Ebru Kılıçoğlu

Amorti

12 Aralık 2018 Çarşamba

Renkli başlayan bir Şampiyonlar Ligi macerasının son perdesinde Galatasaray’ın en büyük umudu, Avrupa Ligi’ne dahil olabilmek. Özetle kaybedecek hiçbir şeyi yok Sarı-Kırmızılıların... Kadrosunun ideale yakın olması, evinde oynaması avantajlarını da yanına almış olarak çıkıyor sahaya. İlk ataklarda kendinden emin, kararlı dikiliyor rakibinin karşısına… Zorluyor, pozisyonlara giriyor hatta 14. dakikada, Feghouli’nin neredeyse Eren’in kafasına yollayarak “artık bunu atarsın” dediği bir pozsiyonda gole teğet de geçiyor. Olmuyor! Bu sadece golün kaçtığı dakika değil, maçın da döndüğü dakika. Zira kuvvetli rakip, bundan sonra üzerine kurulmaya çalışılan baskıdan sıyrılıyor. Bu grubun lideri olmasının göstergesi olan karakterine bürünüyor ve 17. dakikada G.Saray’ın da bir türlü iyileşmeyen zaafını, duran top kâbusunu da canlandırarak Felipe’yle ilk golü buluyor. Bu G.Saray’ın gol bulma uğruna aldığı riskleri artırmasıyla sonuçlanıyor. Ancak bir yandan baskı grup bir yandan da rakibi engelleyecek kuvvete sahip değiller. Bu da hatalar zincirini beraberinde getiriyor. 41’de Mariano, Hernani’yi düşürünce verilen penaltıyı 42’de Marega gole çeviriyor. G.Saray’ın tıpkı son 6 maçta olduğu gibi oyunu bırakması beklenen an da bu. Ancak teknik direktörün tribünde değil, saha kenarında olmasından mıdır bilinmez G.Saray bastırıyor, rakibi hataya zorluyor ve sonunda bir penaltı vuruşu kazanıyor. 45+1’de Feghouli’nin vuruşuyla skoru 2-1’e getiriyor.

Direğe takıldı
İkinci yarıda Onyekuru’nun da dahil olmasıyla temposu artan oyunda G.Saray adına rakip kalede yarattığı gol baskısı da var, kendi kalesinde gördüğü gol tehlikesi de... 57’de Oliveira’nın attığı gol sürpriz değil ancak G.Saray, ne kadar kararlı olduğunu 65’te Eren’in golüyle belli ediyor. Bunu bir de Sarı-Kırmızılılar lehine verilen penaltı izliyor. Ancak bu maçın en çalışkanlarından Feghouli, beraberlik umudunu direğe takıyor! Kalan dakikalarda kurulan hatta zaman zaman da gerilime dönen baskı yetmese de G.Saray’ın bu maçtan iki kazancı var: Biri unuttuğu futbolu yeniden oynamaya başlaması, diğeri yepyeni bir yolda yeni başlangıç; amorti niteliğindeki Avrupa Ligi...