden korunacak tarihi eserler kapsamına alındığını öğrenmiştim. Nadir Nadi ile paylaşmam gerektiği uyarısını almam üzerine, çok sevindiğini anımsıyorum; gazetenin ekonomik olarak ayakta tutulabilmesi zorunlulukları nedeni ile tarihi değerleri ile onarımınına ilişkin kaygılı olduğunu anlamıştım.

Erdoğan iktidarları iradesinde Pembe Konak yıkıldı, hâlâ otopark olarak kullanılıyor

Elbette kararın hangi kurumların iradesi altında alındığı konusunda, Cumhuriyet ailesine ulaşmış herhangi bir bilgi yok. Cumhuriyet gazetesi, öncelikle Nadir Nadi sorumluluğundaki yönetim süreci içinde, 12 Mart darbesinin hemen arkasından, aile içi mirasçı damatlar eliyle bir operasyon yaşamıştı. Perde arkası gelişmelerde, 15-16 Haziran işçi direnişleri, büyük eylemlerin ardından işveren örgütleri eliyle uygulamaya koyulan ilan boykotunun da etkisi vardı. Nadir Nadi, hapiste işkence gören arkadaşlarını koruyamadığı gibi, çok sayıda her bölümden işten çıkarmalarla yüzleşince, toptan bir yılı aşan bir ayrılık süreci yaşanmıştı.

Dünyada bir örneği yaşanmamış, Cumhuriyet okurlarının boykotu ile tiraj çöküşü, 12 Mart darbesinin ağır sonuçları ortadan kalkmadan, anne Nazime Nadi’nin de devreye girmesi ile yönetimin yeniden Nadir Nadi’ye verilmesi iradesini gündeme getirecekti. 12 Temmuz 1971 ayrılış, 12 Temmuz 1972 Nadir Nadi sorumluluğunda yeniden dönüşe kadar kadar Pembe Konak kullanılamaz konuma düşmüştü. Dönüşte önceki yıllarda arşiv olarak kullanılmış üç katlı taş binaya çalışanlar taşınmıştı. Matbaa makineleri eski ortadaki alanda, dik dönüşlü alanın üst katları yönetim binalarına ayrılmıştı.

Cağaloğlu bahçesinde 7 Mayıs’ların okurlarla paylaşılmasında en güzel fotoğraf çekimleri Pembe Konak önünden alınırdı.

Nadir Nadi’nin kimlik güvenliğinde okurla buluşulmuş güzel yıllar

Nadir Nadi, yaşadığı acı deneyimin etkisinde, gazetenin kimliği, yazarlarının özgürlüğünün korunmasında güvence arayışına girmiş, genel yayın yönetmeni olarak seçtiği Oktay Kurtböke’ye Fransa başta dünya örneklerinden yazarlar için güvence için de yazarlardan oluşan bir üst iradenin oluşturulması modelini uygulamaya sokmuştu. Nadir Nadi'nin odasının hemen yanında seçilen Genel Yayın Müdürü odasında duvara kocaman, ilkelerin sıralandığı “yönetime katılma”nın ilkeleri, bugün için de geçerli olacak “yayın kurulu” katılımcıları listesi asılmıştı.

Yönetime ilişkin güvenlik şemsiyemiz, 12 Eylül 1980 sonrası için, çok daha anlamlı değer kazanacaktı. Deniz Som’un köşesine başlık olan “Vaziyet” başlığı ile ortak üretimimiz, gazetenin kapalı olduğu dönemlerin eğitim çalışmalarının içinden fışkırıyordu. “Çiçeklerin koklanıp, üzerlerinden koku ayrımı yapılması”, “iki günlük DİSK davası duruşmalarının ortalama haftada 4 gün olarak yayımlanması”, “MHP iddianamesinin de demokrasi açılımı olarak değerlendirilmesi...” önemli, bir o kadar da anlamlı özgür gazetecilik algılamalarının pekiştirilmesi araçlarını oluşturuyorlardı. Hazır yeri gelmişken, Nadir Nadi’nin 12 Eylül yönetiminin sürekli işveren çağrılarına hiç yanıt vermemesinin, Evren’in gazeteyi ziyarete gelmesi eyleminde bile karşılamaya çıkmamasının altını çizmek isterim.

