Silah pazarı...

Silah pazarı...

04.11.1988 12:00
Güncellenme:
Takip Et:

Silah ticareti 20. yüzyılın en ilginç konularından biridir. Silah üretimi hangi ülkelerin tekelindedir? Silah ticaretinden hangi şirketler kazanç sağlıyor? Ve kimler, bu şirketlerin Türkiye’deki temsilcileri?

“SIPRI” kısa adıyla bilinen Stockholm’deki “Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü”nün araştırmalarına göre 20. yüzyılda dünya silah satışları üç dönemde sıçrama gösterdi.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları önceleri ile 1975 yılından sonraki dönemler!

Silah satışlarının birinci sırasında Birleşik Amerika yer alıyor. Sovyetler Birliği ikinci sırada; Fransa da üçüncü sırayı koruyor. “Üçüncü dünya ülkeleri” olarak adlandırılan ülkelere, Amerikan şirketlerinin sattığı silahlar, toplam silah satışının yüzde kırk beşini oluşturuyor.

İngiltere’nin bu silah pazarındaki payı yüzde 3 dolaylarındadır. Oysa 1930’lu yıllarda dünyanın en büyük silah üretici ve satıcısı İngiltere’ydi. O yıllarda İngiliz silah şirketleri başarılarını biraz da Türkiye’de doğan Muğla kökenli bir Rum’a borçluydular:

Sir Vasil Zaharoff’a...

Zaharoff’un Lloyd George ve Fransız Başbakanı Clemenceau ile kurduğu dostluk ilişkileri, bu silah tacirine İngiltere’den “Sir” ve Fransa’dan da “Legion D’Honneur” nişanları kazandırmıştı.

Silah ticareti, öteden beri büyük ölçüde, siyasal iktidarlarla silah şirketleri arasında kurulan ilişkilere ve “lobiciliğe” bağlı bir ticaret alanıdır. Silah ticaretinde yıllardır bu ticaret ve siyaset modeli uygulanıyor. Fransa’da Mirage uçaklarının üreticisi Dassault’nun Fransa’nın eski devlet başkanlarından General De Gaulle’ün dış siyasetinde oynadığı rol, herkesçe biliniyor.

İki yıl önce Türkiye’de de radar ihalesine giren Fransız “Thomson CFS” adlı şirkette Fransa’nın eski devlet başkanlarından Giscard D’Estaing’in yeğeni genel direktör olarak çalışıyor.

Ünlü uçak şirketi “Northorp Corparation”ın Ortadoğu temsilcisi ABD başkanlarından Roosevelt’in torunuydu.

Konu silah şirketleri ve siyasal ilişkiler olursa, akla gelen ilk adlardan biri, hiç şüphesiz, Suudi krallığı ile ABD’de Beyaz Saray arasında köprüler kuran Adnan Kaşıkçı’dır.

Kaşıkçı, Northorp, Lockheed, Marconi ve Rolls-Royce şirketlerinin temsilciliklerini yapmış; bu ilişkileri ile “günümüzün Zaharoff’u” ününü de elde etmişti.

Bu Suudi işadamının Türkiye’de de çok etkin bir çevresi bulunuyor.

Türkiye, son yıllarda silah şirketlerinin göz diktikleri yeni bir silah pazarı oldu. Çokuluslu şirketler Türkiye’de birbiri ardından ihalelere giriyorlar. Uçak yapımlarından radar ihalelerine, zırhlı araçlardan hafif silahlara kadar her alanda uçak şirketleri ve Türkiye temsilciliklerine işler düşüyor.

İngiliz silah yapım şirketlerinin bir ayağı Londra’da, bir ayağı da Ankara’da olan bir danışmanları var; adı:

Eddy Warrington.

Warrington, Türkiye’de doğup büyümüş birİngiliz.İstanbul Türkçesi ile konuşan Warrington ile geçen ayın 12’sinde Londra’nın kuzeyindeki Surrey semtinde Ewell Road Surbiton adresindeki “Tolworth Tower”in beşinci katındaki “Warrington International Ltd” şirketindeki bürosunda uzun uzun görüştük.

Warrington, TRT Genel Müdürü Cem Duna’nın kayınpederi...

