Paxam!..

Paxam!..

21.07.1992 12:00
Güncellenme:
Takip Et:

Körfez Savaşı’nın kaçınılmaz sonuçları, yavaş yavaş Türkiye’ye siyasal faturalar çıkarmaya başladı.

Faturalardan biri, Kuzey Irak’ta yaratılan otorite boşluğunun getirdiği sorunlardır. Bu sorunlar, Saddam’ın kıyıcılığından kaçan Kürtlerin Türkiye’ye sığınmaları, daha sonra da “Çekiç Güç”ün koruması altında bir Kürt devletinin oluşmasıdır.

İkinci sorun, Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Gali’nin Güvenlik Konseyi’ni devreye sokma çabalarıdır. Bush Kıbrıs sorununu, başkanlık seçimlerinden önce çözmek istiyor.

“Pax-Romana”, Romalıların zorla ele geçirdikleri ülke halkına zorla kabul ettirdikleri barış anlamında kullanılan bir kavramdır. Körfez Savaşı’ndan sonra Amerika’nın bölgede kabul ettirmeye çalıştığı yeni düzen de “Pax-Americano” olarak adlandırılıyor.

Bu konuları, Emekli General Sedat İlhan ile konuşuyoruz.

General İlhan, konuyu şöyle değerlendiriyor:

— Dünya üzerinde en etkin çatışma gücüne ulaştıktan ve iki kutupluluğu tek kutupluluğa, dünyanın en büyük askeri gücüne dönüştürdükten sonra ABD, bugün artık bu çabanın yorgunluğunu çıkarmak, bu düzeye ulaşmak için yıprattığı gücünü barış ortamında geliştirmek gereğini duymuştur. Bunu sağlayabilmek için de Romalılar gibi gereğinde kuvvet kullanarak bir “Pax-Am = Pax Americano” uygulamak zorunda kalmıştır. Panama, Guatemala, Libya, Basra Körfezi, Çekiç Güç gibi girişimleriyle Amerika, Pax-Am için askeri gücünü yeni bir yöntem olan (Düşük Yoğunlukta Çatışma = LIC = Low Intensity Conflict) esaslarına göre kullanmıştır. Bu işlevlerini sürdüren ABD, dünya kamuoyunca da saldırgan olarak nitelenmemek için BM Güvenlik Konseyi işbirliğini yeğlemiştir.

Emekli General Sayın İlhan, ABD’nin Güvenlik Konseyi aracılığı ile Sırbistan’a yapılacak bir askeri müdahalenin politik altyapısını oluşturduğunu, Güvenlik Konseyi’nin bir “PaxAm aracı” olarak kullanıldığını anlatıyor.

General İlhan’ı dinliyorum.

"Bugün Konsey’in daimi ve karar günündeki geçici üyeleri dışındaki devletler türlü çeşitli askeri tehdit ile karşı karşıyalar:

Barış adı altında koalisyon şeklindeki kuvvet kullanımı, savaş... Bu uygulamanın en önemli öğesini oluşturan Amerika, amaca ulaşmak için kendisinin Pax-Am araçlarını (Konvansiyonel silah satışları, LIC-Düşük Yoğunluklu Çatışma, MNC Çok -Uluslu Şirketler, CIA- Merkezi Haberalma Örgütü, dış yardımlar, ticaret kotaları vb.) karşı gelecek ülkelere kullanmaktan kaçınmayacaktır."

Bu durum saptaması, beraberinde olası senaryoları da getirir. Bu senaryolardan en karamsarı ne olabilir? Uluslararası ilişkilerde kilisenin dolaylı etkinliğinin sezildiğini söyleyen ve ABD’den kaynaklanan bu baskının barışı sağlamakta en büyük engel olacağını vurgulayan General, Pax-Am sürecinde çeşitli olaylar yaşanacağını belirttikten sonra bu olası olayların en karamsarını da şöyle anlatıyor:

"Güvenlik Konseyi’nin gölgesi altında yapılacak girişimler, Çin’i ekonomik ve sosyal baskı altıda tutan kilisenin yeni bir dünya arayışı olarak da nitelenebilecektir. Dünyanın kilise destekli bir 'Beşli = Quintet' ile yönetileceği ve buna ilerde Almanya, Japonya, Kanada ve İtalya gibi sanayileşmiş devletlerin de katılacaklarını düşünmek en karamsar senaryoyu oluşturmaktadır."

Kilisenin siyasal olaylarda etkinliği ne gibi somut belirtilerle ortaya çıkıyor? NATO’da görev yapmış olan Emekli General İlhan, bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

"Müslüman Libya,Irak gibi devletlere çok hızlı tepki gösteren Güvenlik Konseyi’nin,sıra Bosna-Hersek’in, Almanya’nın neden olduğu toplu öldürmelerin önlenmesine gelince, olaya aylarca seyirci kalabilmesi, dünya kamuoyunun aklına, kilisenin Avrupa’daki Müslüman varlığından rahatsızlık duyarak Güvenlik Konseyi üzerinde dolaylı baskı yapmakta olduğu düşüncesini getirebilmektedir. Güvenlik Konseyi’nin işlevlerine ve barış adı altındaki girişimlerine karşı duyulan güvensizlik,sorunları çok daha karmaşık hale getirecektir."

General İlhan, Güvenlik Konseyi’nin, çok kutuplu dünyada bile ülkemizdeki uluslararası terörizm ve bölücülük girişimlerini beş daimi üyenin çıkarları yönünde değerlendireceğini de hesaba katarak, “Pax-Türk = Türk Barışı” kavramının ortaya atılması ve bu kavramın da “en iyi savunma barış ortamında yapılır” ilkesi ile oluşturulmasını, bu görüşün uluslararası kuruluşlarda savunulmasını önermektedir.

Sovyetler’in dağılması ve Körfez Savaşı’ndan sonra dünya yeni bir sürece girdi. Bu süreç, Amerika’nın tek süper güç olarak egemenliğine yol açtı. ABD, Kürt sorununu da, Azeri-Ermeni çatışmasını da, Kıbrıs uyuşmazlığını da kendi çıkarları doğrultusunda çözecek.

Bu sürecin adı Pax-Am’dır.

Bu süreçte, Kuzey Irak’ta kurulan Kürt devleti bile şaşırtıcı değildir. Bosna-Hersek ve Azeri-Ermeni çatışmasındaki utanç verici kayıtsızlık da, Kıbrıs sorunundaki Güvenlik Konseyi gözdağları da...

İlgili Konular: #Uğur Mumcu