8 Mart manzaraları

8 Mart manzaraları

11.03.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

8 Mart gününü geride bıraktık…

8 Mart’ta neler olup bittiğini daha doğrusu bitmediğini şöyle bir sıralarsak ne rezil bir durumda olduğumuzu daha iyi anlayabiliriz. 

8 Mart’ın ilk saatlerinde İstanbul’da bir kadın öldürüldü. 

8 Mart’ta birçok gazete ve televizyona bir gün önceki iki cinayet yansıdı: 1) Ankara’da  dört çocuğunun önünde Zeynel Korkmaz, karısını boğazından bıçaklayarak öldürdü. 2) Samsun’da, beş yaşındaki çocuğunun gözleri önünde, bir kadın eski eşi tarafından öldüresiye dövüldü.  

 Ama üzülmeyin bu vahşetler ortaya çıktıktan sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, herkesin yüreğine su serpen şu açıklamayı yaptı: 

Hukuk gereğini yapacak, failin yaptığı yanına kâr kalmayacaktır.

 Yaaa, işte biz de inandık! Çünkü malum ülkede hukuk ve adalete güvenimiz sonsuz. Tüm haksızlıkların cezalandırılacağına canı gönülden inancımız baki! “Kravat” ve “iyi hal” ve de “namus” indirimi olmayacağına inancımız da güvenimiz de tam! (Zeynep kendine gel. Cumhuriyet okurları değilse de ciddiye alan olabilir.) 

İstanbul Sözleşmesi

8 Mart’ta aklı başında tüm kadınlar “İstanbul Sözleşmesi”ne karşı çıkanlara bir kez daha haykırdı: Bir zahmet, önce imzaladığınız, sonra karşı çıktığınız şu sözleşmeyi, en azından bir okuyun bari! Neymiş, Türk aile yapısı ve toplum yapısına tehlike arz edermiş ! OHA!.. 

Bu sözleşme devlete, sen kadınları şiddetten korumalısın diyor. Bunun için politika üretmeni, sorumluluk almanı istiyor; görevini yerine getirmeni şart koşuyor! 

Ama yooook... Beyler, “Bize ne, kadın evde otursun çocuk doğursun, ağzını açmasın o zaman başına hiçbir şey gelmez” kafasındalar; o nedenle neye karşı çıktıklarını bile bilmiyorlar!    

Bu şiddete gözlerini kapayanlar, kulaklarını tıkayanlar, kadın cinayetlerinin araştırılmasını, TBMM’de el kol kaldırarak bugüne dek önleyenler size söylüyorum: Duyun artık! Görün gayri: Sadece 2020 yılında 300 kadın, erkekler tarafından öldürüldü ve 171 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Bu cinayetlerin yüzde 60’ı da kadının evinin içinde işlendi! 

Gazetecilere tehdit  

8 Mart’ta, gazeteciler Müyesser Yıldız’a ve İsmail Dükel’e, gazetecilik yaptıkları için ceza kesildi. 

8 Mart’ta, gazeteciler bir kez daha iktidarın coşturmasıyla, nefretiyle, kışkırtmasıyla hedef gösterildi; tehdide ve saldırıya uğradı.

Levent Gültekin’e Halk TV önünde 25 kişi birden saldırıp linç etmek istedi. Memlekete bakar mısınız! İnsanın, “Çüş!.. Bari tek tek gelin” diyeceği tutuyor! 

Gazetemiz yazarı Mine Söğüt’e “Baba evini derhal terk edin kızlar” yazısı nedeniyle önce Akit gazetesi “fuhuşa teşvik” yayınlarına başladı. E, ülkenin Cumhurbaşkanı bu fırsatı kaçıracak değil ya, veryansın etti. “Böyle ahlaksızlık olur mu? Bu bir ruh hastalığının işaretidir” diyerek ülkedeki en büyük tehlikeye parmak bastı. Yani işsizlik, kadına şiddet, ekonominin batması, otoriter rejim, vurgunun alıp yürümesi, ülke itibarının metrekare hesabıyla saraylara bağlanması değil ama doğrusu o yazı ülke için çok tehlikelidir diye ilan etti. (Tamam Zeynep, yeter!)

 Ülkemizde okuryazar olmayan çok. Hele hele sadece adını yazmayı bilene okuryazar dendiğini düşünecek olursak..  

Ama okuduğunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler daha da çok… Ben şimdi burada bir yazı nasıl okunur, metafor nedir, ne değildir diye anlatmaya kalksam biraz ayıp olur. Bu nedenle vazgeçiyorum.

Rasim Öztekin 

8 Mart’ta bu ülkenin iyi insanı, usta oyuncusu, değerli bir varlığı Rasim Öztekin’i yitirdik. Onu 70’li yıllardan, Kadıköy Halk Eğitim ve Nöbetçi Tiyatro’dan beri izliyordum. Ferhan Şensoy’un efsanevi oyunu “Şahları da Vurular” oyunu ve ondan sonraki Ortaoyuncular’da oynadığı tüm roller onu yıldız yaptı.  

Tiyatro ve sinema izleyicileri onu unutulmaz rolleri kadar her daim gülen gözleri, bulaşıcı bir niteliği olan neşesi, dinamizmi, bir de iyi ve kocaman yüreğiyle anımsayacak.  

Ölürse ten ölür canlar ölesi değil”… Tüm sevenlerine sabırlar diliyorum. 

Yazarın Son Yazıları

Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025