‘Benim kedilerim’

‘Benim kedilerim’

14.08.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Meğer ne çok kedi tutkunu okurum varmış! Geçen pazar “Yaşasın Kedi Müzesi” başlıklı yazımda İstanbul’da açılacak bir kedi müzesinden söz ettim ve okur mektupları, kedi fotoğrafları, kedi tabloları, kedi karikatürleri, kedi şiirleri yağmaya başladı. Siz isteyin, kedi yazılarını tefrikaya dönüştürebilirim. Edebiyatta kedi deyip Bilge Karasu’nun “Göçmüş Kediler Bahçesi” ve “Ne Kitapsız, Ne kedisiz” eserleriyle başlayıp, Ferit Edgü’nün “Giden Bir Kedinin Ardından” kitabına dalıp Moşe adlı konuşan kediyi anabilirim... Ancak bugün yine çizgi dünyasına dalacağım ama önce tepkilerden bir demet:

ESKİŞEHİR HAZIR

En çok çeşitli kentlerden gelen “Biz de isteriz, biz de isteriz” diyen seslenişleri vardı. Ankara, Adana, İzmir, Mersin... derken birçok okur “Keşke her kentte bir kedi müzesi açılsa” diye temennide bulundu. Keşke! Kedi müzesi yetmez, köpek müzesi de isteriz! 

Bu arada ilk kedi müzesi düşüncesinin Eskişehir’de ortaya çıktığını bana seramik sanatçısı akademisyen Oya Uzuner anımsattı; usta sanatçı Berna Türemen’in başlattığı, sürdürdüğü çabaları anlattı. Kedi tutkunu 80 sanatçının eseri çoktan müzeye bağışlanmıştı. 

Arşivi karıştırırken Cumhuriyet gazetesinde (26 Mayıs 2021) şu haberi buldum: “Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, yaptığı açıklamada Türkiye’nin ilk kedi müzesini Eskişehir’de açacağını duyurdu.” Haberde Berna Türemen’in 50 yıldır dünyanın çeşitli ülkelerinden topladığı kedili sanat eserlerinden söz ediliyordu.    

Haydi Sevgili Büyükerşen, açın artık şu müzeyi! Üç yıldır tüm hazırlıklar tamamlanmış. Siz Eskişehir’de, yoktan neler var ettiniz, Berna Türemen’in ve nice neferin çabası, emeği, gayreti, bir ordu gibi çalışmaları heba olmasın! Bekliyoruz Eskişehir kedi müzesini!

EKŞİOĞLU SİHİRBAZ

Yaz başından beri İstanbul yeni bir galeriye kavuştu. “Brieflyart”.  (Arapça isimlere olduğu kadar İngilizce isimlere de karşıyım, ama beni dinleyen yok!) Burada geçen hafta Nilgün Yüksel küratörlüğünde Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun “Karma” adlı sergisi açıldı. Kedilerin, kuşların, kitapların rol çaldığı ve sonsuzluğa ulaştığı sergiyi sakın kaçırmayın. 

Gürbüz Doğan’ı çok gençken, 70’li yıllarda Sanat Dergisi günlerinde tanıdım... Kendi de söyler Sevgili Mengü Ertel’le buluşmasına vesile olmuştuk. Bize nice birbirinden güzel kapaklar çizdi! O zamanki alçak gönüllü, yeryüzüne gülümseyerek bakan, hem sapına kadar yerli, yerel, hem evrensel değerleri içselleştiren, sevgi ve saygı dolu tutumu, tavrı, kişiliği ve sonsuz yaratıcılığı o gün bugün değişmedi.  

(Ekşioğlu ve kedisi)

Sanat Dergisi’nin eşsiz yazarı Orhan Duru, onu şöyle tanımlardı:

“Ekşioğlu antik ve estetik, üstelik nazik / Kendi başına bir yeryüzü ustası / İnsancıl ve masalsı / Adı ekşi ama yapıtları tatlı / Bir bakışta Yunus Emre’yi arattı / Onun gibi şaşırtıyor / Düşlere daldırıyor / (...) Masal masal matitas / Ekşioğlu sihirbaz.” (Orhan Duru’nun bu enfes yazısının tümünü “Benim Kedilerim” kitabında bulabilirsiniz.) 

GÜLDÜREN DEĞİL DÜŞÜNDÜREN 

Gürbüz Doğan’ın kişiliğini, yaratıcılığını, ustalığını şurada birkaç satırda özetleyemem. Zaten benim okurlarım onu tanır. Ancak onun eserlerine neden hayran olduğumu şöyle özetleyebilirim: (Hayır, hayır New Yorker dahil olmak üzere bütün o prestijli dergilerde defalarca kapak olduğu için ya da sayısız ödül kazandığı için değil!)

Yaratıcılığında hiçbir sınır tanımadığı için... Düş gücünü hep kanatlandırdığı; bu konuda en çok kendisiyle yarıştığı için... “Absürd” olanı, “uyumsuz” olanı, gerçekliğin ve güncel yaşamımızın parçası kıldığı için... Çizgilerine ve imgelerine ironiyi kattığı için... Güldüren değil, düşündüren çizimleri için... Bütün bu saydıklarımı duygu, birikim ve düşünceyle harmanlayıp, izleyiciyi özgür bıraktığı için onun eserlerini çok seviyorum. 

DEDİLER Kİ

“Karma” sergisini dolaşırken gecikmeli olsa da sanatçının “Benim Kedilerim” (Yeditepe Üniversitesi Yayınları) kedi tutkunu herkesin edinmesi gereken edebiyatla illüstrasyonu buluşturan bir eser. 

Çizgilerde, imgelerden sanatçı Karadeniz’de yeşille mavi arasında geçen çocukluğundan etkilenmiş olabilir ama bence edebiyattan da düşün insanlarından da çok etkilenmiş! Kitapta onlardan da alıntılar var:

Leonardo Da Vinci, “Kediler doğanın başyapıtıdır” demiş mesela... “Birçok zen ustasıyla birlikte yaşadım ve hepsi kediydi” demiş Eckhard Tolle... “Bir kediyle geçirilmiş zaman asla vakit kaybı değildir” demiş Sigmund Freud... “Sayfaları çevirdikçe illüstrasyonlara eşlik eden Orhan Veli, Oktay Rifat, Oğuz Atay, Tomris Uyar, Haydar Ergülen, Aldous Huxley, Neruda , Ernest Hemingway’den alıntılar...

En iyisi insanlık hallerini kavramak için hem sergiyi görün hem kitaplarını inceleyin Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun!

Yazarın Son Yazıları

Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025