Hayvan cehennemi
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Hayvan cehennemi

13.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Mardin’de bir araba bir eşeğe çarptı ve yanında yavrusu bulunan anne eşeği öylece bırakıp kaçtı. Yavru eşek, annesinin cansız bedeninin başından ayrılmadan beklerken, arabaların bir an bile duraklamadan onların yanından gelip geçmelerini derin bir üzüntüyle izledim. Nasılsa ölen de acı çeken de hayvandı, durup yardım etmeye değmezdi! Belli ki böyle düşünüyorlardı.

İstanbul-Başakşehir’de bir siteye tadilat için gelen Burak Alan, binanın önünde gördüğü Cezve isimli kediyi sevecekmiş gibi yapıp kucağına aldı ve bina içinde dakikalarca işkence ederek öldürdü. Annesi, “Dışarıda tecavüzcüler yargılanmıyor da oğlum bir kedi için mi yargılanıyor!” dedi. Yargının her suçluya gereken cezayı vermesini isteyeceği yerde, oğlunun bir kedi katili olmasını böyle bir cümleyle hafifletmeye çalıştı.

BARINAKLAR, MEZBAHALAR...

Hatırlarsanız geçen yıl da Eros adlı kedinin öldürülmesi infiale yol açmıştı. 1 Ocak 2024’te oturduğu apartmanın asansöründe Eros’la karşılaşan İbrahim Keloğlan, onu tekmelemeye başlamış, asansörün başka bir katta açılmasıyla Eros kaçmaya çalışmış ancak Keloğlan onu arkasından takip edip altı dakika boyunca işkence ederek öldürmüştü. Babası, “Nasıl yaptığını o da bilmiyor, ben vereceğim cezasını” demişti.

Sonra ne oldu? Keloğlan’a yurtdışı yasağıyla birlikte 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi ve “iyi hal” indirimi ile serbest bırakıldı. Öylesine büyük bir tepki geldi ki yeniden yargılandı ama sonuçta cezası birkaç ay açık cezaevinde kalmak oldu.

Katliam yasasının TBMM’de kabul edilip yürürlüğe girmesinden sonra ise Türkiye o dönemde yazdığım gibi tam bir mezbahaya döndü. Belediye görevlilerinin, kendilerine emanet edilen hayvanları ellerinde demir çubuklarla dövdüğü, işkence ettiği, zehirleyerek öldürdüğü görüntülerin sonu gelmiyor! Yakın zamanda Mersin ve Kars’taki hayvan bakımevlerinde kaydedilen görüntülere bakmaya bile cesaret gerekiyor.

Mezbaha demişken... Mezbahalarda yasal olarak canları alınan hayvanlara yaşatılan vahşet çoğu insanın gündeminde bile değil. Yalnızca “ucuz et” alamadıkları için hükümete tepki gösteriyorlar.

Bunları yazdığım için yine “Bunca dert arasında senin de derdin bu!” diyerek bana öfkelenecek insanlar olduğunu biliyorum. Ama onların bilmediği şu...

BENİM DERDİM...

Temel olarak adaletsizlik ve zalimlik! İnsana ya da insan olmayan hayvanlara yapılan adaletsizlik.

İnsan ile hayvan arasındaki sahiplik-kölelik ilişkisi!

İnsanın ve hayvanın yaşam hakkına saygı duyulmaması; güçlünün zayıfı, zenginin yoksulu sömürmesi gibi insanın da hayvanı ve doğayı sömürmesi. İnsan gibi bilinç sahibi ve duygularının olduğu, sosyalleşebilen, kendi yavrularını korumak isteyen, yaşamak için çırpınan hayvanların mal, eşya, olarak görülmesi.

İnsanın bu gezegenin kendisi için var olduğunu düşünüp tiksinti verici bir üstünlük iddiası ile doğayı, hayvanları katletmesi.

Bir hayvanı korurken, bir başkasını keyifle öldürebilmesi ve bunu savunurken ortaya koyduğu korkunç türcülük.

Dünya var olduktan sonra bir noktada bu duruma evrilmiş ve böyle gelişmiş olabilir. Ama ben adaleti savunurken ayrım yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Maddi anlamda güçlü ve teknolojik üstünlüklere sahip olan zenginler, bunlardan yoksun olanları ezmeye, içinde kötülük olanlar önüne geleni yok etmeye devam ettiği sürece bu gezegene iyilik egemen olamayacak.

Annesinin cansız bedeninin önünde yas tutan yavru eşeğin, sevileceğini düşünerek bir insana yanaşan ama vahşice katledilen kedinin, yarış pistlerinde kırbaçlanarak koşturulan ve sakatlanınca iğne ile öldürülen atın, barınaklarda dövülen köpeklerin, hayvanat bahçesi denilen hapishanelerde esir edilen, deney laboratuvarlarında işkenceyle öldürülen ve yaşam savaşı mezbahalarda noktalanan canların haykırışlarını duymuyorsanız sorun sizdedir.

Dünyayı insan türü yaratmadı ama bu dünya üzerindeki adaletsizliği ve hayvan cehennemini kesinlikle insan yarattı; cezasızlık ve gaddarlık ile de bu dehşet düzenini sürdürüyor.

Yazarın Son Yazıları

İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri - 3: Çin devrimi ve Mao’nun Uzun Yürüyüşü

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Devamını Oku
13.06.2026