Cumhuriyet Vakfı çatısı altında yönetim (Soldan sağa Hüseyin Gürer, Cüneyt Arcayürek, İlhan Selçuk, Atilla Coşkun, Osman Nuri Torun, Berin Nadi, Alev Coşkun, Aydın Aybay, Zeynep Lange, Lale Tokuş, Şevket Tokuş, Oktay Kurtböke, Erol Erkut, Nezih Neyzi, Bülent Yener)

Benim için unutulamaz sahne, Berin Nadi; yakın dostu Müşerref Hekimoğlu ile birlikte aramızdan ayrılan Nadir Nadi’nin cenazesini gece evinde beklemek istemişti. Sabah kendisi için en değerli yazarları ile çalışanlarını, Nadir Nadi yönetimlerinde sorumluluk almış dostları Osman Nuri Torun, Özer Derbil çevresine almıştı. Atatürk’ün, Yunus Nadi’nin gazetesinin iflas masasına gelmiş olması gerçeği karşısında, elindeki kalan varlıkları üzerinden gazetenin kurulacak Cumhuriyet Vakfı çatısı altında çıkarılmasını, tartışmaya kapalı tek çözüm yolu olarak adeta dikte ettiriyordu...

Kimsenin itiraz etmesine izin vermeyeceğinin pek çok kez altını çizerek, İlhan Selçuk’u yanında çıkarılacak yeni Cumhuriyet’in sorumlusu ilan ediyordu. Gazetenin düştüğü iflas masasından yeniden geri alınıp okura sunulması gündemdeydi. Bu kez okurdan kopuş, yaklaşık altı aylık bir ayrılık dilimini kapsıyordu. Cumhuriyet gazetesi elbette birikimsiz girilen 1990’lı yıllarda en büyük zorlukları yaşamak zorunda olacaktı. Bir kez daha Cumhuriyet çalışanları ile okurlarının kenetlenmesinde, bedelleri, zorlukları paylaşılarak atılan adımlarla yürüyüş devam edecekti.

İlhan Selçuk, zorluklar üzerinden kimi zaman çok sert tartışmalar arasında kulaktan kulağa dertleşmek zorunda kalındığında, durumunu “Elim, ağır bir taşın altında kaldıramıyorum, çeksem çekemiyorum” benzeri sözcüklerle paylaşırken en çok yazmak istediği Cumhuriyet tarihi için hayıflanacaktı... “Tehlikenin farkında mısınız?” sloganı ile bugünlere gelişin uyarısını da yapmayı atlamayacaktı...

Cumhuriyet gazetesi, geçmişin acılı paylaşımları, zorluklarının deneyimlerinden güç toplamış olarak, Cumhuriyet değerleri üzerinden yayın yaşamı, sorumluluklarında eksiklik etmeme savaşımını sürdürecektir. Gelecek yüzyılımızı daha güçlü, güvenli kutlayabilmek dileği ile. Sevgiyle kalın...

Yazarın Son Yazıları

İktidarlarını sürdürmede, hak hukuk, kural tanımazlık...

Çıkmaz sokağa girdiklerini içten içe görebilseler bile, halkımıza, bize, itiraf edecek halleri olacak değil ya.

Devamını Oku
21.02.2026
Siyasi tutuklamalar tek adam rejiminin son dönemlerinin panik fişeği değil mi?

Şakayla karışık Cumhuriyet gazetesinin çatısı altında, uzun yıllar boyunca “sokak gazetecisi” olmakla övünmüş olarak 60. yılıma girmiş bulunuyorum.

Devamını Oku
17.02.2026
İktidarlarının ayakta kalmada son kadrolaşmaları

Başlık elbette gündemimize yeni girmiş son kadrolaşmaların, yeni bakanları ile yargı organlarında yeni görev almak üzere seçilenlerin tümünü birden kapsıyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Solun vicdanlı, bilinçli koşucusu Alper Taş

Sınırlı televizyon, video kanallarında en güncel, kritik tartışmalar üzerinden söyleşi konuğu olarak çağrıldığında, öfkesiz, kimseleri incitmek istemeyen üslubu ile gündemdeki en çatışmacı konularda görüşlerini özetlerken dinleme şansını yakalayanların, giderek daha da çok ilgilerini çektiğini umuyorum.