Bir ara Ankara’dakiİngiliz Büyükelçiliği’nde ticaret ataşeliği de yapan Warrington, çok sıcakkanlı ve sempatik birİngiliz. Warrington, Türkiye’de çok geniş bir dost çevresi edinmiş.

Dostlarından biri inşaat yük. Müh. M. Vecih Yazıcı...

Yazıcı ile Warrington arasında İstanbul Belediye Başkanı Dalan’ın “Altınboynuz Şirketi” ile “Selama” adlı bir turizm şirketi ilişkileri ile İstanbul’da Park Otel’in satışı ve silah sanayii konularında yazışmalar olmuş.

Warrington, geçen yıllarda “Soytaş” şirketi ile de bir ortaklık kurmuş. 1988 yılından önce genel koordinatörlüğünü Devlet Bakanı Kâzım Oksay’ın yaptığı “Soytaş” 1988 yılında Warrington ile ortaklıktan ayrılmış.

Londra’daki İngiliz-Türk Ticaret Odası’nın başkanlığını da yapan Warrington, Türkiye’de silah sanayii konularında ihalelere giren İngiliz şirketlerine danışmanlık hizmeti veriyor.

“Marconi Communications” ve “Plessey Company PLC” bu silah şirketlerinden ikisinin adı.

“Marconi” F16 uçaklarının “uçak radar uyarı ve elektronik karşı önlem” sistemi olan “Zeus” ile ihalelere giriyor.

“Plessey” savunma sanayiine “Raven projesi” olarak bilinen “HF/SSB” telsizlerinden oluşan “Sistem4000” telsiz sistemi ile girmişti.

Warrington’un danışmanlığını yaptığı bu iki İngiliz şirketinin Türkiye’deki işlerini “Elsan” adlı birşirket izliyor. Warrington’un Türkiye’deki bağlantısı bu “Elsan” şirketi.

23 Kasım 1984 tarihinde Ankara’da Paris Caddesi 76/5 adresindeki “Elsan Elektronik Sanayii ve Ticaret Ltd Şirketi”nin iki ortağı var. Ortaklarından biri Ceyda Eldem.

Ceyda Eldem’i Osman Mayatepek temsil ediyor.

Osman Mayatepek, İttihat ve Terakki’nin üç paşasından, ünlü Enver Paşa’nın torunu.

Öteki ortak, televizyonda “Gecenin Konukları” programını sunan Aziz Nafiz Üstel. Üstel, şirketin genel müdürlüğünü de yapıyor.

Elsan, Amerikan yapımı “Smith Wesson” tabancaları ile “Short-Brothers”in “S55” zırhlı taşıyıcılarını da pazarlıyor.

Aziz Üstel’in sunduğu “Gecenin Konukları” adlı programda silah sanayii temsilcilerini de tanısak diyorum.

İlginç olmaz mı?

İlgili Konular: #Uğur Mumcu

Yazarın Son Yazıları

İmam-Subay!

TBMM Milli Eğitim Komisyonu, harp okullarına giriş koşullarını düzenleyen yasa tasarısını görüşürken verilen bir değişiklik önergesi ile imam hatip okullarını bitirenlerin harp okullarına girişlerine engel olan madde değiştirilmiş.

Devamını Oku
22.01.1993
Petrol ve siyaset...

Son yıllarda yaşanan olaylarda petrol kaynaklarının payı yok mu?

Devamını Oku
15.12.1992
Dipsiz kuyu...

Ortadoğu, emperyalizmin kol gezdiği, terör örgütleri ile çeşitli istihbarat örgütlerinin kanlı ve kirli oyunlar oynadığı karanlık bir dipsiz kuyudur.

Devamını Oku
27.09.1992
Hizbulkontra!

Son günlerde Güneydoğu’da işlenen cinayetlerin arkasında kimler var? Bir sava göre “Hizbullah”...

Devamını Oku
26.09.1992
Yeni dünya düzeni...

“Yeni dünya düzeni”, tek süper güç ABD’nin egemenliğindeki dünyada, Amerika’nın silah zoruyla bütün dünyaya “cebren ve hile ile” benimsettiği “Pax-Americano”dur.

Devamını Oku
05.08.1992
Paxam!..

Körfez Savaşı’nın kaçınılmaz sonuçları, yavaş yavaş Türkiye’ye siyasal faturalar çıkarmaya başladı.

Devamını Oku
21.07.1992
Örs ve çekiç...

