Kadın üniversitesi (06.07.2019)
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Kadın üniversitesi (06.07.2019)

06.07.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhurbaşkanı Erdoğan Japonya’da görmüş, YÖK Başkanı’na da hazırlık talimatı vermiş. Konu, Japonya’daki kadın üniversitelerinin Türkiye’de de kurulması. Yeni sistemde halkın geleceğini ilgilendiren kritik kararların nasıl tesadüfen, planlama olmaksızın alındığına dair bir örnek daha.
Yabancı bir ülkedeki model niye alınır? Bir, aynı sorunlarla karşılaşıldığı için. İki, model o sorunlara çözüm olduğu için. Bakalım.
Evet, Japonya gelişmiş bir ülke; ama en geri olduğu alanlardan birisi kadın-erkek eşitliği. Niye? Geleneksel toplum yapısında bir “kadın devrimi” yaşanmamış. Kadını evden çıkarma, hayatın her alanında görünür ve eşit kılma arayışı kök salmamış.
Bu, üniversite yaşamına da yansımış. Erkek egemen zihniyet, kadınları ev içi emekten sorumlu tutmak için eğitimden uzaklaştırmış. Kadın üniversiteleri de böyle bir aşamada açılmış. Demek ki kadının toplumsal yaşamdan ve eğitimden dışlandığı ortamda bu üniversitelerin kurulması Japonya toplumsal koşullarına göre olumlu bir hamleymiş.
Ancak sonuç vermiş mi? Vermemiş. Bir kere kadınlar genellikle iki yıllık mesleki eğitim programlarına ya da bakım hizmetlerine dönük alanlara yönlendirilmiş. Daha nitelikli üniversitelerin kapısı ise kadınlara neredeyse kapatılmış. Örneğin Japonya’nın önde gelen feminist aydınlarından Chizuko Ueno’nun aktardığına göre, bugün Tokyo Üniversitesi’nde kadın öğrencilerin toplam içindeki oranı hâlâ yüzde 20’nin altında.
Yani bilimsel yetkinlik ve uzmanlaşma gerektiren alanlarda kadınlar hem eğitimden hem de istihdamdan dışlanmış. Bugün Japonya’da kadın doktorların oranı yüzde 20’yi zor buluyor. OECD ülkeleri içinde en düşük oran. Türkiye’de ise iki katı, yüzde 40. Yine Japonya resmi kurumlarının verilerine göre bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında çalışma yapanlar içinde kadınların oranı yüzde 15’i aşmıyor. Özetle, erkeklerle kadınlar arasında eşitsiz bir “mesleki işbölümü” oluşmuş.
Dahası, kadınlara dönük bu genel ayrımcılık geçen yıl bir skandalla açığa çıktı. Birçok tıp fakültesinin kadın öğrenci sayısını düşük tutmak için kendi giriş sınavlarında erkek adaylara fazladan puan eklediği fark edildi. Yani kadın üniversiteleri ayrımcılığı kaldırmadığı gibi, karma eğitim veren ve kendi sınavını yapan yükseköğretim kurumlarının kadınları dışlama pratiklerini teşvik etmiş.

Ya Türkiye?
Gelelim bize. Bir kere bizde merkezi üniversite sınavı var. Dolayısıyla girişte ayrımcılık yok. Soru çalanlar ayrı elbette. İkincisi, Türkiye’de halkın çoğunluğu bu yapay ayrımları aşmış durumda. “Çocuğum okusun”, “iki çocuk okutuyorum” gibi cümleler kuran, yani geçimini bile çocuk okutmakla bağlı tanımlayan; kendi şartlarından daha iyisini çocukları görsün diye uğraşan fedakâr anne ve babalardan söz ediyorum. Bu durum istatistiklere de yansıyor.
YÖK’ün 2018 raporuna göre Türkiye’de yükseköğrenim görmekte olan 7 milyon 740 bin öğrencinin yüzde 47’si kadın. Dahası, kadınların oranı artıyor. 2018 giriş verilerine göre üniversiteye yerleşen erkek öğrenci sayısı 745 bin, kadın öğrenci sayısı ise 747 bin. Yani kadın öğrencilerin sayısı bu yıl daha fazla.
Gelelim üniversitelerdeki istihdam dağılımına. Yine YÖK’ün raporuna göre toplam 166 bin 225 öğretim elemanının yüzde 45’i kadın. Ve geleceğe dönük güzel veri de şu: 23 bin 866 erkek araştırma görevlisine karşılık, 24 bin 530 kadın araştırma görevlisi var üniversitelerimizde. Demek ki önümüzdeki yıllarda Türkiye’de kadın öğretim elemanlarının oranı, erkek öğretim elemanlarını geçecek. YÖK’teki istihdamın dağılımı da olumlu. YÖK İdare Faaliyet Raporu’na göre çalışanların yüzde 57’si kadın.
O zaman nereden çıktı bu “kadın üniversitesi” konusu? “Gençliği kaybediyoruz, bizim mahallenin çocukları dönüşüyor bu üniversitelerde, artık bize oy vermiyorlar; öyleyse onları ayıralım” düşüncesi mi? Böyleyse, tutmaz. Gençliğin sorunları, toplumun öncelikleri başka; bu gibi hamleler iktidarın halkın gerçek sorunlarından kopukluğunu göstermeye yarar sadece. İyisi mi vazgeçin; gerçek çözümleri konuşalım.

Düzeltme notu: Son yazıda Arınç’ın sözlerinin zam tartışması üzerine ifade edildiğini yazmıştım. Hem kendisinin hem de program yapımcısının açıklamasına göre program zam tartışmasından önce çekilmiş. Bununla birlikte, kullandığı ve aktardığım ifadeler yine İstişare Kurulu’ndan alacağı maaşla ilgili. Perşembe günü katıldığı programdaysa maaşını bağışlayacağını açıkladı. Demek her kamuoyu baskısı “trollük” değilmiş.  

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021