Devamını Oku
10.02.2026
Deprem ülkesinde deprem suçları rekorları kırmanın dayanılmaz hafifliği

Deprem suçları işlemenin, önlem almamanın sorumsuzluklarının karşılığı suçlardan doğrudan sorumlu siyasi erkler, kuşkusuz bina yıkımları, enkaz altında kalanlar, ölen insanlar ile birlikte tüm canlılar, mal kayıplarının ağırlıkları, depremlerin şiddetleri yanında bile bile alınmamış önlemlerle bağlantılı değişiyor.

Devamını Oku
07.02.2026
Bağımlılığın yapı taşları nasıl örülüyor?

Bugünkü yazımın konusunda yine sevgili arkadaşımız Ergin Yıldızoğlu’nun dünkü Cumhuriyet gazetesinde 9. sayfamızda yayımlanan “Ayrılmak zor!” başlıklı yazısının etkisi oldu.

Devamını Oku
03.02.2026
Reha Öz’ü uğurlarken 1980’li yılların canlanan tanıklıkları...

Nadir Nadi’nin, 12 Eylül yönetimine karşı duruşu ile güçlenen, Cumhuriyet gazetesinin, ülkenin her kesimini kapsayan insan hakları gasplarına karşı, ayrımsız sayfalarında yer açması, hak hukuk arayışlarının, savaşımlarının yanında yer alarak yaşatılan acıların haberlerinin sayfalarında paylaşılması, birden çok aralıklarla gazetenin kapatılması kararlarını da getirmişti.

Devamını Oku
31.01.2026
Masis Kürkçügil’le tarih ve siyaset sarkacında

Cumhuriyet YouTube’dan, üç kuşak söyleşileri kapsamında bugün yayına girecek konuğumuz, 1968 kuşağının kuşkusuz en çok okumuş, en çok kitap yayını yapmışlarının başında gelenlerinden Masis Kürkçügil.

Devamını Oku
27.01.2026
‘Keskin kalemi’ yeni kuşakların pusulası

Kendisinin öngördüğü olasılıkların tıpkısının aynısı, kurgulanmış katledilmesi senaryosu için düğmeye basılmasının ardından, arabasının kontak anahtarını çevirmesi ile, bedeninin parçalandığı insanlık dışı bir senaryonun gerçekleştirilmesinden günümüze 33 yılı devirmişiz.

Devamını Oku
24.01.2026
Prof. Dr. Erinç Yeldan’la ekonomiyi masaya yatırınca...

Keşke “Yaşamlarımızı, dün İstanbulluların içini donduran kar yağışı kadar geçici, sonuçları ile içimizi dondurmayacak bir tablodan söz ediyor” diyebilseydim.

Devamını Oku
20.01.2026
Tek adam rejiminde iktidar olmanın keyfi

“Ben yaptım oldu” diyebilmekten geliyor.

Devamını Oku
17.01.2026
Meteoroloji bile güven vermekten çıkarılmışsa...

Önceden kar tatili kararını duyurmuş valilik, “Sadece servisle okula gitmeleri gerekenleri kapsayan bir uygulama olacak” anlamında bir geri dönüş yapmıştı. Yine de gazetenin halen kulanmakta oılduğumuz Şişli’deki binamıza vardığımda, en azından birkaç hafta öncesinde tanıklık etmiş olduğumuz karla kaplanmış karşıdaki mezarlığın ağaçları ile yüzleşeceğimi sanıyordum. Ne gezer, bal gibi de sadece yağmur serpiştiriyordu.

