Sevimli bir film
Sungu Çapan
Son Köşe Yazıları

Sevimli bir film

24.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Yönetmen Lulu Wang’ın kendi hayatından (yani kendi babaannesinin hastalığından) esinlenerek senaryosunu yazıp Changchun’da (Çin) çektiği “The Farewell-Elveda”, New York’ta beklediği Guggenheim bursunu alıp eğitimini sürdürmek isteyen ama akciğer kanseri teşhisi konmuş, çok sevdiği, ak saçlı büyükannesi Nai Nai’nin (Shuzhen Zhao) sadece 3,5 aylık ömrü kaldığını öğrenince üzüntü ve telaş içinde ülkesine dönen, Amerika’da büyümüş Çinli kız Billi’nin (Awkwafina) ve ailesinin hikayesini, komediyle dramı harmanlayarak anlatan, 100 dakikalık bir Amerikan yapımı. ABD’de hiç umulmadık bir seyirci ilgisiyle karşılanan”Elveda” “gerçek bir yalana dayanan” reklam sloganıyla tanıtılıp umulmadık bir gişe hasılatına erişmiş, doğrusu biraz tek boyutlu ama dozunda işlenmiş, can alıcı duygusallığıyla seyirciyi bir buçuk saatliğine ele geçirerek bırakmayan bir film sonuçta.

Babaannenin sevdiği torun, Billi...

Filmin hemen başında Çin’deki hastaneden gelen telefonla kötü haberi alan New York’taki Billi, derhal uçağa atlayıp ülkesinin yolunu tutuyor. 

Aile büyüklerinin topluca durumu babaanneden gizlemelerine karşı çıksa da Billi, gelenekler-görenekler gereği, her zaman için dayanışmayı, güveni, fedakârlığı ve sevgiyi öne alan aile bireylerinin dedikleri ağır basıyor tabii ki. 

Kalan sayılı günlerini sevdiklerinin yanında, yaklaşan ölümünden habersiz geçirecek babaannenin en sevdiği torunu olan Billi, aslında ülkesi Çin’e ve babaannesine karşı hissettiği suçluluk duygusuyla dopdoludur onca zaman ülkesi dışında, babaannesinden uzakta yaşadığı için. 

Sonunda gerçeği gizlemeyi çaresizce kabulleniyor Billi, yakınlarının ısrar ve tembihlerini dikkate alarak susuyor. 

Bu arada kuzeni Hao Hao’nun (Han Chen) yaklaşan ve babaannesinin de çok titizlendiği evlilik-düğün hazırlıklarını gözlemlerken pek Çince bilmeyen, gelin adayı Aiko’yla (Aoi Mizuhara) da kendisini özdeşleştiriyor Billi. 

Billi’nin duygularını açık etmeyen, gelenekleri pek umursamayan, güçlü bir kadın izlenimi veren annesi Lu Jian (Diana Lin), filmde “mantığın sesi”ini dillendiren, ilginç bir yan karakter.

Bu filmle Batılı seyirciye Doğu’nun “tuhaf” yanlarını, adetlerini, alışkanlıklarını sanki sergilemeyi görev edinmiş yönetmen Lulu Wang, duyguların ve  geleneksel değerlerin, aklın-mantığın yerini aldığı, böylelikle daha da geçerli olduğu bir Doğu kültürü sunumunu yansıtıyor. 

Sempatik...

Öncelikle Batılı seyirciyi ele geçirmek amacındaki yönetmenin, Batıda Doğulu olmayı vurgulayarak baştan sona dokunaklı ve komik bir tarzı yakaladığı ileri sürülebilecek filmde gülümsemeler, dokundurmalar (ve finaldeki gibi sürprizler de) eksik olmuyor.

Yönetmen Lulu Wang’ın duygusallıkla humor arasındaki ince dengeyi tutturduğu söylenebilecek  incelikli anlatımı, öncelikle Billi’yi oynayan Awkwafina’yla büyükanneyi oynayan Shuzen Zhao’nun başını çektiği oyuncu kadrosunun performansları ve bize Amerikalı ünlü vokal topluluğu The Swingle Singers’ın şarkılarını anımsatan soundtracks’leriyle aklımızda kalan, yabancı dilde en iyi film ve en iyi kadın oyuncu dallarında Altın Küre adayı da olmuş sevimli, sempatik bir film. 

Aslında bombası seyirci ödülünü kazandığı 2019 Sundance festivalinde patlamış olan “Elveda”nın finalindeki tatlı sürprizle bitireyim bu yazıyı. Hastanenin 3.5 ay ömür biçtiği büyükannenin 6.5 yıl daha yaşayacağını bildirerek  sona eren “Elveda”, aslında çok büyük, aman aman bir film olamasa da, bu finaliyle seyircinin kolayca unutulmazlar kategorisine kapağı atıyor.

Yazarın Son Yazıları

Polanski eski yarayı kaşıyor

Polanski eski yarayı kaşıyor

Devamını Oku
04.09.2020
Savaşın dehşetinde büyümek

Savaşın dehşetinde büyümek

Devamını Oku
22.08.2020
Elia Suleiman’ı özleyenler için

Filistinli ünlü sinemacı Elia Suleiman’ın(ES’nin), 2009 yapımı “The Time That Remains-Geride Kalan”dan beri süregelen suskunluğuna artık son verdiği ve başrolünü üstlenerek kendini oynadığı yeni filmi “It Must Be Heaven-Burası Cennet Olmalı”, ES’nin Nasıra’daki evinde oturup dışarıyı seyrettiği, konuşmasız sahnelerle açılıyor.Pişkin bir komşusu bahçesindeki ağaca çıkmış, limon araklıyor, avcılığa meraklı bir başka komşusu da başından geçen kartal-yılan hikayesini anlatıyor.Yalnız yaşayan bir dünya vatandaşı olan kahramanımız, Filistin hakkında çekeceği bir film tasarısını Fransız yapımcısıyla görüşmek üzere Paris’e uçuyor ama önerdiği senaryo reddolunca bu kez yine sinema münasebetiyle çağrılı olduğu New York’a geçiyor, gözlemciliğini otel odalarında sürdürüyor.

Devamını Oku
21.02.2020
Sevgililer günü münasebetiyle

Çağdaş, Fransız oyun yazarı, tiyatro rejisörü, komedyen (ve muhtemelen 1960-70’lerin, yaşlandıkça arada bir yönetmenlik de yapan oyuncusu Guy Bedos’nun oğlu) Nicolas Bedos’nun senaryosunu da yazıp çektiği ikinci yönetmenlik denemesi olan “La Belle Epoque-Yeni Baştan”, gösterildiği son Cannes festivalinde seyirciye “hem eğlendirici, hem düşündürücü, hem de duygu dolu” dakikalar yaşatıp yarışma bölümünün en ilginç filmlerinden biri olarak dikkat çekmişti.

Devamını Oku
14.02.2020
Banliyöde ayaklanma var

005’te Fransa’yı günlerce birbirine katan banliyö ayaklanmalarından esinlenerek çekilmiş ve son Cannes festivalinde jüri ödülüne değer bulunmuş “Les Miserables-Sefiller” Cannes’ın sürprizlerinden biriydi.

Devamını Oku
07.02.2020
Arı vız vız vızz... (31.01.2020)

Kotevska ve Stefanov’un yönettiği En İyi Belgesel ve En İyi Yabancı film Oscar’larına aday ‘Honeyland-Bal Ülkesi’ bugün gösterimde.

Devamını Oku
31.01.2020