Körfez savaşından sonra Kuzey Irak’ta doğan “iktidar boşluğu”nun bir Kürt devletinin doğumuna yol açacağı bilinmekteydi. İncirlik Üssü’nde Türkiye’nin de katkı ve desteği ile konuşlandırılan “Çekiç Güç”, bu Kürt devletinin kurulmasını kolaylaştırdı.

Devamını Oku
17.06.1992
Kürt İslamcılığı...

Diyarbakır’da 2000’e Doğru dergisinin temsilcisi Halit Güngen’in dergi bürosunda kimliği bilinmeyen kişilerce öldürülmesi, ardından da kitapçı M. Sabri Kızılkan’ın Tatvan’da kurşunlanmış cesedinin bulunması, Cizre’de Sait Türk ve Mesut Doruk adlı yurttaşların öldürülmeleri, Güneydoğu’da terörün daha da artacağını gösteriyor.

Devamını Oku
21.02.1992
Türk Memet nöbete!..

Gazetecilikte haber başlığı atmak ayrı bir hüner ve beceri işidir. Dünkü Cumhuriyet’in başlığı bu açıdan gerçekten dört dörtlüktü: Çevik Güç’e Kürt Nöbeti...

Devamını Oku
22.06.1991
Şovenizm ve militarizm...

Bugünlerde toplum olarak bir büyük tehlike sürecine giriyoruz.

Devamını Oku
01.04.1991
Bilardo...

Önceki gece Fransız “TV5 Europe” kanalında Kürtler ile ilgili bir program yayımlandı. Evlerinde “kablolu yayın” yoluyla Fransız yayınını izleyenler, ekranda, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu yörelerini de içine alan bir “Kürdistan” haritası önünde Kürt saz sanatçılarını, Kürt liderlerini ve Fransız yorumcuları gördüler. Programda, Bayan Mitterrand’ın Güneydoğu illerimizde yaptığı gezi ile ilgili görüntülere de yer verildi.

Devamını Oku
16.03.1991
Özel harp...

Genelkurmay Başkanlığı’nca yapılan açıklamada “Özel Harp Dairesi”nin, “savaş zamanında” işgal edilmiş topraklarda “işgal kuvvetlerine karşı mücadele” etme amacıyla Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı olarak görev yapan bir “askeri kuruluş” olduğu belirtildi.

Devamını Oku
17.11.1990
On yıl sonra...

12 Eylül 1980’i bugün Ortadoğu olaylarından sonra yeniden değerlendirmekte yarar yok mu?

Devamını Oku
14.09.1990
Taş oynarsa...

Ortadoğu dünyanın en duyarlı bölgesidir. Bu bölgedeki en küçük bir değişiklik bile dünyayı altüst etmeye yetiyor.

Devamını Oku
30.08.1990
'Pentagonizm'

Türkiye, büyük bir hızla, Amerika’nın Ortadoğu’daki petrol bekçiliğine itiliyor. Ortadoğu, artık eski Ortadoğu olmayacak. Bu yeni Ortadoğu dengelerinde Türkiye’ye yeni roller verilecek. Türkiye’nin siyasal rejimi ve geleceği de verilecek bu rollerle biçimlenecek.

Devamını Oku
24.08.1990
Yine savaş...

Irak’ın Kuveyt topraklarına girmesiyle birlikte Ortadoğu’nun bitmez tükenmez sorunlarına bir yenisi daha eklendi.

Devamını Oku
03.08.1990
Türk ve Kürt...

Atatürk, Kürt sorununa nasıl bakıyordu?

Devamını Oku
05.12.1989
Sevr mi, Lozan mı?

Cumhurbaşkanlığı seçimi için ikinci tur da yapıldı. Türkiye yeni cumhurbaşkanı seçimi ile uğraşırken, ABD iki duyarlı konu üzerinde yoğunlaşıyor. Bu duyarlı konulardan biri “Ermeni” öteki de “Kürt sorunu”.

Devamını Oku
25.10.1989
Basın...

“Terzi kendi söküğünü dikemez” derler. Gazeteler de kendi içlerinde olup bitenleri pek yazmazlar. Daha doğrusu yazamazlar.

Devamını Oku
04.03.1989
İpekçi Cinayeti...

Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi’nin bir karanlık cinayete kurban gidişinin üzerinden on yıl geçti. Bu on yıl içinde cinayet aydınlatılamadı.