Devamını Oku
13.01.2026
Saray’ın kararı: ‘Seçime kadar bu kadar’

Başlıktan da anlayacağınız üzere, iktidarları adına dün yapılan sonuç açıklamaya göre, emekliler için önerilecek en düşük aylığın 20 bin lira olacağı ilan edildi.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Dostum Trump’ın oyunlarında KAMU emekçileri, TÜİK’in sınır yok

Yeni yıla, şova da çok meraklı, ustası olduğunu ortaya koyan kimliği ile öne çıkmaktan vazgeçmeyen Trump, magazin şov yaratma ustası kimliği ile de yeniden seçilmesinden günümüze hemen her gün, kafa karıştıran, birbirinin tersi gibi de görünebilecek çıkışlarıyla hep başrolde, hep gündemde.. Aralık ayı boyunca Ortadoğu haritaları üzerinde, sonuçta Amerikan sermaye çıkarlarını ön planda tutan, elbette iç siyasetin güçlü lobileri ile de anlaşmalı, İsrail’in yanında, Çin’in dünya çapında kazanmakta olduğu gücü frenleyebileceğini düşündüğü siyasal çıkışların peşinde, İran’a çaktırmadan oyun kurduğu, Afganistan’da yeniden Taliban’ı yükselten projelerin peşinden koşturuyordu ki...

Devamını Oku
06.01.2026
Saray ittifakının çözemediği sorunları halının altına süpürme çabaları...

Barış sürecine dönük olarak kamuoyundan uzak tutmaya çalıştıkları aralarında yaşanan tartışmalarda, zaman kazanmaya dönük olarak görüşmeleri erteleyerek zaman kazanma çabaları elbette ilk adım sayılabilir.

Devamını Oku
03.01.2026
Oyalamaca, göz boyamaca...

Tek adam rejimi, müjdeli barış süreci üzerinden sesizliğin korunduğu bir kapalı kutu olarak ileriye dönük zaman, kendi mantığına göre nefes almış oldu.

Devamını Oku
30.12.2025
En kötüsü giden yıl olsun diye diye...

Eski kuşaklardan bellekleri güçlü olan okurlarımız ancak, eski kuşak yazarlarımızın içinden evime, ailemin içine sokacak kadar yakından tanıyıp sevdiklerim arasında yeri olan Asiye Uysal’ı anımsayacaklardır.

Devamını Oku
27.12.2025
Kökünden çürümüş ağaç...

Korunması gereken anıt, gelecek kuşaklar için ders niteliğinde, estetik geniş gövdesi korunabilmişse teknolojik olanaklar kullanılarak yüzyıllar sonrası için bile kalıcı kılınabilir.

Devamını Oku
23.12.2025
Balık baştan kokar...

Hep birlikte ellerimizi ovuşturarak değil de kaygılı; iktidarları ittifakının içinden sızan çatışmacı, bir o kadar da kirliliğin akmasının durdurulamadığı içerikleriyle kamuoyuna fışkıran gelişmeleri izliyoruz.

Devamını Oku
20.12.2025
Yüzlerine gözlerine bulaştıkça ekrandan ekrana koşuyorlar

Dün bu yazıyı girmeye çalışırken ekranlardan “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” gündemli kalabalıkların toplanmış olduğu etkinliğin canlı yayını veriliyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Kırk yılda devri âlem

Ülkemizde kültür turizminin gelişiminin öncülerinden Faruk Pekin ile yolculuğumuz 1970 12 Mart’ının öncesi günlerden, Boğaziçi Üniversitesi’nin özerk olabilmesi savaşımına öncülük yaptığı yıllardan başlar.

Devamını Oku
13.12.2025
Kadınlarımızın cinayetleri durdurma savaşları

25 kasım günü, Kartal’dan Yenikapı aktarmalı Şişli’ye geliş yolculuğumda, İstanbul Valiliği’nin, metroların, tüm ulaşım yollarının öğlen saatlerinden önce başlatılmak üzere Taksim çevresine kapatılması kararını ulaşım araçlarından da yapılan duyuruları ile karşılaştım. Geçmiş yıllardan deneyimli kadınlarımızın yapacakları eylemlere sokakların kapatılması, sıkı gaz bombalı, polis çemberleri ile kadınlarımızın içeriğinden henüz haberli olamadığım eylemlerinin gündemde olduğu geçmiş yılların örneklerini gülümseyerek anımsadım.

Devamını Oku
09.12.2025
İstemsiz çözüm üretilemiyor...

Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan, Güneydoğu bölgemizin çözüm sürecinde sorumluluk alanları ellerinden gelen çabaları gösterdiklerinin açıklamalarını sürdürüyorlar.

