Bilardo...

Bilardo...

16.03.1991 12:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önceki gece Fransız “TV5 Europe” kanalında Kürtler ile ilgili bir program yayımlandı. Evlerinde “kablolu yayın” yoluyla Fransız yayınını izleyenler, ekranda, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu yörelerini de içine alan bir “Kürdistan” haritası önünde Kürt saz sanatçılarını, Kürt liderlerini ve Fransız yorumcuları gördüler. Programda, Bayan Mitterrand’ın Güneydoğu illerimizde yaptığı gezi ile ilgili görüntülere de yer verildi.

Bu gibi programlar bugünlerde, hiç kuşkumuz olmasın, Batı televizyonlarında sık sık yapılacaktır.

Belçika Parlamentosu da Türkiye’nin AT’ye girişini Kürt sorununa bağladı. AT ülkeleri öteden beri Kıbrıs’ı AT’ye giriş için bir “ön sorun” yapıyorlar. Bu ön soruna bir de Kürt sorunu eklendi.

Ermeni sorunu da yıllardır Rum ve Ermeni lobilerinde bir propaganda malzemesi olarak kullanılıyor. ABD yönetimi, Ermeni sorununda bu lobilerin etkisine alabildiğine açıktır.

Ermeni terörünün 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra başlatılması 1980 öncesinde Türkiye’deki iç teröre koşut olarak gelişmesi de herhalde rastlantı değildi.

Körfez savaşı sonrasının diplomasisi bir “bilardo oyunu” gibi oynanıyor. ABD, bilardo sopası ile Irak’ı vuruyor; Irak topu Kürt topuna vuruyor. Kürt topu da Kıbrıs topuna!

Bu “zincirleme reaksiyon” Türk dış siyasetinin “manevra alanını” iyice daraltıyor. Türkiye, Kürt-Ermeni-Rum-Avrupa ve Amerikan kıskacında büyük bir yalnızlığa itiliyor.

Ve bunun adı da “aktif politika” oluyor.

Bir yanda “SS kararnameleri” çıkarılıyor; öte yandan Kürt lideri, MİT ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri “gayri resmi” olduğu ileri sürülen görüşmeler yapıyorlar. Bu gizli kapaklı görüşmeler yapılırken devlet televizyonu Kürt liderlerin adını anmamak için bu liderlerden “rejim muhalifleri” diye söz ediyor!

Nereden bakarsanız bakın, liberal diplomasimizde yaşadığımız her olay bir “kara mizah” örneği oluyor.

* * *

Türkiye-İngiltere ve Irak arasında 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan “Sınır ve İyi Komşuluk İlişkileri anlaşması” var. (Düstur, III/715121519.) Bu anlaşmanın 12. maddesi şöyle:

“Türkiye ve Irak memurları, öteki taraf uyruğundan olup kendi toprakları üzerinde bulunan aşiret beyleri, şeyh ya da öteki üyeleri ile resmi ya da siyasal niteliğe sahip her türlü haberleşmeden kaçınacaktır. Taraflar, sınır bölgesinde öteki devlete karşı yöneltilmiş hiçbir propaganda örgütüne veya topluluğuna izin vermeyeceklerdir...”

Aynı anlaşmanın 7. maddesi de her iki ülke topraklarındaki “silahlı eylemlerin” karşılıklı olarak ve gecikmeden birbirlerine haber verilmesi yükümlülüğü getirmişti.

Kuzey Irak’ta Kürt liderlerin Saddam rejimine karşı eylemli ve silahlı kalkışma yaparlarken, Türkiye’ye gelip Dışişleri ve MİT üst düzey yetkilileri ile görüşmeleri bu dostluk anlaşmasına aykırı değil midir?

Anlaşma ile Türk uyruğunda olan aşiret reisleri, şeyh ve ağalar ile her türlü haberleşmeden kaçınma yükümlülüğü getirmişken, Irak uyruğunda Kürt liderleri ile bu gizli kapaklı görüşmeler, yarın ya da öbür gün, sınır komşularımızın Türk toprakları üzerinde her türlü kışkırtıcı eylemlere destek olmalarına yol açmayacak mıdır?

* * *

Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin 9 Eylül Üniversitesi’nde verdiği doktora tezinin DPT değerlendirme raporu ve Eximbank’ın üç uzmanı tarafından hazırlanan rapor taslağından “ışınlama” yoluyla alındığını yazmıştık.

Jüri Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin ANAP İzmir eski İl Başkanı Atilla Yurtçu’nun sahibi olduğu “İzdaş” Şirketi’nin genel koordinatörü olduğu da yazılmıştı. Jürinin öteki üyesi Prof. Dr. Erdoğan Alkin de Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye bağlı Eximbank Denetim Kurulu üyesidir.

Ne yapalım, rastlantı...

Işın Çelebi, 1986 yılında Gazi Üniversitesi’nde maliye bilim dalında doktora yeterlik sınavına girmiş ve bu sınavda başarısız olmuştur.

Sosyal demokratların, maliyede ve ekonomide başarısız oldukları, sağcıların, liberallerin ise maliyeyi ve ekonomiyi çok iyi bildikleri hep söylenmez mi?

Işın Çelebi de sosyal demokratlıktan liberalliğe transfer olduktan sonra doktora çalışmaları için “yetersiz” bulunduğu Ankara Gazi Üniversitesi’nden İzmir 9 Eylül Üniversitesi’ne “yatay geçiş” yapıp burada “başarılı” olmuştur.

“Tebdili üniversitede ferahlık vardır”; siyasal inanç ve düşünce değişimi gibi, hava ve üniversite değişimi de Çelebi’ye bu açıdan yararlı olmuştur!

İlgili Konular: #Uğur Mumcu