Ey hilafet, geldiysen üç kere vur!
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Ey hilafet, geldiysen üç kere vur!

19.12.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

<video:645511>

Geçen haftanın en sansasyonel hadisesi, memlekette hanidir durgunluktaki “hilafet piyasası”nın canlanmasıydı. Art arda kanlı terör eylemleri, buna değinme imkânı vermedi. Şimdi biraz gecikmeli de olsa bunu telafi edelim!..

Halep’te yaşananları gerekçe gösteren, buna içerideki terör katliamlarını da ekleyen Hizb-üt Tahrir bağlantılı olduğu belirtilen gruplar, İstanbul ve Ankara’da düzenledikleri gösterilerde hilafet çağrısı yaptılar.

İstanbul’da eylemin Üsküdar Belediyesi’nce de desteklendiği ve şu çağrının belediye aracından yapıldığı iddiaları da ortaya atıldı:

“Irak, Mısır ve Suriye’de bu kanlı, bu zillete düşmüş günlerden kurtulmak için en kısa zamanda İslâm birliğini yeniden tesis etmeli ve halifemizi seçmeliyiz.”

Üsküdar Belediye Başkanı iddialara yönelik olarak mitingle bir alâkaları olmadığını ve belediye aracının tesadüfen orada bulunduğunu söyledi.

Ankara’da Kocatepe Camisi’nde buluşan grup da Halep’te yaşamını yitirenler için gıyabi cenaze namazı kılıp hilafet çağrısı yaptıktan sonra ABD Büyükelçiliği’ne protesto yürüyüşü yapmak istemiş ama polis izin vermemiş.

***

Ne demeli ki?! Belki yer Üsküdar olduğu için, ondan esinle “Üsküdar’da sabah oldu” diye seslenmek en doğrusu olur bu hilafet çağrısı yapanlara…
Yani, biraz geç kalmadınız mı, IŞİD 2014’te ilan etti Ebu Bekir El Bağdadi’nin halifeliğini!..

Onunla da kalmadı, ardından Boko Haram Nijerya’da hilafet ilan etti (sonrasında IŞİD’e biat etti, o da ayrı tabii).

Anlayacağınız, halifelik çoktan kapanın elinde kalmış durumda!..

Tablo bu olunca siz varın düşünün Üsküdar’da dillendirilen “İslâm birliği tesis etme” hayalinin ne kadar boş olduğunu.

Çünkü her önüne gelen o “birliği” kendi merkezinde oluşturmak istiyor.
Üstelik bu sadece bugüne özgü değil. Tarihsel tecrübeyle sabit ki halifelik ta en baştan itibaren “İslam birliği” yahut “İttihad-ı İslâm” (Panislamizm) idealine karşılık veremedi. Aksine kavmî, coğrafî, mezhebi ve siyasî temelde İslam-içi bölünme, çekişme ve çatışmaların üzerinden sürdürüldüğü bir kurum oldu.

Yani ittihat (birlik) sembolü olmaktan çok bir ihtilaf (anlaşmazlık) kaynağı oldu.
Zamanında yapmış olduğumuz bir çalışmanın içeriğinden beslenerek açalım!..

***

Peygamber’in ölümünden sonra ortaya çıkan hilafet kurumunun birbirini izleyen “Dört Halife”, Emevi ve Abbasi dönemlerine bakın! Kureyş kabilesinin tarihsel rekabet içindeki boyları ile bunların alt kolları arasında iktidarın sürekli el değiştirdiği bir çatışma dinamiğinin sürece damgasını vurduğunu göreceksiniz.

Bu o derecedir ki mesela Emevi halifeliğinin itibar görmediği Mekke’de Abdullah İbn Zübeyr, ikinci Emevi halifesi Yezid’in ölümü üzerine ortaya çıkan boşlukta hilafet ilan etmiş ve 10 yıl boyunca biri Mekke’de diğeri Şam’da iki halife boy göstermiştir.
Tıpkı bugün IŞİD ve Boko Haram örneklerinde olduğu gibi… Ve belki yarın bir tane de bu topraklardan zuhur edebileceği gibi!..

Abbasiler döneminde de halifelik “çoğul”dur. Doğu’da Bağdat-merkezli Abbasi halifeliğine tepki olarak Batı’da Şiî-İsmailî çeşniyle Mısır ve Suriye’ye hükmeden Fatımi halifeliği, buna tepki olarak daha da Batı’da Sünniliğin temsilciliğine soyunmuş Endülüs Emevi halifeliği koyun koyunadır!..

Yavuz’la halifeliğin Osmanlı’ya transferi de İslâm dünyasının her köşesinde kabul görmemiştir. Aslında 13-14’üncü yüzyıllardan itibaren İslâm’a hakkıyla hizmet eden her hükümdarın kendi topraklarında halife sıfatını hak ettiği görüşü âlimlerce geçerli sayılmaktaydı.

***

19’uncu yüzyılda Sultan Abdülhamid’le birlikte hilafet “Panislamist” motivasyonla öne çıkarılmış, ancak hem İslâm dünyasından, hem de Osmanlı’nın Müslüman tebaasından bu iddiayı “takanlar” kadar “takmayanlar” da olmuştur.

Fakat esas kapışma, Türkiye’de halifeliğin kaldırılması sonrasında zirve yapar.
Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin kışkırtmasıyla Osmanlı’ya isyan eden Haşimî soyundan Şerif Hüseyin, kendisini derhal Mekke’de halife ilan etti. Ama bir İngiliz kuklası olarak bilinen Hüseyin’in iddiası, bâki olan kubbede boş bir seda olarak kaldı.
Akabinde Mısır’da Kral Fuad’ı halife yapma yolunda “tezgâh” bir kongre düzenlendi (Kahire Hilafet Kongresi, 1926). Bir fiyasko olan bu kongreyi Kudüs Müftüsü Emin El- Hüseynî’nin organize ettiği, son Osmanlı halifesi Abdülmecid’e “oynayan” bir başka kongre izledi. Ama Mısır’ın şiddetli tepkisi nedeniyle kongrede ne Abdülmecid’in, ne de hilafetin esamisi okunabildi.

Sonra işi artık komediye döndürür mahiyette Fransızların, yukarıda zikredilen İngiltere-endeksli hilafet arayışlarına misilleme mahiyetinde Fas Sultanı’nı halife yapma yolunda “topa girdikleri”görülür.

Sade onlar mı, hayır! İtalya, Libya üzerinden Şeyh Ahmed Senusî’yi, Ruslar ise Afgan Emiri Amanullah Han’ı hilafet sahnesine sunarak duruma müdahil olmak istemişlerdir.

Fuad’dan sonra Mısır’da tahta çıkan Kral Faruk’un da halifeliğe “ayranı kabarmış” ve iddiayı güçlendirmek amacıyla ona 1952’de ana tarafından bir Kureyş soy bağlantısı kurma girişiminde bulunulmuştur. Ama aynı yıl Nasır’ın “Hür Subaylar” darbesi, Faruk’un halifelik iddiasını da, soyunu-sopunu da tarihe gömecektir!..

***

Durum bu. Dünden bugüne neredeyse her gönülde bir halifelik, aslanlar gibi yatıyor!..

Hilafet, İslâm’ın iktidarla tanışmasıdır. Tarihsel süreçte İslâm-içi iktidar mücadelelerinin oyuncağıdır o. Ve kimse kimseye onu öyle kolay kolay yâr etmez de, yedirmez de…

Üsküdar da sabah olsa da olmasa da!..

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018