Devamını Oku
06.12.2025
Delegenin eksiksiz desteği ile gücüne güç katan CHP

Ancak hak-hukuk-adalet adına atılması olmazsa olmaz adımların gecikmesi ile doğrudan bağlantılı gerilim, sorumlulukların gerekleri de düşündürücü, ürkütücü boyutlarda katlanmış oluyor. Abdullah Öcalan kimliği üzerinden Kürt açılımı ile CHP’yi zorlamayı hedeflemiş, MHP-AKP ittifakı hızla sonuç alınabilmesi adına aralarında da çelişkiye düştükçe beklenmedik yeni çarpık gelişmeler ile yüzleşilmiş bulunuluyor.

Devamını Oku
02.12.2025
Meriç Velidedeoğlu; Cumhuriyet Devrimleri; haksız, hukuksuz, eylem karşısındaki savaşımı...

Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’ndan özel bir paylaşımıyla girmek, eşi olmasıyla onur duyduğu Meriç Velidedeoğlu’nun toplumsal savaşımda soluksuz sürdürdüğü çabalarına geçiş yapmak, sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Devamını Oku
29.11.2025
Barış sürecinde bir arpa boyu yol gidememek...

Tümü de Amerikan projeleri olarak dayatılmış barış süreçlerinde bir türlü sonuç almayı başaramıyoruz. Umalım bu kez önümüzü görebilecek kadar yol almayı başarırız. Gerçek geçmişini araştırırsak sorunlarımız Amerika’nın Irak’ı işgali projesine kadar uzanıyor.

Devamını Oku
25.11.2025
Parlamenter düzenden demokrasiden kaçarak çıkış olabilir mi?

CHP’nin İmralı’ya gitmeyeceği kararının gerekçelerini okuma zahmetine katlanmadan Saray ittifakından gelen tepkiler dün yandaş medyanın gündeminde evire çevire eleştiri yağmuruna tutuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Fazilet Kuza ile Nadir Nadili yıllar

Burada bir tırnak açmalıyım. Nadir Nadi yönetiminde, Cumhuriyet gazetesinin içinde, ülkemizin kendi bilim alanlarının en kıymetlileri danışmanlık kimlikleriyle toplanmışlar. Prof. Cavit Orhan Tütengil de içlerinde, Osman Nuri Torun, Özer Derbil... Aynı zamanda ünlü 2. sayfamızın yazarları, Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Hoca’mız, Oktay Akbal, Vedat Günyol gibi isimler, danışmanlar ailesinin içindeydi.

Devamını Oku
18.11.2025
Kurşun, benzol zehirlenmeleri, kimyasal uyuşturucu bağımlılığı...

İşçinin ekmek kavgasında, canının sağlığının yok sayılması geçmişten günümüze, düzeleceğine giderek umursanmaz oldu.

Devamını Oku
15.11.2025
Cumhuriyet’le Mustafa Kemal’e duyarlılığımızı yükselttiler

Dindarlık, kindarlık çıkışları, operasyonlarında durdurak bilmezlikleriyle, cezaevlerini haksız hukuksuz doldurmadaki sınır tanımazlıklarıyla... Ekonomik çöküşle de günlük yaşamlarını sürdüremeyecek, nefes alamaz konuma düşürdüklerini, bu ülkenin yüzde 90’larını aşan çoğunluğunu yıldıracaklarını sanmışlardı. Siz okullarının birincisi olan kızlarımızı, sevinçlerini paylaşırken “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye slogan attılar diye, savunan komutanlarıyla birlikte okullarından atarak cezalandırdınız ya...

Devamını Oku
11.11.2025
Elif Naci’li, Ümit Alemdaroğlu’lu yıllardan...

Ancak aile içinden, dönem çalışanlarının içeriden tanıklıkları ile bilinenlerin içinde, ünlü ressamımız, arşiv müdürlüğü ile öne çıkmış Elif Naci ile sevgili kuzeni Ümit Alemdaroğlu arasındaki yakın duygusal bağlarla kurulmuş işbirliği bilinir.

Devamını Oku
08.11.2025
Yaşamımızın karabasanında uzatmaları oynama çabaları...