Devamını Oku
01.02.1989
Türban ve cilbab...

Bugünkü konumuz yılan hikayesine dönen “türban”. Bu konudaki kavram kargaşasını önlemek için öncelikle bu alandaki kavram ve ilkeleri yerli yerine oturtmak gerekir.

Devamını Oku
06.12.1988
Silah pazarı...

Silah ticareti 20. yüzyılın en ilginç konularından biridir. Silah üretimi hangi ülkelerin tekelindedir? Silah ticaretinden hangi şirketler kazanç sağlıyor? Ve kimler, bu şirketlerin Türkiye’deki temsilcileri?

Devamını Oku
04.11.1988
Kontr...

“Kontrgerilla” kavramı, 12 Mart döneminde siyasal sözlüklere girmişti. O günlerde, Ankara’da Muhabere Okul Komutanlığı Radyoevi binası ile Orman Çiftliği’ndeki Marmara Köşkü, İstanbul’da Ziverbey Köşkü, sorgu merkezleri olarak kullanılmaktaydı.

Devamını Oku
03.11.1988
Tören Atatürkçülüğü...

“Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” görkemli törenlerle kutlandı. Ankara’da tribünlerde renkli panolarla çeşitli görüntüler veren öğrencilerin gösterileri gerçekten nefes kesiciydi. Konuşmalar, marşlar, oyunlar, yürüyüşler, hepsi hepsi çok başarılıydı.

Devamını Oku
20.05.1988
Kürtler ve ABD...

Washington muhabirimiz Ufuk Güldemir’in bugünkü haberi ilginç:

Devamını Oku
24.11.1987
PKK ile savaş...

Güneydoğu yöremizde yaşanan, bir savaştır. Bunda hiç kuşku yok. Kuşku olmaması gereken bir nokta da devletin bu konuda pek başarılı olmadığıdır.

Devamını Oku
18.03.1987
İmambayıldı

Her şeyin sahtesi var... Paranın sahtesi var... Tablonun sahtesi var... Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var... Var oğlu var!..

Devamını Oku
01.03.1987
Papa Davası...

“Papa suikastı davası”nın üç Bulgar ve iki Türk için “kanıt yetersizliğinden” beraat ile sonuçlanması ve Ağca’ya silah sağlayan Ömer Bağcı’nın da “İtalya’ya silah sokma suçundan” mahkûm olması, olayları yakından izleyenler için hiç de şaşırtıcı olmamıştır.

Devamını Oku
01.04.1986
Devlet içinde devlet...

İstihbarat örgütlerinin çoğu “devlet içinde devlet” deyişine hak verircesine sınırsız yetkiler kullanırlar. Örneğin Beyaz Saray mı CIA’yı yönetir, yoksa CIA mı Beyaz Saray’ı belli değildir. Bunun gibi Kremlin mi KGB’ye egemendir, yoksa KGB mi Kremlin’e, bunu da kestirmek güçtür.

Devamını Oku
26.09.1985
Adalet duygusu...

“Adalet duygusu” diye bir inanç vardır. Bu inanç bir kez sarsıldı mı, istediğiniz kadar çabalayın, inandırıcı olamazsınız. Hele adalet duygusu devlet eliyle yok edilirse yıkıntı büsbütün büyük olur.

Devamını Oku
28.04.1985
ASALA ve PKK...

Orly katliamı davasında Ermeni teröristlerin avukatı “ASALA ile Fransız hükümetinin temasları olduğunu” söylemiş.

Devamını Oku
22.02.1985
Devrimci demokrat...

Her dönemin kendine özgü kavramları oluyor. Bir zamanlar, “mürteci” ve “gerici” gibi kavramlar sık sık kullanılırdı. 27 Mayıs İhtilali’ni izleyen günlerde “kuyruklar” nitelemesi de çok kullanılmıştı. “Statükocu” tanımı da yine o günlerde toplumsal dönüşümlere karşı koyanları belirlemek amacıyla sık sık yinelenirdi. Sonra “ortanın solu” daha sonra “milliyetçi toplumcu” ve “liberal sağ” gibi kalıplara başvurulmaya başlanmıştı. 1968 Ağustosu’nda Sovyet ordularının Prag’a girişinden sonra Türkiye’de “güler yüzlü sosyalizm” kavramı ortaya atılmıştı.

