Niye üyelerin önüne sandık konulmadı?
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Niye üyelerin önüne sandık konulmadı?

03.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için bütün ülkede, hatta yurtdışında bile üyelerinin önüne sandık koyan, üye olmayanlar için de dayanışma sandıkları kuran CHP, neden Türkiye’nin geleceği için hayati bir önem taşıyan açılım süreci ile ilgili komisyona katılma konusunda aynısını yapmadı?

Bu soruyu ilgililere yöneltmek zorundayız.

Üstelik eski CHP Milletvekili Dursun Çiçek’in önce cumhurbaşkanlığı aday adaylığı için imza kampanyası başlatıp sonra çekilmesi ve İmamoğlu’nun tek aday olarak kalması yani sonucun önceden belli olması da önseçimin yapılmasını engellememişti.

CHP’nin açılım komisyonuna katılmasına tabandan büyük bir tepki olmasına karşın, bu yöntem gündeme bile getirilmedi. Çünkü CHP yönetimi, bu konudaki kararı üyelerinin belirlemesini sağlasaydı, görünen o ki katılım reddedilirdi. Ama bu yolla iktidar kanadından gelebilecek saldırılar kolaylıkla etkisizleştirilirdi. Katılımın onaylanması durumunda da partinin kendi tabanından gelebilecek eleştirilere güçlü bir yanıt olurdu.

Şimdi CHP yönetimi, tabanının tepkisine kulak vermediği için yoğun bir tepkiyle karşı karşıya. Milletvekilleri, televizyon kanallarını dolaşıp yasal zemini olmayan komisyonda yer alma nedenlerini anlatıp halkı ikna etmeye çalışıyor. Özgür Özel, kaygı duyanlara “Bana güvenin” diyor ama hem kendisinin genel başkanlığı üstlendiğinden beri DEM politikalarına yakın duruşu, Rudaw’a ve farklı medya organlarına verdiği röportajlarda parti ilkelerine ters söylemleri, hem de komisyonda görevlendirdiği milletvekili isimleri bunu engelliyor.

GÜVENİLEN OLASILIKLAR!

Parti içindeki kanatlar arasında Kılıçdaroğlu’na yakın grubu en azından bu konuda karşıya almamak için de gereken yapılmış ve İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı komisyon üyeleri arasına alınmış. O da televizyonlarda sanki Bahçeli açılımı Erdoğan’dan bağımsız başlatmış gibi konuşuyor; AKP ile MHP’nin komisyonda her zaman aynı yönde düşünmeyebileceklerini, DEM’in de bazı durumlarda CHP gibi hareket edebileceğini söylüyor.

Bu söylem, birkaç gün önce Sözcü TV’ye konuk olan Özel’in, komisyondaki “nitelikli çoğunluk” hesabını yaparken DEM’in oylarını AKP ve MHP’ye ekleyen Özlem Gürses’e, “DEM’i düşman mı görüyorsunuz?” diye çakışmasıyla da uyumlu.

CHP, nitelikli çoğunlugun etkili olması için, AKP ve MHP’nin anlaşamaması ve DEM’in de onlardan farklı davranması olasılığına güveniyor! Erdoğan “Biz AKP, MHP ve DEM Parti bu yolu birlikte yürümeye karar verdik” demiş olsa da halkın da bu olasılıklara güvenmesini bekliyor...

SON 23 YILDAN DERS ALINMAMIŞ

Bu arada CHP yönetimi, “Birinci partiyiz” diyor ama ikinci parti konumundaki AKP’nin komisyonda 21 üyesi varken kendilerine 10 üye verilmesini kabul ediyor!

Altını çizmek gerekir ki Bahçeli’nin açılımı başlatmış olması, bunun Erdoğan’ın bilgisi ve onayı dışında olduğunu göstermez. O iddiaya ancak son 23 yılda yaşananları hiç bilmeyenler inanır. Emperyalizmin BOP tezgâhında Bahçeli’ye Öcalan açılımı için görev verildi; çünkü böyle keskin bir vites değişikliği ancak onun tarafından başlatılırsa sürdürülebilirdi.

Ülkenin uçurumun kenarında olduğunu gören Cumhuriyetçiler teyakkuz halindeyken kimileri de “Komisyonu büyütmeyin, sonuçta tavsiye kararları alacak” diyerek tuhaf bir rahatlık sergiliyor. Sanki CHP’nin komisyonda olmasını isteyenlerin asıl amacı belli değilmiş gibi!

Komisyonda konuşulanlar toplumda tepki çektiğinde, Cumhur İttifakı’nın “Ana muhalefet de oradaydı, hepimiz oradaydık” diyerek sıyrılması kolaylaşacak.

CHP aklına yatmayan konularda ne kadar karşı görüş belirtirse belirtsin; iktidar, “tavsiye” kararlarını “Bunlar tüm partilerin yer aldığı komisyonda onaylandı” diyerek hızlıca TBMM Genel Kurulu’na getirecek.

Olacakları birlikte izleyeceğiz ama duruşumuzu netleştirelim: Lozan’ı yırtıp atmak isteyenlerle, Cumhuriyete “100 yıllık bir yıkım süreci” diyenlerle, ümmetçi yeni Osmanlıcılarla, siyasal İslamcılarla, tarikatçılarla, emperyalizm işbirlikçileriyle, etnik ve mezhepsel kimliklere dayalı siyasal yapı peşinde olanlarla mücadele edeceğiz!

Yazarın Son Yazıları

İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri - 3: Çin devrimi ve Mao’nun Uzun Yürüyüşü

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Devamını Oku
13.06.2026