“Koyun can kasap et derdinde” özdeyişinin bir anlamı var elbette. Sabahın köründe gözlerimizi açıp akşamın geç saatlerine kadar izlemeye çalıştığımız, ülke, yaşam gerçeklerimizin özeti işte bu kadar. Hep birlikte yaşam koşullarımızın sürdürülebilir olmasının çırpınışları, koşturmacaları içindeyiz. İktidar erkinin ise ittifaklarında ne kadar uzlaşıp uzlaşamadıkları çok tartışmalı, iktidarlarını sürdürebilme adına çıkış yolları bulabilmenin dışında, yaşattıkları üzerinde yarattıkları sonuçlar umurlarında bile değil.

Devamını Oku
04.11.2025
Cumhur İttifakı’nın Cumhuriyet değerleri korkusu

Cumhuriyetin kuruluşunun 102. yıldönümü etkinliklerinin hazırlıklarından başlanarak gün gün akış içinde yaşananlara bakarak belleğimizi şöyle bir tazeler miyiz?

Devamını Oku
01.11.2025
Kirletilmeyen kurumumuz kaldı mı ki?

“Sayenizde” diyemiyoruz ancak sonunda tuzu da kokutmayı başardınız. Parası günlük insanca yaşama yeten, yetmeyen ayrımı olmaksızın, telefonlarınıza bilinmeyen numaralardan gelen mesajlara boş bulunup da sakın yanıt vermeye, üzerlerine basmaya kalkışmayınız. Bazılarının beraberinde “potansiyel dolandırıcılık” uyarısı olsa da uyarısız olanlara basmanız halinde bile dolandırılabiliyorsunuz.

Devamını Oku
28.10.2025
‘Ölmek var dönmek yok’

Zonguldak büyük madenci direniş günlerinin, grevle birlikte sokaklara taşarak, hak savaşımlarını sürdürerek sokaklara taşan maden işçilerinin, uzun tünelleri karanlıkta kol kola birbirine çarpmadan geçişlerinde, gür seslerinin çınlanışı ile Özalizm’in yıkılışı hiç unutulmadı.

Devamını Oku
25.10.2025
Madalyonun iki yüzü

Saray’ın bugünlere kadar izlenen, gerçekleştirilmiş siyasetlerinde, madalyonun bir yüzü ile diğer yüzünde, içe dönük siyasetleriyle dışa dönük olanlarının arasında sürekli çelişkiler yaşanıyor. İçeriye dönük uygulamalarında hak, hukuk, adaletin geçerli olmasının eseri yaşanamazken, dışa dönük uygulamalarında ise ağır basan güçlü taraf ne istemişse diller bir karış dışarıda, dayatılmış uygulamalara karşı ses soluk çıkarılamıyor.

Devamını Oku
21.10.2025
Birileri bizim aklımızla oynuyor...

Geçen haftanın dünya ölçeğinde çok sıcak geçen gündeminde, ABD Başkanı Trump’ın iddialı çıkışıyla, Ortadoğu’da barışın sağlanabileceği umuduyla gelişmelere yoğunlaşmıştık.

Devamını Oku
18.10.2025
Trump’ın silah, para gücüyle barışı getirme savaşı

Ortadoğu’ya barışı getirme iddiasıyla geçmişte öne çıkmış Amerika’nın, sonuçta başarısızlıkla sonuçlanmış girişimlerinin öne çıkmış başkanları, meğersem, Trump’ın içine düştüğümüz bugünkü girişiminin yanında çok daha insancıl, iyi niyetli sayılabilirmiş.

Devamını Oku
14.10.2025
Barış için yapılanlar çok az, çok geç mi?

Barışı yürekten, umutla bekleyenlerin, kuşkusuz kaygılı beklentiler içinde yaşamak zorunda oldukları günlerin içindeyiz.

Devamını Oku
11.10.2025
Trump’ın peşinden zorlandıkça sıkışıyorlar

İnsan hakları duyarlılığının dünya ölçeğinde uyanışını tetiklediler. Önceki gün ülkemizde 81 ilde insan hakları zincirleri oluşturuldu. Amerikanın kendi topraklarında, İngiltere’de, Avrupa’nın tüm ülkelerini kapsar biçimde protesto eylemleri her yeni günde güçlenmiş olarak yineleniyor. Dünyanın diğer ülkelerindeki eylemlerin tetiklenmesi, güçlenmesi siyasal gündemlerin odağına oturuyor.

Devamını Oku
07.10.2025