Kesik El’le göçmen gencin arayışı...
Sungu Çapan
Son Köşe Yazıları

Kesik El’le göçmen gencin arayışı...

17.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Genelde bedenleriyle başları dertte olan karakterlerin kahramaları olduğu, kısa animasyonlarıyla meraklısınca zaten tanınan Fransız yönetmen Jeremy Clapin’in de ilk uzun metrajı olan “Bedenimi Kaybettim”, Paris’te bulunduğu laboratuvardan kaçarak ait olduğu bedeni aramaya koyulan, bileğinden kesilmiş bir el ile ailesini kaybedince amcasıyla kuzeninin yaşadığı Paris göç etmiş, yetişkinliğin eşiğindeki, motorla pizza dağıtmak işindeki, biraz saftorik ergen Naoufel’in birbirine paralel gelişen hikâyelerinin sonuçta kesişeceği bir sıradışı fantastik animasyon.

Senaryosu, 2000’lerin başına “Amelie”yle damgasını vurmuş Jean-Pierre Jeunet ustanın senaristlerinden Guillaume Laurant’ın yazdığı, “Mutlu El” romanından uyarlanan, klasik elle çizim tekniğinin ürünü, baştan sona tekinsiz bir atmosferde seyreden bu animasyon, baştan belirtmek gerekirse kesinlikle görmeye değer, kaçırılmayacak nitelikte ve şimdiden bir animasyon klasiği olarak belleğimizde yer alacak, dört dörtlük bir fantastik canlandırma sineması örneği. Öteden beri turistlerin gözdesi olagelmiş ama hep kalabalık, curcunalı, boğucu ve kargaşa içindeki Paris sokaklarındaki sayısız tehlikelerin bile kesinlikle bedenini aramaktan vazgeçirip yıldıramadığı kesik el ile pizza dağıtıcısı genç göçmenin kesiştiği bölümlerdeki siyah beyaz geri dönüşlerin kesik elin anıları mı yoksa Naoufel’inkiler mi olduğunun, seyirci tarafından kolayca saptanamadığı “Bedenimi Kaybettim”de çözümlenemeyen kimi sahnelerin, düş mü karabasan mı olduğu da filmin büyülü gerçekçi havasına cuk oturmuş doğrusu.

HER ZAMAN RASTLANMAZ

Seyircinin mutlu sona erişmesini dilediği jönprömiye karakterler gibi gönülden tuttuğu kesik el’in ısrarlı arayış yolculuğundaki melankoliyi, sevdalandığı kütüphaneci kız Gabrielle’le flört etmek isteyen ama kendine güvensiz, mahcup ve sarsak Naoufel de paylaşıyor. Ismarladığı pizzasını teslim etmek üzere kapısına dayandığı ancak interkomdan konuşarak tanışabildiği Gabrielle’i gizlice takip eden, kaderin rüzgârına kapılmış, aslında astronot ya da piyanist olmak hayalini kuran Naoufel’in tersine, sonuçta kesik el kahramanımız da kaderini benimseyip sevmeyi öğreniyor, bedeniyle yeniden bütünleşme arzusundan vazgeçmeyi kabullenerek.

Ergenlik basamaklarını bir bir çıkıp ağrılı-sancılı adımlarla yetişkinliğe doğru ilerleyen, göçmen genç Naoufel ile bedenini bulmaya kilitlenmiş, kesik bir elin birbirine paralel gelişen ana farklı tempolarda seyreden, karşıt hikâyelerinin ilginç biçimde kaynaştırıldığı “Bedenimi Arıyorum”, her zaman rastlanmaz cinsten, görülesi bir Fransız animasyonu sonuçta.

Yazarın Son Yazıları

Polanski eski yarayı kaşıyor

Polanski eski yarayı kaşıyor

Devamını Oku
04.09.2020
Savaşın dehşetinde büyümek

Savaşın dehşetinde büyümek

Devamını Oku
22.08.2020
Elia Suleiman’ı özleyenler için

Filistinli ünlü sinemacı Elia Suleiman’ın(ES’nin), 2009 yapımı “The Time That Remains-Geride Kalan”dan beri süregelen suskunluğuna artık son verdiği ve başrolünü üstlenerek kendini oynadığı yeni filmi “It Must Be Heaven-Burası Cennet Olmalı”, ES’nin Nasıra’daki evinde oturup dışarıyı seyrettiği, konuşmasız sahnelerle açılıyor.Pişkin bir komşusu bahçesindeki ağaca çıkmış, limon araklıyor, avcılığa meraklı bir başka komşusu da başından geçen kartal-yılan hikayesini anlatıyor.Yalnız yaşayan bir dünya vatandaşı olan kahramanımız, Filistin hakkında çekeceği bir film tasarısını Fransız yapımcısıyla görüşmek üzere Paris’e uçuyor ama önerdiği senaryo reddolunca bu kez yine sinema münasebetiyle çağrılı olduğu New York’a geçiyor, gözlemciliğini otel odalarında sürdürüyor.

Devamını Oku
21.02.2020
Sevgililer günü münasebetiyle

Çağdaş, Fransız oyun yazarı, tiyatro rejisörü, komedyen (ve muhtemelen 1960-70’lerin, yaşlandıkça arada bir yönetmenlik de yapan oyuncusu Guy Bedos’nun oğlu) Nicolas Bedos’nun senaryosunu da yazıp çektiği ikinci yönetmenlik denemesi olan “La Belle Epoque-Yeni Baştan”, gösterildiği son Cannes festivalinde seyirciye “hem eğlendirici, hem düşündürücü, hem de duygu dolu” dakikalar yaşatıp yarışma bölümünün en ilginç filmlerinden biri olarak dikkat çekmişti.

Devamını Oku
14.02.2020
Banliyöde ayaklanma var

005’te Fransa’yı günlerce birbirine katan banliyö ayaklanmalarından esinlenerek çekilmiş ve son Cannes festivalinde jüri ödülüne değer bulunmuş “Les Miserables-Sefiller” Cannes’ın sürprizlerinden biriydi.

Devamını Oku
07.02.2020
Arı vız vız vızz... (31.01.2020)

Kotevska ve Stefanov’un yönettiği En İyi Belgesel ve En İyi Yabancı film Oscar’larına aday ‘Honeyland-Bal Ülkesi’ bugün gösterimde.

Devamını Oku
31.01.2020