Cumhurbaşkanlığı seçimi için ikinci tur da yapıldı.
Türkiye yeni cumhurbaşkanı seçimi ile uğraşırken, ABD iki duyarlı konu üzerinde yoğunlaşıyor. Bu duyarlı konulardan biri “Ermeni” öteki de “Kürt sorunu”.
Artık görmeyen gözler gördü, duymayan kulaklar da duydu. Ermeniler ve Kürtler NATO’nun patronu “dost ve müttefik” ABD tarafından açıkça destekleniyorlar.
Lozan Antlaşmasına imza koymayan ABD, bugün yeni yeni sorunlar yaratıyor.
Bulgaristan göçmenleri konusu da tam bir “iflas” ile sonuçlandı.
Bulgar hükümetinin soydaşlarımıza karşı giriştiği “asimilasyon politikası” bir süre ABD tarafından “ideolojik malzeme” olarak kullanıldı. ABD, Türkiye’yi bu konuda başta destekler gibi davrandı. Sonra da Türkiye, Bulgaristan ile karşı karşıya bırakıldı.
Türkiye 21. yüzyılın eşiğinde bir yol kavşağına doğru hızla sürükleniyor. Bu kavşağa açılan yollardan biri Sevr’e, öteki de Lozan’a doğru gidiyor.
Bu “Sevr/ Lozan” denkleminde PKK terörü de yer alıyor.
Dün, Federal Almanya’nın Düsseldorf kentinde “PKK çetesi davası” başladı. Federal Alman savcı, üçü tutuksuz, 16’sı tutuklu 19 PKK militanının, silahlı örgüt kurma, yönetme, cinayet suçlarından cezalandırılmalarını istiyor.
Federal Alman Anayasası Koruma Örgütünün 1980 yılı raporunda PKK “en militan ve aktif örgüt” olarak niteleniyor. Raporda, Kürt örgütlerinin Federal Almanya’da 2150 çekirdek üye sayısına sahip oldukları, 1988 yılında bu sayının 2750’ye ulaştığı kaydediliyor.
Anayasayı Koruma Örgütünce her yıl yayımlanan raporda PKK’nın kısa adı “Feyka” olarak bilinen taban örgütü “Kürt Vatansever İşçi ve Kültür Dernekleri Federasyonu”nun, tutuklanan 16 PKK üyesi için geçen eylül ayında Karlsruhe’de düzenlenen toplantıya 4000 kişinin katıldığı bildiriliyor.
Dün Düsseldorf’ta yargılanan PKK’lıların adları şöyle:
Hasan Hayri Güler, Hüseyin Çelebi, İbrahim Kafdah, Yasemin Gedik, Mustafa Erbil, M. Sait Yıldırım, Ali Haydar Kaytan, Selahattin Erdem, Erol Gedik, Ali Sapan, Meral Kıdır, Selahattin Çelik, Selman Aslan, Ali Aktaş, Ekrem Güngöze, Kemal Güngöze...
Bu sanıklar, geçen yılın şubat ayı ile temmuz aylarında silahlı örgüt üyeliği ve cinayet suçlarından tutuklanmışlar.
Hasan Engizek, Bozan Öztürk ve Ali Savik de tutuksuz olarak yargılanıyorlar.
19 PKK militanı için örgüt avukat tuttu; dava ile ilgili gösteriler birbirini izledi, bildiriler yayımlandı.
PKK, Federal Almanya’daki devrimci Türk örgütleri ile de savaşa girdi, cinayetler işledi. PKK, “Komkar” kısa adıyla bilinen “Federal Kürdistan İşçi Dernekleri Federasyonu” üyelerine de saldırdı. Komkar üyesi Ramazan Adıgüzel, 3 Mayıs 1987 günü Hannover’de üç PKK’lı teröristçe öldürüldü. Komkar Genel Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Elbistan da Stuttgart’ta silahlı saldırıda yaralandı.
Federal Almanya’da “Komkar” ile iç içe çalışan “Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi”, 4 Mayıs 1987 günü yayımladığı bildiride PKK’yı “Hasta ve ajan bir kişinin komutlarına göre işleyen bir komplo ve cinayet örgütü” olarak suçladı.
Terör, ister sağ, ister sol görüntülü olsun, isterse de etnik kimliklere bürünsün, sonuç hiç değişmez. İşin kuralı şu:
Bu terör örgütleri, eninde sonunda emperyalizme ve faşizme hizmet ederler, şovenizme ve cuntaların değirmenlerine su taşırlar.
Sevr mi, Lozan mı? Sorun budur.