Devamını Oku
07.12.1984
Yurtseverlik Bilinci...

Güneydoğu yöresindeki olaylar yine sürüyor. Ayrımcı teröristlerin sınırlarımızın ötesindeki belli yerlerden destek aldıkları da artık iyice anlaşılıyor. Tam anlamıyla “dış destekli bir bölücü başkaldırma” ile karşı karşıyayız. Ulusal sınırlar içinde barış ve özgürlük içinde yaşamak isteyen herkesin bu bölücü eylemlere hep birlikte karşı çıkması gerekir.

Devamını Oku
02.12.1984
Neoliberalizm...

“Neo” sözcüğü Yunanca “neos”tan türetilmiştir. Yeni ve genç anlamına gelir. Örneğin, kapitalizmin başına “neo” koyup araya da bir çizgi çekerseniz, bu, “yeni-kapitalizm” demektir. New York kentinin ilk hecesi new da İngilizce “yeni” demektir. Osmanlıca “nev” sözcüğü de yeni anlamına gelmektedir. Herhalde “Nevşehir” yenişehir anlamında kent adı olarak seçilmiştir.

Devamını Oku
24.06.1984
Galile

Ünlü bilgin Galile’nin yaşamı, bilim özgürlüğünün yiğitlik ve yılgınlıkla dolu yazgısını oluşturur. Özgür düşüncenin çeşitli ülkelerde çağlar boyu karşılaştığı baskılar, hep Galile’yi anımsatır. Oysa Galile, bilim özgürlüğünün ödün vermez bir yiğit savaşçısı değildir. Engizisyon Mahkemesi önünde, daha önce kanıtladığı bilimsel gerçeği yadsımış; egemen güçler karşısında diz çökmüş ve susmuştur.

Devamını Oku
07.02.1984
Tam bağımsızlık...

Ulusal Kurtuluş Savaşımız “tam bağımsızlık” inancından kaynaklanır. Atatürk, bu “tam bağımsızlık” kavram ve inancını, “siyasette, maliyede, iktisatta, adalette, askerlikte ve kültürde” bağımsızlık olarak tanımlamaktadır.

Devamını Oku
29.10.1983
Orhan Veli gibi

Kim ne derse desin, en iyisini Orhan Veli söylemiş: “Sarhoş oldum da/ Seni hatırladım yine;/ Sol elim / Acemi elim / Zavallı elim...”

Devamını Oku
30.04.1983
Cumhuriyetin anlamı

Atatürk, Cumhuriyet’in ilan edildiği gün TBMM’de yaptığı konuşmada, “Baylar” der; “yüzyıllardan beri Doğu’da kıyıma ve haksızlığa uğrayan ulusumuz, Türk ulusu, gerçekten yaradılışında bulunan erdemlerden yoksun sayılıyordu. Son yıllarda, ulusumuzun edimli olarak gösterdiği yetenek, anıklık (istidat) ve anlayış; kendisi için kötü sanıda bulunanların ne denli aymaz ve ne denli gerçeği görmekten uzak, dış görünüşe önem veren kimseler olduğunu pek güzel tanıtladı. Ulusumuz, kendinde bulunan nitelikleri ve değeri, hükümetin yeni adıyla, uygarlık dünyasında çok daha kolay gösterebilecektir...”

Devamını Oku
29.10.1982
Alaturka kapitalizm

Bazı gerçekler vardır ki, bunları tersyüz etmeye hiç olanak yoktur. Bu gerçeklerden biri, “24 Ocak kararları” adı altında sunulan programın kesinlikle bir IMF programı olduğudur. Bu nedenle, “istikrar tedbirleri” olarak adlandırılan uygulamaları Turgut Özal’ın kafasından çıkmış özgün bir program olarak görmek yanlış olur. Özal, yalnızca bu programın Türkiye’de nasıl ve ne koşullarda uygulanacağını yürütmekle görevlidir.

Devamını Oku
22.06.1982
Bağımsızlık ve özgürlük

Cumhuriyet gazetesinin bugüne dek onurla ve inançla savunduğu görüşleri iki sözcük ile özetleyebiliriz; birinci sözcük “bağımsızlık”, ikinci sözcük “özgürlük”tür.

Devamını Oku
08.05.1982