Derdin devası sevgi...
Sungu Çapan
Son Köşe Yazıları

Derdin devası sevgi...

03.10.2014 02:45
Güncellenme:
Takip Et:

Cem Yılmaz’ın ilk yönetmenlik denemesi ‘Pek Yakında’ sinema dünyasına göndermelerde bulunuyor

>Yılmaz’ın hem yazıp hem oynadığı, ilk yönetmenlik sınavından geçtiği ‘Pek Yakında’, Yılmaz’ın en iyi işlerinden biri olmasa da ‘Hokkabaz’ın yanına konabilecek bir yapım. Filmin özenilmiş anlatımının yanı sıra abartılı oyunculuk göze çarpıyor.

Cem Yılmaz’ın ilk kez yönetmen olarak imzaladığı yeni filmi “Pek Yakında”, TV dizilerinde rol alan karısı Arzu’dan (Tülin Özen) boşanmak istemeyen, figüran eskisi, korsan kasetçi, CD-DVD satıcısı Zafer’in (C.Yılmaz), duygusal dozu yüksek (ve biraz da uzun) tutulmuş hikâyesine dayanan, film içinde film çeşitlemesi de denebilecek, sinema sektörüne ilişkin ve Yeşilçam sinemasına saygı niteliğinde, popüler bir komedi.
Komedyen-oyuncu Yılmaz’ın senaryosunu da yazdığı filmde, Zafer’in bir ara şair Sunay Akın’ın Oyuncaklar Müzesi’ne de götürdüğü küçük oğluyla ilişkisi çok iyi ama özellikle porno oyuncusu olduğu geçmişini gizleyen, anasının (Ayşen Gruda) kuzusu, komşu Suat’ın (Cengiz Bozkurt bu kez hikâyenin kötü adamı) sürekli asıldığı güzel karısıyla arası limoni. Öyle ki oğlunun doğum gününe bile ancak karısının izniyle katılabiliyor Zafer.
Polisin kebapçı dükkânı altındaki korsan DVD imalathanesini basmasından son anda kurtulan Zafer, Yeşilçam’ın yıllanmış, ünlü aksesuvarcısından esinlenilmiş, figüranlıktan dekor-kostümcülüğüne atlamış, Ejder (Özkan Uğur) ağbisinin çıfıt çarşısından farksız deposuna sığınıp 1978’de yazdığı, Enis Fosforoğlu’nun oynayacağı “Şahikalar- Kötülüğün Sonu” adlı senaryosunu yıllardır filme çekmeyi bekleyen, saçlarını setlerde ağartıp pamuk dedeye dönmüş, eski bir yönetmenin (Zafer Algöz) ekibine dahil oluyor ve başrolünü dönemin ünlü yıldızı Boğaç’la (Ozan Güven) Arzu’nun oynayacağı “Şahikalar” filminin yapımcılığını üstleniyor fedakâr koca Zafer annesinden kalma evi satıp filme sermaye yaparak, sırf karısını memnun etmek için.
Ünlü aktör Boğaç’ı gerçek adıyla figüran Muharrem olarak “Pek Yakında”nın başındaki “Eşkıya” (1996) setinden tanıyan Zafer, ansızın bir otobüsün çarpmasıyla ayakları tutmaz olan Boğaç’ın bir çeşit dublörü gibi maskeyle oynayarak kitsch estetiğine sahip “Şahikalar”ın tamamlanmasını sağlıyor nice badireler atlattıktan sonra.
Herkesin filmci-sinemacı kesildiği, sevgisiz bir ortamda sevginin önemini vurgulayarak mutlu sona varan “Pek Yakında”, sinema âlemine (ve âlemimize) dair çeşitli göndermeler-dokundurmalarla ve doğru dürüst kullanılmış beylik klişelerle sürerek eğlenceli bir iki saat vaat ediyor meraklısına.
Hayli özenilmiş bir anlatımın, abartılı oyunculukların göze çarptığı bu film Yılmaz’ın filmografisinde “Hokkabaz”ın yanına konabilecek, samimi işlerinden biri ama en iyilerinden biri değil. E. Fosforoğlu, Y. Erdoğan, M. Alanson, Ü. Duru gibi “meşhur”ların da kısacık rollerde boy gösterdiği filmin öteki oyuncuları Ayşen Gruda, Zerrin Tekindor, Hare Sürel.  

Yazarın Son Yazıları

Polanski eski yarayı kaşıyor

Polanski eski yarayı kaşıyor

Devamını Oku
04.09.2020
Savaşın dehşetinde büyümek

Savaşın dehşetinde büyümek

Devamını Oku
22.08.2020
Elia Suleiman’ı özleyenler için

Filistinli ünlü sinemacı Elia Suleiman’ın(ES’nin), 2009 yapımı “The Time That Remains-Geride Kalan”dan beri süregelen suskunluğuna artık son verdiği ve başrolünü üstlenerek kendini oynadığı yeni filmi “It Must Be Heaven-Burası Cennet Olmalı”, ES’nin Nasıra’daki evinde oturup dışarıyı seyrettiği, konuşmasız sahnelerle açılıyor.Pişkin bir komşusu bahçesindeki ağaca çıkmış, limon araklıyor, avcılığa meraklı bir başka komşusu da başından geçen kartal-yılan hikayesini anlatıyor.Yalnız yaşayan bir dünya vatandaşı olan kahramanımız, Filistin hakkında çekeceği bir film tasarısını Fransız yapımcısıyla görüşmek üzere Paris’e uçuyor ama önerdiği senaryo reddolunca bu kez yine sinema münasebetiyle çağrılı olduğu New York’a geçiyor, gözlemciliğini otel odalarında sürdürüyor.

Devamını Oku
21.02.2020
Sevgililer günü münasebetiyle

Çağdaş, Fransız oyun yazarı, tiyatro rejisörü, komedyen (ve muhtemelen 1960-70’lerin, yaşlandıkça arada bir yönetmenlik de yapan oyuncusu Guy Bedos’nun oğlu) Nicolas Bedos’nun senaryosunu da yazıp çektiği ikinci yönetmenlik denemesi olan “La Belle Epoque-Yeni Baştan”, gösterildiği son Cannes festivalinde seyirciye “hem eğlendirici, hem düşündürücü, hem de duygu dolu” dakikalar yaşatıp yarışma bölümünün en ilginç filmlerinden biri olarak dikkat çekmişti.

Devamını Oku
14.02.2020
Banliyöde ayaklanma var

005’te Fransa’yı günlerce birbirine katan banliyö ayaklanmalarından esinlenerek çekilmiş ve son Cannes festivalinde jüri ödülüne değer bulunmuş “Les Miserables-Sefiller” Cannes’ın sürprizlerinden biriydi.

Devamını Oku
07.02.2020
Arı vız vız vızz... (31.01.2020)

Kotevska ve Stefanov’un yönettiği En İyi Belgesel ve En İyi Yabancı film Oscar’larına aday ‘Honeyland-Bal Ülkesi’ bugün gösterimde.

Devamını Oku
31.01.2020